EĞİTİM - YAŞAM KALİTESİ
Â
Aslında
projeden çok, "TEMEL BROŞÜR" niteliği taşıyan bu çalışma, "YAŞAM
KALİTEMİZİ BİRBİRİMİZİ EĞİTEREK YÜKSELTELİM.."ilkesini esas alarak,
toplumda ve bilim çevrelerinde gerçek anlamda asla keşfedilmeye
çalışılmayan tek özürlü grubunu oluşturan SPASTİKLER'i kısaca tanıtmak,
onlarla daha kolay, içten ve verimli iletişim kurulabilmesini,
spastiklerin ruh sağlıklarının korunabilmesini ve bu yolla
potansiyellerinin gün ışığına çıkarılarak aktif kılınmasını sağlamak
amacıyla hazırlanmıştır.
Â
. Konuya ilişkin yayınları bugüne dek,
spastik olmayanların kaleme aldığı düşünüldüğünde, böyle bir tasarının
ONLARDAN BİRİ tarafından kamuoyuna sunulması büyük onur ve
mutluluktur...
Â
EĞER BİR GÜN BİR "SPASTİK" İLE KARŞILAŞIRSANIZ...
Â
Biz
spastikler, beyin ya da sinir sistemi hasarının yol açtığı
motor-kontrol yetersizliÄŸi nedeniyle hareketlerimizi denetlemekte
güçlük çekeriz. Adalelerimizdeki istemsiz kasılma ve hareketler, bize
özel bir görünüm verir. Vücudumuzdaki tüm kaslar üzerindeki
egemenliğimiz ve bazı koşullarda yutkunma refleksimiz yeterince
gelişemediği için toplumdaki genel kanı, zihinsel özürlü olduğumuzdur.
Oysa ne kadar farklı görünürsek görünelim, zekamız -istisnalar dışında¬
normal, bazı koşullarda ise normalin de üstündedir...
Yine de
biz spastikler, zihinsel potansiyelleri en trajik biçimde reddedilen ve
geliştirilmeyen tek özürlü grubuyuz. Bunun anlamı, "ÖZÜ
REDDETMEKTİR"... Bugüne dek salt fiziksel gelişimimize önem
verildiğinden, ZEKAMIZDAN, EN BÜYÜK GÜCÜMÜZDEN UZAK YETİŞTİRİLDİK...
Oysa biz spastikler için zeka, "HER ŞEY" demektir... Zihinsel
potansiyelimizin açığa çıkarılması salt eğitsel açıdan önem taşımaz,
doğal eğilimlerimiz de zekamızı optimum düzeyde kullanabileceğimiz
biçimde programlanmıştır. Çünkü en büyük gücümüz odur ve diğer
yetersizliklerimizin boÅŸluÄŸunu da ancak o doldurabilir...
Günlük
yaşamda, bedensel engellerinden kaynaklanan aşağılık kompleksinden
kurtulmak için, fiziksel yeteneklerini ön plana çıkararak başarı
kazanabildiklerine inanan, kısacası "ÖZÜNÜ REDDEDEN" birçok spastik
göreceksiniz. Eğer sizden bunu bekliyorlarsa, onları alkışlayın...
Çünkü, mutlu görünseler bile, kendileri için neyin doğru olduğu onlara
öğretilmemekte, dolayısıyla da bu yanılgıya kendi özgür seçimleriyle
düşmemektedirler...
ONLARI ALKIÅžLAYIN AMA ONLARLA KONUÅžMA
FIRSATI BULURSANIZ, ÖZELLİKLE DE SPASTİKLERİN YAŞAMDA BEYİNLERİYLE
ÜSTLENEBİLECEKLERİ ÇOK DAHA ÖNEMLİ SORUMLULUKLARININ BULUNDUĞUNU VE
FİZİKSEL BAŞARILARDAN DUYACAKLARI MUTLULUĞUN, İNSANLIK YARARINA
KULLANILACAK OLAN ZİHİNSEL BOYUTTAKİ SINIRSIZ YARATICILIĞIN GETİRECEĞİ
DOYUMUN YANINDA SON DERECE SÖNÜK KALACAĞINI DA FISILDAYIN...
Peki, nasıl bir duyumsamadır spastik olmak?
Â
Spastik
olmak, KENDİ BEYNİNİZLE BİR BAŞKA BEDENİ DENETLEMEYE ve SİZE İTAAT
ETMEYEN KASLARI, İTAAT EDİYORLARMIŞÇASINA KULLANMAYA ÇALIŞMAKTIR...
Bireyin yaÅŸam kalitesi, toplumla kurduÄŸu iliÅŸkilerle ve toplumun
eğitim/bilinç düzeyiyle de yakından bağlantılıdır. Aşağıda, toplumda
tanınmaları ve hayat standartlarının yükseltilmesi açısından,
spastiklerin duyumsama ve beklentileri dört temel boyutta özetlenmiştir.
FİZİKSEL BOYUT
●
Bizimle göz göze iletişim kurun. Bu, bize güven verecektir...
Bakışlarınızı, vücudumuzu incelemek için harcamayın... Gördüğünüz beden
tam olarak bizim kontrolümüzde değilken, ruhumuzu, yüreğimizi ve
düşünce gücümüzü ona sığdırmaya, onunla bağdaştırmaya çalışmanız,
İNSANA ve TANRI'ya yapılmış çok büyük bir haksızlık olur...
●
Spastikler uyanık kaldıkları sürece, ne yaparlarsa yapsınlar, otururken
bile bedenleriyle mücadele etmektedirler. Spastik olmayanların asla
anlayamayacakları ve saygı gösterilmesi gereken bu duyumsama, insanüstü
bir azim gerektirmektedir...
● Hareket stilimiz çoÄŸunlukla
kontrolsüz ve serttir. Bu nedenle de yardımla ya da tek başına
yürüyebilen, hatta tekerlekli sandalyede oturan spastikler, her an
düşecekmiş izlenimi verebilirler. Dengesiz görünümümüze karşın, özgün
hareket stilimiz paralelinde kurabildiğimiz denge gerçekten
olağanüstüdür...
● Burada çok önemli bir konuya deÄŸinmeliyim:
Bizler felçli değiliz... Yolda karşılaştığınız spastiklere fiziksel
olarak yardım etmek istiyorsanız, lütfen bunu önce bize ya da
yanımızdaki kişilere sorun. Çünkü denge sistemimiz çok karmaşıktır ve
bilinçli yardımla bile onu oldukça zor düzenleriz. Eğer nasıl tutmanız
gerektiğini öğrenmeden aniden kolumuza sarılırsanız, kaslarımıza giden
bütün iletiler altüst olur... Özellikle de istem dışı hareketlerimiz
varsa, birlikte düşmemiz bile olağandır. Bir spastiğe yardım ederken
tutuş şeklinizden, tuttuğunuz yere ve sarf edeceğiniz güce kadar, her
şey çok önemlidir...
● Çok basit ÅŸeyler nedeniyle, çok çabuk
heyecanlanan insanlarız ve heyecanımız kaslarımıza olan egemenliğimizi
azaltır. Yeni tanıştığımız insanlara karşı daha da duyarlıyızdır...
Bizimle tanıştığınızda istemsiz hareketlerimiz ve kasılmalarımız
nedeniyle tedirgin olmayın. Çekindiğinizi hissedersek, hareketlerimizi
tümüyle denetim altına almamız gerektiği hissine kapılıp heyecanlanır
ve bunu başaramayınca da kendimizi strese sokarız, dolayısıyla da
istemsiz hareketlerimiz ve kasılmalarımız artar. Bize beden dilinizle,
"SENDEN UZAKLAŞMAYACAĞIM, ÇÜNKÜ ÖZGÜN HAREKET STİLİNİN BÖYLE OLDUĞUNU
BİLİYORUM VE BU BANA DOĞAL GELİYOR..." mesajını verirseniz, sorun
kolaylıkla çözümlenir...
Sözsüz mesajlarınız nedeniyle "NORMAL
BİR KİŞİ" olarak görülmediğimizi ve fiziksel olduğu kadar, düşünsel ve
duygusal boyutta da yadırgandığımızı hissettiğimizde ise, paniğe
kapılarak inanılmayacak ölçüde gerginleşiriz... Çünkü spastiklere,
özürlerini bir "ÖZELLİK" olarak algılamayı ve onu severek benimsemeyi
öğreten bir eğitim / rehabilitasyon sistemi henüz kurulmamıştır. Bu
nedenle de kendimize olan güvenimiz gelişememektedir.
● Kasılma
ve istemsiz hareketlerimiz nedeniyle, spastik olmayanların, ağzına
kadar dolu bir kabı sakin sakin tutabilmelerini de çok yadırgarız...
Hatta bazen, özellikle de elinizde dolu bir çay fincanı varsa,
sözcüklerle anlatılamayacak bir duyumsamayla, içimiz boşalır gibi olur.
Sanki sizin de kolunuz aniden istemsiz bir hareket yapacak ve sıvıyı
yağmur misali her yere yağdıracakmışsınız gibi hissederiz... Bu nedenle
elinizde dolu bardak, tabak, sürahi vb. varken lütfen bize çok fazla
yaklaşmayın. Ne zaman, nasıl bir hareket yapacağımızı biz bile
bilemeyiz ve en büyük endişemiz, BİRİLERİNE ya da BİR ŞEYLERE ZARAR
VERMEK'tir...
● Biz spastiklerin, istemli olarak yapabildiÄŸimiz
hareketler de en az istemsizler kadar bize özeldir... Yapmak
istediğimiz her harekette salt gerekli olan kasımızı değil, bütün
vücudumuzu kullanırız... İstemli ve istemsiz hareketlerimiz,
kasılmalarımız iç içedir; bir kalemi alırken bile bütün bedenimiz
hareket halinde ya da yay gibi gerilmiÅŸ olabilir...
ZİHİNSEL BOYUT
●
Zekamızın geri olduğuna bedenimize bakarak karar vermeyin... Kafasını
dik tutamayan, oturamayan, tükürüğünü yutamayan birçok spastik vardır
ve ifade edemeseler de bu insanlar pırıl pırıl bir zekaya sahiptirler...
●
Sabırlı olun... İletişimimiz ilerledikçe zekamızı fark edeceksiniz;
konuşamıyor olsak bile, onu bakışlarımızdan anlayacaksınız...
●
Genel kanı olarak, zekamızdan kuşku duymayın; kuşku duyarsanız doğal
davranamaz, iletişim kalitesini düşürürsünüz... Yanlış eğitim nedeniyle
zekamız geri bırakılmış olsa bile, bizler çoğunlukla kafası iyi çalışan
insanlarız. Üstelik, gizli kaldığı için, zihinsel potansiyelimiz çok
daha yoğundur... Ancak, zihinsel gücümüz yadsınarak eğitildiğimizi
unutmayın ve zekamızı tüm boyutlarıyla, ivedilikle ortaya
koyabileceÄŸimizi de beklemeyin...
● Basit sorularla zekamızı
kontrol etmeye çalışmayın... Sahip olduğumuz tek güç çoğunlukla odur.
Bu nedenle de düşünse potansiyelimizden kuşkulanılması biz spastiklere
büyük acı verir...
● Ailemize zihinsel gücümüz hakkında soracağınız
soruların yanıtlarına güvenmeyin... Bizler, zekaları görmezlikten
gelinen ve potansiyellerinin çok çok altında bırakılan kişileriz...
Çünkü spastikleri zihinsel açıdan desteklemek hem çok zevkli, hem de
çok zor bir sorumluluktur. İnsanlar bu serüvenden kaçabilmek için
sayısız yöntem bulmuşlardır. En geçerli olan kaçış yolu, gizli ya da
açıkça zeka özürlü olduğumuzu iddia etmek ve "BAĞIMSIZLIK KAZANDIRMA"
kılıfına geçirilmiş bilinçsiz fiziksel rehabilitasyonla, sabahtan
akşama kadar bizi hamur gibi yoğurmaktır...
PSİKOLOJİK BOYUT
●
Ailemiz ne kadar büyük "FACİA TABLOLARI" çizerse çizsin, inanmayın...
Spastik olmak bir facia değildir. Biz spastikler, özürümüzün yapay
olarak kurgulanan "TRAJEDİSİ"nden çok, YAŞAMLA ilgileniriz.
Siz de
öyle yapın, özürümüzün sebepleriyle sonuçlarından çok, BİZİMLE
ilgilenin... Bunu başarabilirseniz, "SPASTİK OLMAK" ile ilgili merak
ettiÄŸiniz her ÅŸeyi en doÄŸal yoldan ve DOÄžRU KAYNAKTAN
öğrenebilirsiniz...
● İlk kez bir spastikle karşılaşıyorsanız
bunu açıkça itiraf edin... Yapmacık ve zorlama davranışlardan
kaçının... Karşınızda sadece farklı fiziksel özellikler taşıyan biri
var. Bize de herkes gibi davranabilirsiniz...
● İletiÅŸim kuracağınız
ilk özürlü bir spastikse, gerçekten zor durumda kalırsınız. Çünkü
bizler gerçekten "FARKLI" görünür, "FARKLI" hareket eder ve "FARKLI"
konuşuruz... Yeterince tanınmadığımız için de spastik olmayanlar bizi
gördüklerinde paniğe kapılırlar. Bizimle nasıl diyalog kuracağını
şaşıran, hatta, hareket stilimiz nedeniyle, akli dengemizin bozuk
olduğunu zannederek bizden korkan insanlara rastlarız...
bilgi
eksikliğinden kaynaklanan bu tutumları doğal karşılamamız gerekir.
Ancak, yetiştirilişimizdeki hatalar nedeniyle kendimize güvenimiz tam
olamadığından, toplum tarafından yadırgandığımızda mutsuzluğa
kapılabiliriz...
● Yılda en az bir kez spastiklerin rehabilite
edildiÄŸi bir merkeze giderek bizlerle konuÅŸun, bize kitap okuyun,
şarkılar söyleyin ve özel dünyalarımızı tüm varlığınızla anlamaya
çalışın. Sizin adınıza çok ilginç bir deneyim olacak, bizleri de mutlu
edeceksiniz... BİR SPASTİKLE KONUŞMA FIRSATINIZ VARSA, ONU ASLA GERİ
ÇEVİRMEYİN...
● Bize sürekli olarak hayatın güzelliklerinden
bahsetmeye ve moral vermeye çalışmayın. Biz spastiklerdeki yaşama
sevinci, karşı karşıya kaldığımız tüm yanlış uygulamalara rağmen öz
itibarıyla sarsılamadığına göre, özürlü olmayanlardakinden bile çok
daha yoğundur... Gerçek yaşama sevincini görmek istiyorsanız,
gözlerimizin içine bakın...
● Rahat konuÅŸun, her söylediÄŸinizi
ölçüp biçmeyin. Tedirginliğiniz bize de yansıyacaktır. Bizi sadece ve
sadece "BİREY" olarak görürseniz, zaten kırılacağımız bir şey
söylemezsiniz...
● Ailelerimizde çoÄŸunlukla, toplumun biz
spastiklere acıdığı yolunda bir saplantı vardır. Çünkü yakınlarımız da
bize acırlar, bu nedenle bizler de kendimize acırız... Spastikleri
tanımak amacıyla sorduğunuz sorular direkt olarak "ACIMA DUYGUSU"yla
özdeşleştirilecektir. Söze girmeden önce mutlaka, "Bilgi sahibi olmak
için soruyorum..." şeklinde açıklama yapın. Elbette ki soracağınız
sorular da önemlidir... "Özürü doğuştan mı?" demek için insanları
yollarından çevirmekle elinize hiçbir şey geçmez... Aslında, hakkımızda
öğrenmek istediklerinizi, yani GERÇEK BİZ'i, sadece bizimle iletişim
kurarak keşfedebilirsiniz, çünkü ailelerimiz, uzmanların önerileri
doğrultusunda, özürümüzle öylesine meşguldürler ki, bizi birer "BİREY"
olarak algılayıp adım adım keşfetmeyi unutmuşlardır...
● İyi
niyetinizden kuşkumuz yok ama aile fertlerimize önerilerde bulunmaktan
lütfen dikkatle kaçının... Biz spastikler çok değişik ve riskli temel
tutumlarla yetiştirilmekteyiz. Bilmeden getireceğiniz bir öneri,
ailemizin diÄŸer fertlerinin ve bizim, zorla bozulmuÅŸ olan ruh
sağlığımızı ve yaşantımızı bütünüyle altüst edebilir. Özellikle de
bilimsellikten uzak önerileri aklınıza bile getirmeyin.
● Salt
hareketlerimizi denetleyemediğimiz için bizimle duygusal bağ kurmaktan
çekinmeyin. Herkes gibi bizim de sevilmeye ve sevmeye ihtiyacımız
vardır. Cinselliğin "İNSAN" yaşamındaki önemini ve duygusal olduğu
kadar, bedensel gereksinimlerimizin de olacağını yadsımayın... Bizler
çıkar gözetmez, sevgiden başka bir şey düşünmez ve yaşadığımız her şeyi
çok yoğun yaşarız...
SOSYO-KÜLTÜREL BOYUT
●
Spastiklerin sosyal aktiviteleri salt
spor yapmakla sınırlandırılmak
istenmektedir. Spastikler için ev ya da rehabilitasyon merkezi dışında
yapılan spor, "SOSYALLİK" değil, "KENDİNİ TOPLUMA KANITLAMA
SAPLANTISI"nın göstergesidir. Biz spastikler öncelikle en büyük gücümüz
olan düşünsel potansiyelimizle aktif konuma gelmeli, sosyalleşmeli,
kültürlü olmalı ve "BİR ŞEYLER KANITLAMA"ya zorlanmak yerine, insanlık
ve evren adına "ÜRETKEN ve YARATICI" çalışmalara imza atmalıyız...
●
Değişik olan konuşma stilimizi zor anlamanız çok normaldir...
Anlamadığınızda bunu dürüstçe kabullenin ve anlayıncaya kadar
uğraşın... Bizi yormamak için anlamış gibi görünmeye çalışmayın...
Sezgilerimiz çok güçlüdür, gerçeği kolaylıkla fark eder ve dürüst
davranmadığınız için öfkeleniriz. Konuşurken zorlanıyor gibi görünsek
bile acı ya da ağrı duymayız. Üstelik, söylediklerimizi yabancıların
anlamalarından da büyük keyif alırız.
● Bizimle çok yüksek sesle
ya da kelimeleri heceleyerek yavaş yavaş konuşmayın. İşitme engelimiz
çoğu zaman yoktur, "Anlama özürlü" de değiliz... Eğer biz bağırıyorsak
ya da zor ses çıkarıyor gibi davranıyorsak bu, kas koordinasyon
güçlüğümüzdendir.
● KonuÅŸmaya çalıştığımızı fark ettiÄŸinizde, ne
olursa olsun, anlamsız sesler çıkarsak bile, bizi bütün varlığınızla
dinleyin ve konuşmaya teşvik edin. Yakınlarımız, "Heyecanlandığımızı"
iddia ederek konuşma çabamızı yadsıyabilirler, aldırmayın...
Heyecanlandığımız doğrudur, ancak anlatmak istediğimiz fikirler de, göz
ardı edilmemesi gereken gerçeklerdendir...
● Spastiklerle
tanışmadan önce kendinizi SPASTİKLERİ GERÇEKTEN ANLAMAYA
yüreklendirirseniz, ne kadar bozuk konuşursak konuşalım bizi
anlarsınız... Hatta o zaman, konuşma stilimizin farklı olduğunu bile
hissetmeyebilirsiniz...
● KonuÅŸma/hareket etme çabamızı ya da aşırı
kasıldığımızı ve istemsiz hareketlerimizin arttığını fark ettiğinizde
biz spastiklere yapabileceğiniz en büyük yardım, "DERİN BİR SOLUK
ALMAMIZI" önermektir. Uyaran olmadıkça çoğunlukla ihmal ettiğimiz bu
aktivite bizi çok rahatlatır, gevşetir ve sakinleştirir... Bunun yanı
sıra asla bize, "ÇOK KASILIYORSUN, ÇOK HEYECANLISIN..." vb. sözler
söylemeyin. Sanki sizi rahatsız ediyormuşuz gibi duyumsayarak paniğe
kapılırız ve daha çok gerginleşiriz...
● Telefonla bir yeri
aradığınızda, ya da sizin telefonunuz çaldığında "FARKLI" konuşan
biriyle karşı karşıyasınız... Sizinle alay edildiğini düşünmeden önce
arayanın bir spastik olabileceğini aklınıza getirin ve asla kötü söz
söylemeyin... Söylediklerini anlamaya çalışın, sürekli "Alo" demekle
bir şey kazanmazsınız... Anlamazsanız bile notunuz varsa bırakın. Siz
onu anlamıyor olabilirsiniz ama o sizi anlayacaktır... Ayrıca iletişim
özgürlüğü, spastiklerin bağımsızlıklarının çok önemli bir bölümünü
oluşturmaktadır. Çoğunlukla evde olduğumuz için, telefon aracılığıyla
iletişim kurmak en doğal hakkımızdır...
● EÄŸer bir lokantadaysak ve
siz de sipariş alacaksanız, listeyi önümüze açık koyun ve ne
istediğimizi yanımızdakilere değil, bize sorun, çünkü büyük olasılıkla
onlar da bize soracaklardır... Üstelik "DOĞAL" davranmanız bizi mutlu
edecektir...
● Biz de herkes gibi, kültür faaliyetlerinden ve
doyasıya eğlenmekten zevk alırız... Çünkü biz "HASTA" kişiler değiliz,
sadece bedenimiz emirlerimize itaat etmiyor. Ailemizin tutumu doÄŸru
yönde olduğu sürece özürümüz, yaşantımızı yüksek standartta
sürdürmemize engel değildir. Sosyal yaşamda bizimle karşılaştığınızda
şaşırmayın...
● Spastikler hakkında çok iyi eÄŸitilmesi gereken bir
kesim vardır: TRAFİK POLİSLERİ... Bizler çoğunlukla çok zor
yürütüldüğümüz ya da hiç yürüyemediğimiz için ulaşımımız bazen kucakta,
tekerlekli sandalyede, bazen de sırtta taşınarak sağlanır. Bu nedenle
yakınlarımız kullandıkları aracı gideceğimiz yere yakın park etmek
zorunda kalırlar. "SPASTİK" terimi bilinmediği için de, bir uyarı
koyulsa bile, trafik memurları tarafından ceza yazılır ya da araç
çekilir... Konuya ilişkin resmi düzenlemelerden önce, sosyal boyutta
bilinçlendirilen trafik polisleri, biz spastiklerin ulaşımı sağlanan
araçlara kısa süreli park kolaylığı için imkan tanımalıdırlar.
Çalışmamın sonunda, tüm spastikler adına, toplumun her kesimine şu mesajı vermek istiyorum:
●
BİZ SPASTİKLER İÇİN YAPILAN HER ÇALIŞMAYI ALKIŞLAMAYIN... GENİŞ AÇI
DÜŞÜNÜN... EĞER GİRİŞİM "ÖZÜRÜ" DEĞİL, "İNSANI" ESAS ALIYORSA, BİREYİN
BİR BÜTÜN OLARAK GELİŞİMİNİ SAĞLAYACAKSA, PSİKO-SOSYO-KÜLTÜREL AÇIDAN
SPASTİKLERİ DESTEKLEYEBİLECEK NİTELİKTEYSE, AİLE EĞİTİMİ ÖN PLANDAYSA
ve "BİÇİMSEL" DEĞİL, "İŞLEVSEL" İSE, TÜM GÜCÜNÜZLE ONU SAVUNUN VE
MÜMKÜNSE DESTEKLEYİP GELİŞTİRİN.
● DUYGUSAL, YARDIM İÇİN YA DA
"SHOW" AMACIYLA YAPILAN GİRİŞİMLERİ KİM NE DERSE DESİN, BÜTÜN BEYİN,
YÜREK VE BEDENİNİZLE REDDEDİN..
● BİZ SPASTİKLERİN DUYGUSALLIK YA DA
GÖSTERİŞE DEĞİL, ÖNCE İNSAN" İLKESİ PARALELİNDE HER AÇIDAN SAĞLIKLI VE
ÖZGÜRCE GELİŞEBİLMEMİZİ SAĞLAYACAK İDEALİST, BİLİNÇLİ, SEVGİ VE SAYGI
DOLU HİZMETLERE GEREKSİNİMİMİZ VARDIR...
"1997 GARANTİ BANKASI "YARINA 4 IŞIK" PROJE YARIŞMASI" başlıklı bu yazı engellinin sayfası.com'dan alınmıştır.
Son Güncelleme: Perşembe, 07 Haziran 2007 00:41