İsveç'de zaman zaman belli belli periyotlarda radyolar,
televizyonlar, basın bir haberi duyurur; şu tarihte, şu saatte
adamlarımız gelecek, siz lütfen hazırlığınızı yapın. Okumadığınız,
ilgilenmediğiniz, kullanmadığınız ne kadar kitap, dergi, gazete, kağıt,
ambalaj, kutu varsa, bir ilaç prospektüsü dahi olsa, kapının önüne
koyun. İsveç'in kalkınmasına yardımcı olun. Fazla aÄŸaç ziyanına engel
olun.
BeÅŸ yaşında idim. Rahmetli babaannem pirinç ayıklıyordu. Bir
tane yere düÅŸtü. Babaannem eÄŸildi aramaya baÅŸladı. SaÄŸa bakıyor, sola
bakıyor, bulmaya çalışıyor. Çocukluk iÅŸte, "aman babaanne dedim, bir
pirinç tanesi için bu kadar çaba harcamaya, yorulmaya deÄŸer mi?"
Rahmetli ilk defa sertleÅŸti bana karşı. Öfkeyle doÄŸruldu, " sen
oturduÄŸun yerden ahkam kesiyorsun" dedi. "Hiç pirinç üretilirken gördün
mü? İnsanlar ne kadar zorluk çekiyorlar. Bir pirinç tanesinde kaç
insanın göz nuru, alın teri, emeÄŸi, çilesi var biliyor musun?"
Utancımdan kıpkırmızı oldum.
Aradan yıllar geçti. Huku fakültesi öÄŸrencisiyim. Alain'in
proposallarını okuyorum. Birden irkildim, babaannemi hatırladım. Alain,
bir insan yerde bir iÄŸne görüp de eÄŸilip almazsa, bütün uygarlığa
ihanet etmiÅŸ olur diyordu. İlave ediyordu, bir iÄŸnenin üretiminde
binlerce insanın alın teri, göz nuru, el emeÄŸi vardır.
Japonlar son derece sade, basit, yalın ve mütevazi yaÅŸayan
insanlardır. Evlerini mobilya ile, eÅŸya ile dolduranlar Japonlara göre
ruhen tekamül edememiÅŸ, hayatın manasını anlayamamış zavallı
kimselerdir. Böyleleriyle zavallı, evini mezat salonuna çevirmiÅŸ diye
eÄŸlenirler. Bir insanın gösteriÅŸ için, eÅŸyanın esiri olması ne kadar
acıdır.
Vaktiyle Japon ekonomisi bir darboÄŸazdan geçer. İç borçlar,
dış borçlar gırtlağı aÅŸar. Zamanın baÅŸbakanı meclisi toplar. Kürsüye
çıkar. Durumu olanca açıklığıyla ve tehlikeleriyle anlatır. "Åžu andan
itibaren" der."Tanrı ÅŸahidim olsun ki japonların iç ve dış borçları son
kuruÅŸuna kadar ödenmeden pirinçten baÅŸka bir ÅŸey yemeyeceÄŸim. Bu
üstümdeki elbiseden baÅŸka bir elbise giymeyeceÄŸim." Dediklerini yapar.
En üstten en alta bir israftan kaçınma kampanyası açılır. Japonya bütün
borçlarını öder. Bu durumun toplumun bütün kesimlerini, tek bir istisna
olmadan kapsadığını söylemeye gerek yok. Geçenlerde Japon İmparatorunun
sarayını gördüm. Yarabbim, ne kadar sade, ne kadar mütevazi, ne kadar
gösteriÅŸten uzak...
GerekmediÄŸi halde elektriÄŸi yakmakla, musluÄŸu kapatmayarak
suyu boÅŸ yere akıtmakla, gece çamurlu ayakkabılarımızı temizlemeden
yatmakla, yemek yediğimiz kapları yıkamadan bırakmakla biz de zalimler
sınıfına girmiyor muyuz..? Hayat çok ince, akıl almaz incelikte
ipliklerle örülmüÅŸtür. Her ÅŸey o kadar birbirine baÄŸlıdır ki, ilkokul
okuma kitabımızdaki bir sözü unutmadım.., "Bir çivi nal kaybettirir,
bir nal bir atı, bir at da orduya savaşı.." diyordu. Maddi durumumuz ne
olursa olsun, ister zengin ister fakir olalım, hepimiz çok dikkatli
olmak zorundayız. Bunda parayı da, maddiyatı da aÅŸan büyük bir edep ve
incelik vardır.
http://www.ugk.com.tr