4
Mart 2007 tarihli haber Ekspres Gazetesi'nde yer alan "Engeller ve
Engelliler" başlıklı köşe yazımın sonunda şu ifadeyi kullanmıştım:
"Engellilerin önündeki engelleri kaldırmayan her zihniyet yaşayan birer
engeldir."
Değerli okurlarım, engelli sporcuların yarıştığı 12.
dünya Yaz Özel Olimpiyat Oyunları 2-11 Ekim 2007 tarihleri arasında
Çin'in Şangay kentinde yapıldı. Oyunlara Türkiye atletizm, basketbol,
bowling, jimnastik, futbol, voleybol, masa tenisi ve yüzme
branşlarında; 62 sporcu, 16 antrenör, bir kafile başkanı, bir kafile
başkan yardımcısı olmak üzere 80 kişi ile katıldı.
25 dalda
engelli sporcuların yarıştığı Olimpiyat Oyunları'na 167 ülkeden 7 bin
sporcu, 40 bin gönüllü, 3 bin 500 etkin görevli iştirak etti.
Bu
olimpiyatlarda engelli sporcularımız 15 altın, 22 gümüş ve 18 bronz
olmak üzere toplam 55 madalya alarak Çin'de gönderlere al bayrağımızı
defalarca çektirdiler. Farklı branşlarda İstiklal Marşımızı defalarca
dinlettiler...
İşte medyanın üzerinde pek durmadığı, büyük oranda umursamadığı ulusal spor kahramanlarımızın başarıları...
Günümüzde
ne yazık ki televizyon kanallarında, "televole kültürünün" esir aldığı
programlar, engelli kardeşlerimizin gösterdiği uluslararası
başarılardan daha çok sahipleniliyor. Gazetelerin büyük bir kısmı ise
duyarsızlaşmış...
Neden Türk milletinin göğsünü kabartacak bu
başarılar anlatılmıyor; neden televizyonlarda gösterilmiyor? Neden
başarılara yazılı basında yeterince yer verilmiyor? Başarılı olan
engelli sporcularımız neden kamuoyuna tanıtılmıyor? Neden onların
sevinçlerini, aslında kendi sevincimizi paylaşmakta bu kadar cimri
davranıyoruz? Neden?...
Milyon dolarların döndüğü profesyonel
futbol karşılaşmalarının haberleri istisnasız her gün her televizyon
kanalının ekranını süslüyor. Gazetelerin manşetleri futbol maçlarının
skorlarından oluşuyor. Profesyonel sporcuların özel hayatlarını bile
halkın önüne getiren medya, neden bizim gerçeklerimiz olan engelli
kardeşlerimizin uluslararası başarılarını aktarmakta bu kadar çekingen
kalıyor?
Gökay Aydemir, Durducan Nevruz, Kezban Melike Özer, Fatih Türkmen, İsmail Cem Alev, Özlem Turanlı....
Bu isimleri hiç duydunuz mu?
Oysa
onlar bizim "ulusal kahramanlarımızdır". Onlar kahraman olarak
pazarlanan sporcu müsveddeleri gibi balondan kahramanlar değil, bizim
ulusal kahramanlarımızdır...
Çünkü; onlar sağlıklı bir insanın
bile ulaşmada güçlük çektiği başarılara ulaşmışlardır. Olanaklar
sunulup, önlerindeki engeller kaldırıldığında engellilerin neler
yapabileceklerini ispatlamışlardır.
İşte bu yüzden onlar her
engelli yurttaşımız için birer umut olacaklardır. Onların başarıları,
büyütülecek bir hedeftir. Onların başarıları engelleri aşmada daha
büyük bir özgüven aşılayacaktır engellilerimize...
Size olimpiyattan birkaç örnek:
· Gökay Aydemir 10 yaşında en genç milli jimnastikçimiz.
· Durducan Nevruz 15 yaşında. Down sendromlu. 100 metre sırtüstü Olimpiyat şampiyonu olup al bayrağımızı göklere çıkardı.
· Kezban Melike Özer uzun atlama dalında gümüş madalya aldı.
· Fatih Türkmen ve İsmail Cem Alev yüzmede gümüş madalya aldılar.
· Özlem Turanlı yüzmede bronz madalya aldı.
· Bowling takımımız da 191 puanla Özel Olimpiyat tarihinin rekorunu kırarak olimpiyat şampiyonu oldu. Ve diğer başarılar...
15
altın, 22 gümüş ve 18 bronz madalyayı Türk milletine kazandıran sevgili
sporcularımıza, onları yetiştiren antrenörlerine, çalışma ortamını
sağlayan tüm yetkililere sevgilerimi ve saygılarımı gönderiyorum.
Geride
o kadar çok Gökaylar, Durducanlar, Kezbanlar, Fatihler, İsmailler,
Özlemler...var ki. Onlar için ne yapılacak? Kim yapacak? Ne zaman
yapacak? Nasıl yapacak? Nerede yapacak?...
Bu evlatlarımızın "sadaka veren devlete" değil; onları kucaklayacak "sosyal devlete" ihtiyaçları var. Hepimizin olduğu gibi...
Cumhurbaşkanı'na,
Meclis Başkanı'na, Başbakan'a ve bakanlara seslenmek istiyorum.
Olimpiyatlarda 15 altın, 22 gümüş ve 18 bronz madalya alarak 15 defa
İstiklal Marşımızı dinleten 55 kez al bayrağımızı göndere çektiren
engelli kahramanlarımızın 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı'nın simgesi olarak
kabul edilmelerini, engelli sporcularımızın Cumhuriyetimizin 84.
yılının "Altın Çocukları" ilan edilmelerini, bu "kahramanların" devlet
güvencesine alınmalarını talep ediyor, umuyor ve bekliyorum.
Asıl onların cumhuriyete ihtiyacı var. Cumhuriyetin varlığını ve gerçek anlamını onlara hissettirmek sizlerin birinci görevi...
"CUMHURİYET KİMSESİZLERİN KİMSESİDİR..."
Mustafa Kemal Atatürk
(Haber Ekspres, 23 Ekim 2007)
Kaynak BİZİM "ÖZEL" KAHRAMANLARIMIZ - ZAFER YAPICI
zyapici1@mynet.com