SAVAÅž (Engelli bir ÇocuÄŸun GünlüÄŸünden)
10 sene önce, temmuz ayının bir pazar günü dünyaya geldim.
Annemin sıcacık, şefkatli kollarında, başlayan savaştan habersizdim.
Onun yardımıyla, her gün biraz daha büyüyordum.
Zavallı anneciÄŸim. Benim her gün savaÅŸtığımdan haberi yoktu.
7. ayımı doldurmuştum
Annemin yüzünde endiÅŸeleri görmeye baÅŸladım.
Bir şeylerin yolunda gitmediğini sezmeye başlamıştı.
O da babamla savaşıyordu.
Babam bende bir şeylerin ters gittiğini, ne bana ne de kendisine konduramıyordu.
Bu savaşı annem kazandı.
Beni götürdüÄŸü doktor, yaptığı tetkikler sonucu, anahtar cümleyi söyledi:
“Senin çocuÄŸun hiçbir zaman diÄŸer çocuklar gibi olmayacak.”
Ya doktor teyze, bunu anneme alıştıra alıştıra söyleyemez miydin?
AnneciÄŸim üzülme. Sen çok güçlü bir kadınsın. Ben de senden güç alıp, bu savaşı birlikte kazanacağız.
Şimdi babamla ve başka insanlarla yeni bir savaş başlıyordu.
AnneciÄŸim, sen önde ben arkanda; bu savaÅŸta ilk önce babamı yeneceÄŸiz.
Ama babamı yenmek bile düÅŸündüÄŸüm kadar kolay olmadı.
Oysa ben insanlarla savaÅŸmak istemiyorum.
Gücümü kendime harcamak istiyorum.
SavaÅŸacağım o kadar çok ÅŸey var ki…..
Karnımı doyurmak için savaşıyorum, çünkü yutmakta zorlanıyorum.
İstediÄŸim bir cismi tutmak için savaşıyorum, çünkü parmaklarım cisimleri kavrayamıyor.
Oturmak için savaşıyorum, çünkü dengem bozuluyor.
DüÅŸünce kalmak için savaşıyorum, çünkü hareketlerim kısıtlı.
Yürümek için savaşıyorum, çünkü ayaklarımın üstünde duramıyorum.
KonuÅŸmak için savaşıyorum, çünkü çene kaslarım ve dilim düzgün çalışmıyor.
Benim savaşımın adı ‘yaÅŸamak’.
YaÅŸamak için savaşılır mı demeyin. Ben tam 10 senedir savaşıyorum.
Her gün yattığımda, Allah’a ÅŸükrediyorum:
Bu gün de belki bu savaşı kazanamadım, ama yenilmedim de.
Ömrümün sonuna kadar da savaÅŸmaya devam edeceÄŸim.
© Özlem Yıldırım