ENGİN ALBAYRAK- ArkadaÅŸlar, selam. ÇoÄŸunuz beni tanıyorsunuz, ben de görme engelli bir bilgisayar kullanıcısıyım; yani biliÅŸen bir körüm.
Biz bilgisayarı niye bu kadar önemsiyoruz; yani daha iÅŸ bile bulamamışken, daha aÅŸ bile bulamamışken, daha eÅŸ bile bulamamışken, niye “ille de önce bir bilgisayarımız olsun da sonrasına bakarız” gibi bir saplantı içine girdik?
ArkadaÅŸlar, hepimiz -yani buradaki görme engellilerden veya görme engelliyi tanıyan buradaki bireylerden söz ediyorum- tanık olmuÅŸuzdur; bir görme engelli öÄŸrenci bir ders çalışmasını hazırlarken -bu bir ödev olabilir, bir ders notunu okumak olabilir veya bir herhangi bir nedenle bir araÅŸtırma yapıyordur- bu araÅŸtırmasını yaparken ne kadar zorlandığına defalarca tanık olmuÅŸuzdur. Öncelikle bir yazılı kaynağı tespit etmemiz gerekiyor, yani hangi kaynağın bize gerekli olduÄŸunu tespit etmemiz gerekiyor, bunun için kütüphanede kaynak taraması gerekiyor. Bunu kiminle yapacağız; çünkü kaynakların hiçbiri bizim okuyacağımız formatta deÄŸil, bir görenin yardımı olması gerekiyor. Ama bu görenin iÅŸi çok zor; çünkü tek tek bize kaynakları okuyacak, içindeki bilgileri, yani konu baÅŸlıklarını bileceÄŸiz. Ondan sonra istediÄŸimiz kaynağı buldum diyelim, bu kaynağı bize kim okuyup da bilgilenmemizi saÄŸlayacak veya istediÄŸimiz yazıyı oluÅŸturmamız için istediÄŸimiz belgeye dönüÅŸtürmemizi saÄŸlayacak; yine bir gören bunu yapacak.
Bazı büyük kentlerde “görenler olmasa da olur canım, biz ufak tefek iÅŸlerimizi yapıyoruz iÅŸte.” Mesela nasıl yapıyoruz? Sesli kütüphanelerimiz var, kabartma kütüphanelerimiz yeni yeni oluÅŸtu Allah’a ÅŸükür, Altı Noktada makine var. Bu kütüphanelerde bulabildiÄŸimiz kaynaklarla iÅŸimizi görmeye çalışıyoruz; ama bunlar genellikle biraz eski tarihli, biraz daha popüler olan kaynaklar oluyor, biraz az popüler olan veya herkesin iÅŸine yaramayacak kaynaklar buralarda bulunmuyor veya çok sevdiÄŸimiz bir kitap var, herkes sözünü ediyor “ÅŸu kitap da ne kadar çok sattı” eleÅŸtirilerini oradan buradan duyuyoruz, ama o kitabı bir okumamız gerekiyor. Kim okuyacak bize; eÄŸer sesli veya kabartma baskı kopyasını bulamamışsak, bir gören okuyacak. Ama o okuyacak olan gören, ya para karşılığı bunu bize okuyacak veya o da seviyorsa eÄŸer zevk için bize katlanacak; ama zamanını ayıracak, birlikte okuyacağız filan, yani bir sürü sorunla karşılaşıyoruz. Bir yazı yazacağız, diyelim ki bir devlet dairesine bir dilekçe yazılacak; bu dilekçemizi kim yazacak?
Åžimdi sayamayacağım, aklıma gelmeyen buna benzer bir çok sorunumuz vardı; ama bu sorunların neredeyse tamamı yok, çünkü bilgisayar var. Biz bilgisayarımızın başına geçtiÄŸimiz zaman artık Internet’in herhangi bir köÅŸesinde bulabileceÄŸimiz bir elektronik kitabı anında bilgisayarımızı indirip istediÄŸimiz aralıklarla, istediÄŸimiz ÅŸekilde, istersek tümünü bir günde -vaktimiz varsa- istersek günde 10 dakika ayırarak rahat rahat okuyabiliyoruz. Yani elektronik ortamda bir kopyası bulunan her kitaba ulaÅŸmamız artık mümkün; çünkü bilgisayarla bunu okuyabiliyoruz, hatta üzerinde ufak tefek notlar alıp deÄŸiÅŸiklikler yapabiliyoruz. Çünkü o kitap bizim, kütüphaneden filan ödünç almadık; bu bir yararı.
Bir baÅŸka yararı da ÅŸu: EÅŸimize dostumuza mektup yazacaksak, bir göreni çağırıp da “hele ÅŸu mektubu bana bir yazıver” demiyoruz, para isteyeceksek “bunu nasıl yazdırayım, bir görene yazdırıyorum, babamdan para isteyeceÄŸim, ayıp olmaz mı” filan diye kaygılarımız yok; çünkü kendimiz yazıyoruz, kendimiz kağıda bastırıyoruz ve hatta biraz becerimiz varsa, zarfın üstünü bile printer’de kendimiz yazıp postaya atması kalıyor bir tek ya da babamızın da bilgisayarı varsa mail atıveriyoruz, daha kolay. Bir baÅŸka yararı, babamızdan bizim mektubumuza cevap geldiÄŸinde, bu cevabı da okutmak için bir görene ihtiyacımız yok; koyuyoruz tarayıcımızın içine, basıyoruz bir butona, mektup anında bilgisayarın ekranına, bilgisayarın hard diskine yerleÅŸiveriyor bizim okuyabileceÄŸimiz harflerle, yani bizim elektronik harflerle. Oradan istediÄŸimiz gibi, bilgisayardaki daha önceki kitaplarımızı nasıl okuyorsak, bunu da o ÅŸekilde okuyabiliyoruz.
Bilgisayarın bu nedenle biz görmeyenlere, görenlerden daha çok gerekli bir araç olduÄŸuna inanıyoruz. Bu görenlere gerekli olmadığı anlamına gelmiyor, görenler bilgisayarla birçok iÅŸlerini çok daha kolay yapıyorlar; ama bilgisayar olmadan da yapıyorlardı o iÅŸlerini, biraz geç oluyordu, biraz güç oluyordu, ama kendi baÅŸlarına yapıyorlardı. Biz, bilgisayar olmadan, birinin yardımı olmadan bu iÅŸlerimizi yapamıyorduk; ÅŸimdiyse bilgisayarla hem Türkiye'de ve dünyada olup biten tüm olayları, hem de yazmamız gereken yazılarımızı, okumamız gereken tüm kaynaklarımızı tarayabiliyoruz. Herhangi bir bilgiye ulaÅŸtığımız zaman, o bilginin kaynağının ta kendisine; yani o bilginin yazarına kadar ulaÅŸma ÅŸansımız var, bunlar bizim için çok deÄŸerli olanaklar, o nedenle de bu olanaklar için bilgisayarı kullanmak zorundayız.
Az önce dedik ya, iÅŸ bulamayanlarımız var, aÅŸ bulamayanlarımız var; bilgisayarı nasıl alacak bu arkadaÅŸlarımız? Biz, “herkes evine bilgisayar alsın” diye bir kaygı veya bir kampanya yürütme çabasında deÄŸiliz; bizim yapmaya çalıştığımız ÅŸey, önce görme engelliler bilgisayar kullanmak zorunda olduklarının bir farkına varmalı. Görme engellilere hizmet götüren kurum ve kuruluÅŸlar, bu hizmetleri bilgisayar yardımıyla daha ucuz ve kaliteli olarak verebileceklerinin farkına varmalı. Bu bilinç gerçekleÅŸtikten sonra ne olacak?
ArkadaÅŸlar, benim bir hayalim var; birtakım derneklerle, birtakım kurum ve kuruluÅŸlarla eÄŸer birtakım hizmetler için görüÅŸüyorsak, iliÅŸki içindeysek, bu iliÅŸki içinde olduÄŸumuz tüm kurum ve kuruluÅŸların bizim kullanımımıza açık bilgisayarları içeren birer odası olmalı ve bu odalarda bu bilgisayarları istediÄŸimiz gibi kullanabilmeliyiz. EÄŸer bilgisayar kullanmayı bilmiyorsak da bir operatör yardımıyla, bize az çok yardımcı olacak bir operatör yardımıyla; ama iÅŸimizin önemli kısımlarını kendi kendimize yaparak bu iÅŸi becerebilmeliyiz. İlle de evimize bilgisayar almamız gerekmiyor; ama bir yazımızı, istediÄŸimiz bir kütüphaneye Internet üzerinden girerek, o bilgisayarda kendimiz okuyabilmeliyiz, oradan istediÄŸimiz kadar printer kağıdına kopyasını çıkartabilmeliyiz, hatta bir el baskısını alabilmeliyiz. Bu olanakları bize hizmet veren kurum ve kuruluÅŸlar bizim için saÄŸlamalı, bunlar çok pahalı olanaklar deÄŸil, en azından ÅŸu anda bize verilmeye çalışılan eÄŸitim kadar pahalı deÄŸil.
Bu konuda ÅŸu anda aklıma gelenler bunlar. Biz bunun için bu yola çıktık, bunun için bu toplantıları yapıyoruz. Lütfen, ÅŸu anda bizi dinleyen ve bu konuyu yeni öÄŸrenenler varsa, biraz daha üzerinde düÅŸünsünler.
Sorusu olan varsa ÅŸu anda alabilirim.
TeÅŸekkürler.
OTURUM BAÅžKANI- Sevgili Ali Cengiz Arkadaşımız da, Engin söyledi, bizim için birçok alanda bilgisayar gerekli. Görme yetisine sahip, görme yetisini kullanabilen insanlar için bilgisayar ya da bilgi teknolojileri, hayatlarını kolaylaÅŸtırıcı bir etken. Ancak bizim içinse, bizim görebilirken yapabileceÄŸimiz ÅŸeyleri görmediÄŸimiz zaman, yani kör olan birisi için bağımsız bir ÅŸekilde, birine ihtiyaç duymadan yapabilmemizi, en azından bir kısmını yapabilmemizi saÄŸlayan ya da saÄŸlama ihtimali olan; çünkü bu alana az sonra yine deÄŸineceÄŸiz, bilgi teknolojilerinde ve Internet’te yine de körlerin önünde eriÅŸilebilirlik sıkıntıları var.
Sözü yine Ali arkadaÅŸa bırakmak istiyorum. Ali Cengiz arkadaşımız da bilgisayarın, körlerin eÄŸitimi ve istihdamı alanındaki katkılarından söz edecek.
Buyurun.
ALİ CENGİZ- TeÅŸekkür ediyorum. Hepiniz hoÅŸ geldiniz.
Bir insanın topluma katılabilmesi, toplum yaÅŸamının bir parçası haline gelebilmesinin temel koÅŸulu iÅŸ edinmesi, iÅŸ edinmenin temel koÅŸulu da eÄŸitim gibi görünüyor. Bu iki konu birbiriyle çok içli dışlı, dolayısıyla bu iki konuyu birlikte ele almayı düÅŸündük; ama daha iyi anlaşılması bakımından ayrı baÅŸlıklar halinde anlatmaya çalışacağım.
Aslında görme engellilerin istihdamına ve eÄŸitimine bilgisayarın yaptığı katkı da temelde ortak; çünkü bizim bu iki alanda da temel sorunumuz, normal yazıyı okuyamamak ve yazamamaktan geçiyor. Dolayısıyla bilgisayar bu sorunumuzu neredeyse tamamen ortadan kaldırdığından, bizim artık eÄŸitim ve istihdamla ilgili sorunumuz yok denecek kadar az bir hale geliyor.
EÄŸitimdeki temel sorunumuz nedir; demin de söylediÄŸim gibi, normal yazıyı okuyamamak ve yazamamak. Okumasız bir eÄŸitim düÅŸünemeyiz, eÄŸitim kurumlarında kabartma yazı, ilköÄŸretim okullarında kabartma yazı kitaplarla bu okuma eksiÄŸimizi bir ÅŸekilde gidermeye çalışıyoruz; fakat kabartma yazı kitaplar bir kere çok eski kitaplar oluyor. Basımı çok pahalı ve külfetli bir iÅŸ olduÄŸu için, her sene yeni çıkan kitabı basarak öÄŸrencilerin kullanımına sunmak mümkün olmuyor; ama bilgisayar sayesinde artık bu mümkün. Bilgisayarın tarayıcısının önüne kitaplar konuluyor ve kabartma olarak her sene yeni basım kitaplar öÄŸrencilerin kullanımına sunulabiliyor.
Lise ve üniversite yıllarında kabartma kitap bulmamız da mümkün deÄŸildi, fakat artık bu da bilgisayar sayesinde mümkün; çünkü gerek tarayıcılardan yararlanarak, gerek Internet ortamında, bilgisayar ortamında hazırlanmış kitaplara Internet yoluyla ulaÅŸarak bu eksiÄŸimizi de gidermemiz artık mümkün olacak ve okuma eksiÄŸimizi neredeyse tamamen ortadan kaldırmış olacak bilgisayar.
Bir baÅŸka eksiÄŸimiz de normal yazıyı yazamıyor almaktan kaynaklanan eksiÄŸimizdi. Bu öncelikle not alma açısından büyük bir sorun yaratıyordu; çünkü kabartma yazıyla not almak, hem çok külfetli bir iÅŸ, yanınızda bir araç-gereç taşımak zorundasınız. Herkes kabartma yazıyı büyük bir verimlilikle kullanamayabiliyor; çünkü kabartma yazının öÄŸrenimi ve kullanımı çok zor, ayrıca gürültülü bir makineyle yazmak zorundasınız. Dolayısıyla 80 kiÅŸilik bir sınıfta kabartma yazıyla not tutmaya kalktığınızda kimsenin ders dinlemesi mümkün deÄŸil; ama küçük bir taşınabilir bilgisayar sayesinde bu sorun tamamen ortadan kalkıyor, notlarımızı sessiz sedasız alıyoruz, üzerinde gerekli düzeltmeleri daha sonra yapıyoruz ve gerektiÄŸinde ders çalışmak amacıyla da bunları kullanıyoruz. Artık baÅŸkalarının notlarından yararlanmak ya da dersi kasete kaydedip sonra tekrar dinlemek gibi zorluklar kalmıyor.
Bir baÅŸka sorun -bu istihdamla da baÄŸlantılı- görme engellilerin pek çok alanda eÄŸitim yapmasına izin verilmiyordu, örneÄŸin mühendislik fakültelerini tercih etmemiz bile yasal olarak engelleniyordu; çünkü görme engelli bir insanın mühendislik eÄŸitimi yapması ve mühendislik yapması mümkün deÄŸildi. Ama artık bilgisayar sayesinde bu da mümkün hale geldi; çünkü bilgisayarla çizimler yapmak, yapılan çizimleri kontrol etmek, yani projeler yapmak ve kontrol etmek artık yapılamayacak bir iÅŸ deÄŸil, görme engelli bir insanın yapamayacağı bir iÅŸ deÄŸil. Bilgisayar sayesinde bunun gibi pek çok baÅŸka alanda görme engellilerin önündeki engeller tamamen ortadan kalkmış durumda.
İstihdam alanında yine aynı sorundan kaynaklanan nedenlerle görme engellilerin iÅŸ alanları çok kısıtlanmıştı, pek çok görme engelli insan santralcilik yapıyordu sadece. Bir grup avukat, psikolog, öÄŸretmen var belki; ama bunun dışındaki mesleklerde görme engellilerin çalışması gerçekten mümkün deÄŸildi. Ama okuma yazma eksikliÄŸi artık ortadan kalktığına göre, bu sorun giderildiÄŸine göre, gören bir insanın herhangi bir büroda yapacağı bütün iÅŸleri görme engelli bir insanın yapması mümkün. Dolayısıyla bilgisayar, görme engellilerin önünde çok önemli bir açılım saÄŸlıyor. Ayrıca bilgisayarın bizzat kendisi görme engellilere bir iÅŸ olanağı saÄŸlıyor; çünkü görme engelliler bilgisayar programcılığı yapabilir.
Bu konuda söyleyebileceklerim, ÅŸu an aklıma gelenler bunlar. Daha sonra arkadaÅŸlar, bilgisayara görme engellilerin eriÅŸimi konusunda bir tanıtım yapacaklar ve bu söylediklerimin geçerliliÄŸi somut hale gelmiÅŸ olacak.
TeÅŸekkür ediyorum.
OTURUM BAŞKANI- Arkadaşlar; sorularınız olursa eğer, konuşmacı arkadaşlarımız konuşmalarını bitirdikten sonra da sorabilirsiniz. Ali arkadaşımıza sorunuz varsa alabiliriz şu anda.
Az önce de söylemiÅŸtim, bilgisayar kullanmak da ya da Internet’e eriÅŸmek de yeterli deÄŸil, bilgisayar kullanırken ya da Internet’e eriÅŸirken karşılaÅŸtığımız engeller var; nasıl biz sokaÄŸa çıktığımızda gitmek istediÄŸimiz yere giderken hedefe ulaÅŸmak için birçok engeli aÅŸmak zorunda kalıyorsak, bilgisayar ve Internet için de bu tür engellerle karşılaşıyoruz.
Sevgili Recep Kısacık arkadaşımız, körlerin bilgisayar kullanmasının ve Internet eriÅŸiminin önündeki engeller ve örgütlenme, hukuksal düzenlemeler konularında söz alacak.
Buyurun.
RECEP KISACIK- TeÅŸekkürler, hepiniz hoÅŸ geldiniz.
Bilgisayar ve görme özürlüyü bir arada düÅŸünmek, yaklaşık 3-4 yıl öncesine kadar görme özürlüler arasında bile fazlaca düÅŸünülen bir olay deÄŸildi. Bunun en büyük iki nedeni var; Türkiye'de görmeyenler, ekonomik olarak en alt kesimde olan insanlar, yeterli ekonomik olanakları yok, bilgisayar ve bilgi teknolojileri ekonomik bakımdan pahalı. İkincisi de ÅŸu: Görmeyenler, bir görmeyenin bilgisayar kullanımını saÄŸlayan araçlardan ve yazılımlardan yoksun.
Bilgisayar dünyası çok hızlı deÄŸiÅŸen bir alan, burada aylar çok ÅŸey ifade ediyor, 3 ay önce kullandığımız yazılımı 3 ay sonra kullanamaz hale geliyoruz, baÅŸka bir yazılım çıkıyor. Bu yazılımların görme özürlülerin kullanımına da uygun hale getirilmesi gerekiyor; en büyük problemimiz bu.
Bu problemleri anlatmadan önce, bir görme özürlü bilgisayarı nasıl kullanır, neleri yardımcı almak zorundadır? Temel olarak bir görmeyen özürlünün bilgisayar kullanımında en büyük yardımcısı “screen reading” dediÄŸimiz ekran okuma programları. Bu programlar yazılım veya harfler olarak hazırlanmış synthezeiser’larla ses sentezleyicilerle çalışırlar ve bir gören için ekranda görülebilir ne varsa, bir ekran okuma programı da bir görmeyene bunu seslendirir; bu en önemli yardımcı yazılım. DiÄŸerleri yine bir görme özürlünün kullanımına uygun olması koÅŸuluyla, ona uygun yazılımların yaratılması koÅŸuluyla tarayıcılar çok önemli.
Bugün dünyada 50’nin üzerinde okuma programı var; ama özellikle Türkiye'de görme özürlülerin bilgisayar kullanımının yaygınlaÅŸmasını engelleyen en önemli unsur, Türkçe ekran okuma programının olmayışı. Sayımız gittikçe çoÄŸalsa da, Türkiye'de görme özürlüler parmakla sayılacak kadar az bilgisayar kullanıyorlar, etrafımızdaki ya da bizim benzeri ülkelerdeki görme özürlülere bakarak çok az. Nedeni, Türkçe ekran okuma programının olmayışı; ya İngilizce bilen ayrıcalıklı görmeyenler bilgisayar kullanabiliyorlar ya da İngilizce aksanıyla Türkçe konuÅŸabilen ekran okuma programına alışabilenler kullanabiliyorlar. Ekran okuma programlarını üreten firmalar da Türkçe’ye ilgi göstermiyorlar. Nedeni çok açık; Türkçe ekran okuma programı pazarının ne kadar hacimli olduÄŸunu, büyüklüÄŸünün ne olduÄŸunu bilemiyorlar ve bir pazar yaratılamadığından da ticari olarak yatırım yapma gereÄŸi doÄŸmuyor.
Özellikle yazılım olarak ekran okuma programlarının geliÅŸmesi, Amerika BirleÅŸik Devletlerinde 1994 yılında Özürlü YurttaÅŸlar Yasasının çıkışından sonra hız kazanıyor; çünkü bu Yasa, Amerikan vatandaşı olan özürlülere götürülecek hizmetlerde ekonomik destek saÄŸlıyor, Amerikan Devleti götürülen hizmetleri destekliyor. Türkiye'de böyle bir olanak da olmadığından, yaratılamadığından, bilgisayar dünyasına ağır adımlarla ilerleyebiliyoruz.
Yine görme özürlülerin önünde baÅŸka bir engel de ekran okuma programını ve diÄŸer destekleyici yazılımları bulabilen görme özürlüler Internet’e ulaÅŸmak istiyorlar; çünkü bir görme özürlünün bilgi kaynaklarına ulaÅŸması, üretmesi ve yayması Internet aracılığıyla olabilen bir ÅŸey. Burada web tasarımcıları devreye giriyor; görme özürlüler sadece ekran seslendiren programlarla Internet’e ulaÅŸabildiklerinden, web tasarımcıları bu durumu dikkate almıyorlar. Hareketli yazılar, javalar ve resimlerden oluÅŸan linkler bizim için bir ÅŸey ifade etmiyor. Çok basit olarak alternatif açıklayıcı tekst yerleÅŸtirilen resimli bir link bizim için çok ÅŸey ifade ediyor; ama bir web tasarımcısı da “bu siteye bir görme özürlü girebilir” diye düÅŸünmüyor.
Halbuki bir görme özürlünün normal kent yaÅŸamında, sosyal yaÅŸamda ulaÅŸma güçlükleri var; bir bankaya gidip parasını yatırma, havale yapma, faturalarını ödeme gibi iÅŸlemleri yapabilmesi için çok zaman harcaması gerekiyor, çok güçlüklerle karşılaÅŸması gerekiyor. Bu hizmetleri Internet’ten saÄŸlayan kurumlar Internet sitelerini de görme özürlülerin kullanabileceÄŸi alternatif seçenekler de yaratabilseler, biz çok daha rahat ve hızlı biçimde Internet eriÅŸimine de ulaÅŸmış olacağız.
Tek tek bu sorunları aktarmak ve çoÄŸaltmak mümkün, ama özünde deÄŸinmek istediÄŸim iki problem var; gerek bilgisayar kullanımına yönelik ekran okuma programlarının TürkçeleÅŸtirilmesi ve geliÅŸtirilmesi, gerekse Internet eriÅŸiminde görme özürlülere uygun yazılımların ve web sitelerinin oluÅŸturulması konusunda temel bir yönlendirmeye ihtiyaç var. Görme özürlülerin bilgisayar kullandığının, neden ihtiyaçları olduÄŸunun, sayılarının ve ihtiyaçlarının anlatılması gerekiyor; bu iÅŸle ilgilenenlerin yönlendirilmesi gerekiyor, kamuoyu oluÅŸturulması gerekiyor ve taleplerinin yerine getirilmesi bakımından mücadele edilmesi gerekiyor. Bunun için de bu alanda birikimi olan insanlar bir araya gelmek zorunda, örgütlenmek zorunda.
20. Yüzyıl sosyologlar tarafından örgütlenme çağı olarak deÄŸerlendiriliyordu, 21. Yüzyıl ise bilgi çağı olarak deÄŸerlendiriliyor. “Bilgiye egemen olan, gücü elinde tutar” gibi bir yaklaşım var, ama görmeyenlerin gücü elinde tutma gibi ütopik bir amacı yok; ama en azından daha özgür, daha güvenli bir yaÅŸam sürebilmeleri için bilgiye ulaÅŸmaları, üretmeleri ve paylaÅŸmaları gerekiyor, bu koÅŸulları saÄŸlamak için de örgütlenmeleri gerekiyor. Bu örgütlenme, hem görme özürlülerin bilgisayar kullanımına yardımcı olacak kaynakları yönlendirme rolünü üstlenecek, hem de görme özürlülerin bilgisayar kullanımı ve geliÅŸtirilmesi bakımından ihtiyaç duyulan temel politikaları oluÅŸturmayı saÄŸlayacak.
Genel anlamda özürlülerin örgütlenmesi ülkemizde yaygın; ama dağınık, belli alanlarda güç birliÄŸi yapmaktan kaçınılıyor, o birliktelik saÄŸlanılamıyor. Hukuksal altyapısı bakımından da görme özürlüler somutunda -özürlülerde de var, ama ÅŸu anda konumuz görme özürlüler olduÄŸu için- bir çeliÅŸki var, garip bir çeliÅŸki var; “bilgisayar kullanıcısı görme özürlüler kendilerini anlatmak için, geleceÄŸe yönelik politikalar oluÅŸturup ilgili yerlere yaptırtabilmek için örgütlenmek zorunda” diyoruz; ama bu alana iliÅŸkin, özürlülere götürülecek hizmetlerle ilgili örgütlenme, hukuksal bakımdan ÅŸu anda olanaksız. Yani sakatlara hizmet amacıyla özürlülerin kendileri veya bu amaca yönelik herhangi bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı grubu yasal olarak örgütlenemiyor. Bu çeliÅŸki son Anayasa deÄŸiÅŸikliÄŸiyle birlikte kalkma yoluna gitti, ama halen ilgili Dernekler Yasası yürürlükte ve bu Yasanın bugüne kadar eÅŸini görmediÄŸim bir 88. Maddesi var; 88. Madde, sakatlara hizmet amacıyla kurulan derneklerin 4 özür federasyonuna baÄŸlı olmasını, bu federasyonların da bir konfederasyona baÄŸlı olmasını öngörüyor.
Yine genel anlamda bir Dernekler Yasasının 34. Maddesi var; “federasyon üyesi dernekler kamu yararına çalışan derneklerdir” diyor, kamu yararına çalışma statüsünün kazanılması da tamamen yürütmenin sınırsız takdiriyle olabilecek bir ÅŸey. Yani görmeyen bilgisayar kullanıcıları derneÄŸini kurduÄŸunuz an, bu dernek herhangi bir federasyona üye olmak zorunda, üye olabilmesinin koÅŸulu da kamu yararına olabilmesinden geçiyor. Yeni kurulan dernek kamu yararına olamayacağına göre -belli koÅŸulları var, en az 1 yıl faaliyette olması gerekiyor, Bakanlar Kurulundan izin alması gerekiyor- bu koÅŸullar yerine getirilmediÄŸine göre bu dernek kurulamaz anlamına gelir. Bu Yasa 12 Eylül dönemi yasalarından olduÄŸundan, Anayasaya aykırılığı iddia edilemiyordu, son Anayasa deÄŸiÅŸikliÄŸiyle bu olay ortadan kalktı. İnÅŸallah 88. Madde de Anayasaya aykırılığı iddiasıyla Anayasa Mahkemesine gider de, örgütlenme yolunda daha rahat bir hukuksal altyapı oluÅŸturmuÅŸ oluruz.
Bu alanda, özellikle görmeyen özürlülerin bilgisayar kullanımı ve bilgisayar destekli eÄŸitim ve bilgisayarın yardımıyla yeni mesleklerin edinilmesi ve iÅŸ piyasasına bunların tanıtımı alanında mevcut örgütlerin önkoÅŸulsuz katkıda bulunması gerekir ve hatta bu süreçte bizzat yer almaları gerekiyor. Ama düzinelerce görmeyenlere yönelik hizmet veren dernek var ve bilgisayar kullanımına ve bundan alınacak sonuçlara yönelik çalışmaları çok az, tek tük görüyoruz ve birbirleri arasında da koordinasyon olmadığı için bunlar saman alevi gibi parlayıp yok oluyorlar.
Åžu anda söyleyebileceklerim bu kadar, sorularınız varsa alabilirim.
TeÅŸekkür ediyorum.
OTURUM BAÅžKANI- Buyurun.
SALONDAN (İnönü Üniversitesi)- GeçmiÅŸ dönemlerde öÄŸrencilerimiz içerisinde görme özürlü yoktu, yeni yeni gelmeye baÅŸladı, bu dönem birinci sınıfta 6 tane öÄŸrencimiz var. Buraya gelmeden 5-6 gün önce EÄŸitim Fakültesi Dekanı beni arayarak, bu öÄŸrencilere yardımcı olmamı istedi, benim haberim yoktu. Ayrıca ÅŸunu belirteyim: Enformatik Bölüm BaÅŸkanıyım, öÄŸrencilerimize biliÅŸim teknolojilerini öÄŸretmek amacıyla çalışıyoruz. Bunlarla ilgilenmemi istedi, bu konferansa hazırlığım nedeniyle ilgilenemedim, hem de bu programda sizin sununuzu görünce “nasıl olsa orada bilgi alırım” dedim ve geldim, Malatya’da araÅŸtırma yapmadım.
İki sorum var; üniversitedeki bu öÄŸrencilerin artmasının sebebi körlerin eÄŸitim düzeyinin artması mı, yoksa yeni bir yasal düzenleme sonucu mu geliyorlar? Çünkü böyle bir sorun olmaması için bir an önce laboratuar oluÅŸturmamız lazım.
İkinci sorum da ÅŸu: ÖrneÄŸin, ildeki körler dernekleri sizinle koordineli çalışıyorlar mı? EÄŸer eÄŸitim almak gerekiyorsa, bu konularda neler yapılabilir? Biz bu programları kullanarak doÄŸrudan öÄŸrencilere yardımcı olabilir miyiz, yoksa bu iÅŸle uÄŸraÅŸmış birinin belli bir süre bize destek olması mı gerekiyor?
TeÅŸekkürler.
OTURUM BAŞKANI- Bu soruyu Recep arkadaş mı yanıtlasın.
RECEP KISACIK- Öncelikle üniversiteye giden görme özürlülerin sayısının artışı elbette görme özürlülerin eÄŸitim sürecinde biraz daha hızlı ilerlediklerini gösteriyor. Bu konuda yeni bir yasal düzenleme yok, sadece daha önce görme özürlülere kapatılan bazı üniversite lisans programlarının bakanlık kararlarıyla önü açılmış durumda. Onun dışında kökten bu iÅŸi çözen, hızlandıran yeni bir yasal düzenleme yok. 6 öÄŸrencinin birden gelmiÅŸ olması tamamen tesadüf; çünkü baÅŸka üniversitelerde onlarca görme özürlü aynı anda eÄŸitim görebiliyor.
Burada sizin için çok önemli bir ÅŸans, üniversitenize baÅŸlayan görme özürlülerin eÄŸitimlerini sürdürebilmeleri için çok yoÄŸun çaba harcamaları gerekiyordu. Burada bilgi teknolojileri devreye giriyor; bir bilgisayar laboratuarı ya da bilgisayar destekli bir kütüphaneyle öÄŸrencilerinizin ders programlarını izlemeleri, kitaplarını okumaları, notlarını okumaları ve çok daha rahat devam etmeleri, baÅŸarmalarına katkıda bulunabilirsiniz. Bunun için özel bir bilgisayar donanımına ihtiyaç yok; daha önce sözünü ettiÄŸim gibi, sadece ekran okuma programı bulunup bir bilgisayara yüklendiÄŸinde, o bilgisayarı rahatça bir görme özürlü kullanabilir.
Burada da önemli bir faktör dil faktörü, bu ekran okuma programlarının Türkçe’si yok. Yeterince baÅŸarılı olmasa da, yani istenilen noktada olmasa da Türkçe konuÅŸan editör programlar var; ama tamamen ekran okumaya yönelik, bir bilgisayarı tamamen kapsayan ekran okuma programlarının Türkçeleri yok ve zaten en büyük sorunumuz da bu.
“Bu iÅŸi bilen görmeyen desteÄŸiyle mi olur, yoksa biz yapabilir miyiz” diye sordunuz; yapılabilir, yani burada baÅŸtan sona bir görmeyenin desteÄŸi gerekmez diye düÅŸünüyorum.
Yerel körler dernekleri bu iÅŸte uÄŸraÅŸanlarla koordineli çalışmıyorlar; çünkü onlar da çeÅŸitli alanlarda gruplaÅŸmış ve örgütlenmiÅŸ durumdalar. Bilgisayar kullanımı da yaygın deÄŸil; yani o gruplar içinde bilgisayar kullanan insan ya yok, ya çok az. Dolayısıyla bilgisayar kullanımı bir öncelik sorunu haline gelmiÅŸ deÄŸil, bu nedenle de Türkiye'de kapsamlı her kör derneÄŸinin ilgi alanına girmiÅŸ deÄŸil.
TeÅŸekkür ediyorum.
OTURUM BAŞKANI- Başka sorusu olan arkadaş var mı?
..........- Ben bir-iki düzeltme yapmak istiyorum ve kendi görüÅŸlerimi eklemek istiyorum yine bu soruyla ilgili. Sizin yardımınızın, yani tek başınıza bir görme engelliye bilgisayarı nasıl kullanacağını öÄŸretmenizin mümkün olup olmadığını sordunuz, arkadaşım da “mümkün” dedi; ama bu konuda bocalama olasılığınız da var, bu olasılıkları yok etmek için de en azından bir-iki günlüÄŸüne bir görme engellinin bilgisayarı nasıl kullandığını gözlemeniz gerekiyor. Bu ÅŸansı yakalayabilmeniz için veya baÅŸka sorularınız için, içimizden birinin e-mail adresini veya telefonunu alabilirsiniz.
TeÅŸekkür ederim.
OTURUM BAŞKANI- Arkadaşlar; şimdiye kadar bir toparlarsak eğer, sevgili Engin, bilgisayar kullanımı ve Internet erişiminin....
GÜLTEKİN YAZGAN- İbrahim bey, ekleyeceÄŸim bir ÅŸey vardı.
OTURUM BAÅžKANI- Tabii buyurun Gültekin aÄŸabey.
GÜLTEKİN YAZGAN- Bugün için yerli bir Türkçe okuma programı yok, ama -ben burada propagandasını yapayım diye konuÅŸmuyorum, kendim faydalandığım için söylüyorum- bir İngiliz ÅŸirketinin Türkçe okuma programı var; yalnız pahalı olduÄŸu için birçok arkadaşımız ne yazık ki bundan faydalanma olanağından yoksun.
Yerli program yapılırsa çok ucuza mal olabilir diye düÅŸünüyorum; ama ÅŸu sırada bu aylara, yıllara baÄŸlı bir ÅŸey. Malatya Üniversitesi eÄŸer gerekli mali imkânları bu arkadaÅŸlara saÄŸlayabilirse, Türkçe okuma programı saÄŸlayabilirler ve bu arkadaÅŸlar da gören bir bilgisayar kullanıcısı kadar etkili olarak bilgisayardan yararlanabilirler. Fakat biraz önce arkadaşın da dediÄŸi gibi, biraz yol gösterici, tecrübe kazanmış bir görme özürlü arkadaşın ilk günlerde giriÅŸimi ve yardımcı olmasında çok büyük fayda var; yoksa çok büyük bocalamalar oluyor, kendi tecrübelerimden biliyorum.
Benim diyeceÄŸim bu, yani arkadaşımız niye “Türkçe okuma programı yok” dedi, onu bilemiyorum; ama var, halihazırda bulunan en iyi Türkçe okuyan ve bilgi iÅŸlem programlarıyla paralel çalışabilen biricik program. Ama dediÄŸim gibi, bunun maliyeti yüksek, onun için birçok arkadaşımız İngilizce program kullanmak zorunda kalıyor, yoksa isteklerinden deÄŸil. EÄŸer mali imkânlar varsa -ki, vardır, üniversiteler saÄŸlayabilir- bu yapılsın, bu öÄŸrenciler kurtulur, çok büyük yardımı olur.
OTURUM BAÅžKANI- Buyurun.
SALONDAN- Bu konuya ek olarak bir ÅŸey söyleyeceÄŸim: Ben de BoÄŸaziçi Üniversitesinde çalışıyorum, bizim üniversitemizde de yaklaşık 20’ye yakın görme engelli öÄŸrencimiz var ve bu eÄŸime destek, yani ne kadar destek verebilir bilmiyorum; ama en azından görme engelliler için bir bölümümüz var kütüphanede ve bu bölümde de yine görme engelli bir arkadaşımız çalışıyor. İsterseniz o arkadaşımızla baÄŸlantıya girip yine bu konuda iÅŸbirliÄŸine gidilebilir; çünkü belli kurumlardan bize görme engelliler için bağış kitaplar geliyor, deÄŸiÅŸim oluyor. Yani bu konuda birtakım çalışmalar var, bu konuda da yine yardım alabilirsiniz.
OTURUM BAÅžKANI- Orada ÅŸöyle bir durum var: BoÄŸaziçi Üniversitesi İngilizce eÄŸitim verdiÄŸi için, dolayısıyla bu anlamda teknolojinin bizden daha önde olduÄŸu, teknolojinin geliÅŸtiÄŸi, geliÅŸtirildiÄŸi yerlerle iletiÅŸimi daha fazla ve bu teknolojileri İngilizce olarak geliÅŸtirildiÄŸi için bu teknolojileri kullanma olanağı da bu üniversiteye göre tabii ki kolay, orada öyle bir sorun ortaya çıkabilir.
Ben söz aldım; ama söz isteyen ya da soru sormak isteyen varsa alabilir. Burada da bir engelim var; kimin söz almak istediÄŸini görmediÄŸim için... Bir ÅŸey daha sormak istiyorum: Salonda kaç kiÅŸiyiz, görebilen bir arkadaşımız söyleyebilir mi?
ArkadaÅŸlar, bir toparlarsak, sevgili Engin, bilgisayarın neden görmeyenler için zorunlu olduÄŸunu; sevgili Ali ise -en önemli alanlardan ikisi eÄŸitim, birbiriyle de karşılıklı bağımlı iki alan- eÄŸitim ve istihdamda bilgi teknolojilerinin kullanımının görmeyenler açısından neler getireceÄŸini ve sevgili Recep arkadaşımız da bir körün bilgisayarı kullanmasını saÄŸlayan teknolojilerden ve bilgisayar kullanımındaki engellerden bahsetti.
Ben de yine görmeyenin bilgisayar kullanmasını saÄŸlayan, bilgi teknolojilerinden faydalanmasını saÄŸlayan sistemlerden bahsedeceÄŸim ve bir demonstrasyon da yapmaya çalışacağım. Bu iÅŸ nasıl yapılıyor, bilgisayar nasıl kullanılıyor? Yalnız ÅŸöyle bir sorunumuz var: Bir bilgisayarı aÅŸağı yukarı 700-1 000 dolar arasında ya da belki ortalama daha ucuza mal edebiliyorsunuz ÅŸu anda; ama bir görmeyenin bu bilgisayarı kullanabilir hale gelmesi için, en azından 1 000 dolar civarında ek bir para daha ödemesi gerekiyor ki, bu bilgisayarın kendisi tarafından kullanılabilmesini saÄŸlayabilsin; bu önemli bir engel.
Bilgisayarı nasıl kullanabiliyor? Bir körün ya da körlerin bilgisayar kullanmasını saÄŸlayan sistemleri “yapay konuÅŸma sistemleri” olarak adlandırıyorum. Yapay konuÅŸma sistemleriyse 2 grupta inceleniyor; birincisi, ekran okuma ya da ekran tarama veya ekrana eriÅŸim, “ekran eriÅŸim programları” denilen kısım, adı üstünde program, bu bir yazılım. Windows, Linux, Machintosh, IBM’in OS2 iÅŸletim sistemi ve bunun gibi iÅŸletim sistemleri üzerinde çalışabilen ekran okuyucu programlar mevcut.
Ekran okuyucunun göreviyse, ekrandaki bilgiyi, görsel bilgiyi alıp kullanıcıya yapay ses sentezleme cihazı ya da programı aracılığıyla kullanıcıya iletmek; yani baÅŸka bir deyiÅŸle dijital bilginin konuÅŸmaya dönüÅŸtürülmesini saÄŸlamak.
İkinci kısım ise -az önce zaten ekran okuyuculardan bahsederken söyledim- ses sentezleme kısmı. Ses sentezleme kısmı da kendi arasında 3 grupta inceleniyor; birincisi, bilgisayara bir kablo aracılığıyla baÄŸlanan donanım tabanlı harici ses sentezleyicileri; ikincisi, yine bilgisayara insert edilen, bilgisayara normal ses kartı gibi takılan, harici olmayan, yani dahili ses sentezleyicileri. Üçüncüsü, bilgisayar üzerinde takılı standart bir ses kartı aracılığıyla bilgiyi konuÅŸmaya dönüÅŸtüren, İngilizce’siyle text ... speech; yani metinden konuÅŸmaya programları, yazılım tabanlı programlar.
Bu son dönemde özellikle bu teknolojiler konusunda bu text ... speech ve konuÅŸma tanıma teknolojileri konusunda çalışmalar hızla artıyor; çünkü biliyorsunuz, bu teknolojiyi kullanarak, örneÄŸin telefonla istediÄŸiniz bilgiye ulaÅŸabiliyorsunuz. Yani diyelim ki gazete okumak istiyorsunuz, okumak istediÄŸiniz gazeteyi seçip telefonda -Amerika'da böyle bir servis var ÅŸu anda- ve hangi gazetenin hangi bölümünü okumak istiyorsanız, onu yine metinden konuÅŸmaya teknolojisiyle gazeteyi telefondan dinleyebiliyorsunuz. Tabii ki bu mobil cihazlarda da yapılabilen bir ÅŸey; diyelim ki arabanızda gidiyorsunuz, elektronik postanızı okumanız gerekiyor, elinizdeki mobil cihazla posta kutunuza baÄŸlanıyorsunuz, mesajınızı dinleyebiliyorsunuz. Bunun içine tabii ki konuÅŸma tanıma teknolojisi de eklendiÄŸinde, herhangi bir ÅŸekilde tuÅŸ ya da ekran kullanmanıza gerek kalmadan yapmak istediÄŸiniz ÅŸeyi söylüyorsunuz ve sonuç olarak da size konuÅŸma olarak geri dönüyor bu.
Yapay konuÅŸma sistemleri 2 gruba ayrılıyor dedik, bu metinden konuÅŸmaya dönüÅŸtürme alanındaki çalışmaların ilki -ilk denilebilir belki buna- tam olarak bir sistem deÄŸil. 1779 yılında bir Rus profesörünün 5 sesli harfi çıkarırken insan aÄŸzının, yani insan ses sisteminin aldığı ÅŸekli gösteren bir aygıt, bir aparat yapıyor bunu göstermek için; ilk çalışma olarak bu kabul edilebilir. Onun dışında somut anlamda bir sistem olarak ilk çalışmaysa 1930’da Bell Telephone Company diye bir ÅŸirket vardır biliyorsunuz, bu ÅŸirketin laboratuarlarında oluÅŸturulan bir çalışma.
Åžu anda bireysel kullanıcılar, son kullanıcı için piyasada bulunan ses sentezleyici, konuÅŸma sentezleyici program ya da cihazların fiyatları 150-1300 dolar arasında deÄŸiÅŸiyor, bunların donanımsa fiyatı artıyor ya da konuÅŸmanın kalitesine göre fiyat deÄŸiÅŸebiliyor. KonuÅŸma sentezleyiciler, bir dilin -hangi dilde yapılmışsa- bütün dilbilgisi kurallarını kapsayacak bir ÅŸekilde yapılıyor. Ancak ÅŸimdiye kadar tam olmuÅŸ, yani “tam insan sesi kalitesinde, insan konuÅŸması kalitesinde” denilecek bir sistem yok henüz; ama gerçekten ÅŸaşırtıcı derecede iyi konuÅŸan ya da rahatsız etmeyen, robotik bir sesi olmayan sistemler de mevcut.
Ekran okuyucular nasıl çalışıyor? Tamam, ekran okuyucu bilgiyi alıp okuyor; ama yalnızca öyle düz bir ÅŸey deÄŸil, yani Windows’tan aldığı bilgiyi ya da ekranda görülen bilgiyi direkt alıp kullanıcıya aktarmıyor. Tabii biz Microsoft’a mahkûm olduÄŸumuz için, Windows üzerinden gitmek zorunda kalacağım; çünkü diÄŸer iÅŸletim sistemlerinde çalışma ÅŸansı bulamadım ÅŸimdiye kadar, çoÄŸumuz öyleyiz. Halbuki Linux gibi açık kod iÅŸletim sistemleri için de körler için çözümler mevcut; ancak bu konuda Türkçe çalışmalar olmadığı için ya da bu konuda çalışmalar yaygın olmadığı için, kullanımı yaygın olmadığı için ÅŸu anda Türkiye körleri ÅŸu anda yararlanamıyor.
Windows ya da grafik kullanıcı ara yüzü ile çalışan iÅŸletim sistemlerinde ekran okuyucu nasıl çalışıyor? Grafik kullanıcı ara yüzünde grafiksel ve görsel yapı olduÄŸu için, bir ekran okuyucunun ekranında görünen bilgiyi alıp konuÅŸma sentezleyiciye iletmekten daha fazlasını yapmasını gerektiriyor. Ekran okuyucunun görevlerini 5 kategoride inceleyebiliyoruz; birincisi, metin ve grafiksel bilgiyi ayırt ediyor ve kullanıcıya aktarıyor. Metin ekranda görüntülendiÄŸinde, örneÄŸin Windows’ta bu metin küçük noktalardan oluÅŸan ... olarak tutuluyor. Dolayısıyla ekran okuyucunun bu bilgiyi alıp yorumlaması, neyin metin, neyin grafik olduÄŸunu ayırt etmesi, ekran okuyucunun yardımı olmadan kullanıcının bunu yapması mümkün deÄŸil. Windows tabanlı ekran okuyucu program, Windows uygulamaları tarafından ekrana gönderilen bilgiyi alıyor ve ...... Model denilen, “OSM” denilen bir bellek yapısına aktarıyor, hafıza yapısına aktarıyor ve ekran okuyucu okuma iÅŸlemini de buradan yapıyor.
İkinci iÅŸlevi, Windows yapılarını tanımlamak ve kullanıcıya aktarmak. Windows üzerinde çalışan uygulamalara ait öÄŸelerin tipini tape ya da ....plus’ını alıyor ve birçok ekran okuyucu bu bilgiyi alıp kullanıcıya aktarma kapasitesine sahip. DediÄŸimiz gibi, piyasada çok çeÅŸitli ekran okuyucu mevcut, en bilinenlerini söyleyeyim size ya da en fazla kullanılan, Windows üzerinde çalışan: ÖrneÄŸin, Just For Windows adlı bir program. Adresi: wwwhc.com. Bir de Window ise denilen bir program var, onun da adresini vereyim: www.gwmicro.com. Dünyada en çok kullanılan iki ekran okuyucu bunlar.
Ekran okuyucunun bir görevi de mouse görevi, fare görev görmek. O da ÅŸöyle yapılıyor: Ekran okuyucuyu koyduÄŸunuzda belli tuÅŸları fare imlecinin hareket ettirilmesi ve sol veya saÄŸ mouse butonu görebilecek tuÅŸları atıyor bazı tuÅŸlara. Dolayısıyla bu ÅŸekilde görmeyen birisi de fare imlecinin ya da -çok komik bir çeviri, ama- mouse cursor’ın hareket etmesini ve gerekli olduÄŸu zaman kullanılmasını saÄŸlayabiliyor kendisi de; yani yalnızca PC imlecine baÄŸlı kalmayabiliyor.
Onun dışında Windows’a ait uygulamaların tipi ve sınıfı mevcut; örneÄŸin, diyelim ki bir iletiÅŸim kutusu açılıyor, orada yazı yazılması gereken bir alan var, seçilmesi gereken bir seçme kutusu var ve aynı zamanda “tamam” ya da “iptal” gibi butonlar var; yani bunların buton mu, yazma alanı mı, yoksa radyo buton mu, yoksa seçme kutusu mu olup almadıklarına dair bir bilgi sunuyor ekran okuyucular, Windows. Dolayısıyla üzerine geldiÄŸinizde, cursor’la üzerine geldiÄŸinizde ekran okuyucu bu yetiye sahipse, üzerinde bulunduÄŸu yerin ya da cursor’un üzerinde bulunduÄŸu yerin bir yazma alanı mı, yoksa baÅŸka bir botun mu olup olmadığını size aktarıyor, görmeyene aktarıyor.
Åžimdi size bilgisayarla yapılanları göstereceÄŸim. bu teknolojilerde kullandığımıza dair bir demo yapalım diyoruz. Ancak hazırlıklı deÄŸilim, yerleri de deÄŸiÅŸik olduÄŸu için. Tabii enter’i bulmak için ne kadar zaman kaybediyorsunuz. Åžu an ekranı görüyor musunuz? Ekran okuyucunun Türkçe olmamasından kaynaklı bir engel. Tabii biz artık alışmak zorunda olduÄŸumuz için ÅŸu an kullanabiliyoruz, ama tabii ki çözüm bu deÄŸil; çözüm, Türkçe ekran okuyucunun yapılması, Türkçe konuÅŸabilen ve bu ekran okuyucuyla çalışabilecek bir metinden konuÅŸma programının yapılması gerekiyor. Åžu an dolaşıyorum. Sıra no: A2. Yani açtığım dosya, bizim Altı Nokta Körler DerneÄŸindeki kitap listesine iliÅŸkin bir dosya. Sıra no, okur adı ve soyadı.
Evet, kitap adına göre sıralamış olduÄŸumuz ÅŸeye geldik, normal Türkçe konuÅŸan biri için pek anlaşılır ÅŸeyler deÄŸil tabii. Evet, A sütununda sıra no var, B Sütununda, C sütununda adı ve soyadı, D sütununda 1984 -kitabın adını öÄŸrendim- 6 kaset olduÄŸunu öÄŸrenebiliyorum. Yani normal olarak bu dosyada neler yazdığını ya da kendim de yazmak istersem, diyelim ki bir ÅŸeye deneyelim; DeÄŸiÅŸtirelim, yazarken.
DediÄŸim gibi, bu program 2 kısımdan oluÅŸuyor ÅŸu anda kullanmamı saÄŸlayan program; birincisi ekran okuyucu kısım, programın adı da Jaws. ikincisiyse, bu programın bilgiyi konuÅŸmaya dönüÅŸtürmek için kullandığı bir konuÅŸma sentezleme programı. Bu konuÅŸma sentezleme programı aÅŸağı yukarı ÅŸu anda 8 dilde programlanmış durumda, 8 dil için desteÄŸi mevcut; İngilizce, Fransızca, Almanca, İtalyanca, Fince, İspanyolca -hatta 2 İspanyolca desteÄŸi var galiba; Latin İspanyolca’sı ve Portekiz İspanyolcası- hatta Çince desteÄŸi de mevcut; ama Türkçe desteÄŸi yok maalesef.
Türkiye'deki ve Türkçe konuÅŸmak zorunda olan ya da Türkçe konuÅŸmak zorunda olmayan da bilgisayarı Türkçe kullanmak isteyen körlerin alternatifi ne, ona bakalım. Az önce Gültekin Yazgan beyin söylediÄŸi gibi, İngiltere’de üretilen HAL 95 ya da kısaca HAL programının Türkçe lokalizasyonu yapılmış durumda ve aynı zamanda yine HAL’i üreten firma, Dolfin Firmasının ürünü olan “Apollo” diye bir konuÅŸma sentezleme aygıtının da Türkçe desteÄŸi mevcut. Ancak az önce de söylemiÅŸti, bu 2 ürünün bir kör tarafından elde edilmesi için 1 000 doların üzerinde, yani KDV dahil 1 200 dolar civarında ödemesi gerekiyor. Dolayısıyla hem konuÅŸma kalitesi açısından yeterli bir çözüm deÄŸil, hem de ekran okuyucu açısından diÄŸer ekran okuyucularla kıyaslandığında yeterli bir ekran okuyucu olmadığı, hem de ücretinin çok fazla olması münasebetiyle tercih edilebilirliÄŸi yüksek olmayan bir program.
Onun dışında son zamanlarda bazı çalışmalar var; örneÄŸin, Koç Bilgi Grubuna dahil olan bir ÅŸirketin -geçen yıl haziran ayında kurulan bir ÅŸirket- Geveze Ses Teknolojileri A.Åž’nin konuÅŸma tanıma ve metni konuÅŸmaya dönüÅŸtürme teknolojileri alanında çalışmaları var. Bu çalışmalara paralel olarak da Internet’e girilen Türkçe sayfaların Türkçe olarak seslendirilmesini saÄŸlayan küçük bir programı ya da Windows için konuÅŸursak, clipport’ta kopyalanmış metinlerin Türkçe olarak okunmasını saÄŸlayan bir metinden konuÅŸmaya çalışması var. Bu programın ÅŸu anda BoÄŸaziçi Üniversitesinde laboratuarlarda yüklü olması lazım; isteyenler orada da test edebilir, bütün kütüphanelerde yüklenmeye çalışacak.
Onun dışında ÅŸu an ne aÅŸamada bilmiyorum; ama Algoritma diye bir ÅŸirketin -wwwalgoritma.com adresine ilgilenenler bakabilir- “konuÅŸan defter” adında alternatif bir editör mevcut. Bu program hem aynı zamana editör görevini yapıyor, hem de o editörde yazılan ya da o editörde açılan dosyaları Türkçe olarak okuyabiliyor ya da yönetebiliyor; yani Word kadar kapsamlı demeyelim de, bir nevi belenler için Wordpat gibi bir editöre sahip fonksiyonel açıdan.
Onun dışında baÅŸka bir çalışma daha var; o da Türkiye'de sürdürülmeyen bir çalışma, İsviçre’de yürütülen bir çalışmanın sonucu olarak “Embrolla” diye bir projeyle paralel olarak geliÅŸtirilmiÅŸ bir Türkçe konuÅŸma ya da Türkçe olarak metinden konuÅŸmaya dönüÅŸtürme programı çalışması var. Bilkent’te geliÅŸtirilen yine Internet tarayıcısı ve bir editöre sahip olan “oku” adlı program.
Onun dışında Türkçe için, Türkçe sitelerinde böyle bir çalışma mevcut deÄŸil. Dolayısıyla iÅŸimiz insanlara, yani görmeyenlere bilgisayar kullanabileceklerini ve kullanmaları gerektiÄŸini anlatırken, bu sayıyı artırmaya çalışırken iÅŸimiz çok daha zorlaşıyor. Tabii ki yalnızca Türkçe çalışmaların olmayışı deÄŸil; bu çalışmaların koordineli bir ÅŸekilde sürdürülmesi için bir niyet de yok olsa bile, bu niyetler maddi temelden ya da maddi olanaklardan yoksun kaldığı için yürüyemeyen ya da sonuçlanamayan çalışmalar olarak kalabiliyor.
Sonuçta bu anlamda kamunun desteÄŸi gerekiyor; çünkü kapitalist ekonomik bir sistem için pazar alanı ya da pazar payı çok yüksek olan bir alan deÄŸil bu alan. Dışarıda zaten bu konuda çalışmaların olmasının önemli bir nedeni de bu alanda çalışan firmaların kamu tarafından sübvanse edilmesi ya da kendi ihtiyaçlarını, bu teknolojilere iliÅŸkin ihtiyaçlarını gidermek için görmeyen insanların kamudan destek alabiliyor olması. Ama Türkiye'de bu anlamda yasal düzenlemeler yapılması gerekiyor olması için, gerçi diÄŸer alanlarda da zaten birçok eksiÄŸimiz var; bu da bunlardan biri.
İlgilenenler için yine Linux’la ilgili bir adres de vermek istiyorum. Ek bir soru soracağım; Linux Kullanıcıları DerneÄŸinden arkadaÅŸlarla görüÅŸmüÅŸtüm, ÅŸu an burada olanlar var mı? Siz mi varsınız? Bu anlamda Linux kullanan görmeyenlerle ilgili bir site var; eÄŸer ilgileniyorsanız, onun adresini de vereyim size. Niye “Linux” diyorum; çünkü dediÄŸim gibi, açık kaynak, açık kod olduÄŸu için ve ücretsiz ya da elde etmeniz çok düÅŸük maliyete olacağı için, aslına bakarsanız ilgilenebileceÄŸimiz bir alan, görsek de görmesek de ilgilenebileceÄŸimiz bir alan. Adres: wwwleb.net/blinux. Blinux; “blind” kör anlamına geliyor, Linux’u biliyorsunuz zaten, iki sözcüÄŸün birleÅŸiminden oluÅŸan bir sözcük. Bu adreste, görmeyenlerin Linux’u nasıl kullanabileceÄŸine iliÅŸkin ve gerekli olan programlara iliÅŸkin gerekli bilgi ve dosyalara ulaşılabilir.
Gelelim web’de eriÅŸilebilirlik, Sevgili Recep Kısacık arkadaşımız da az çok bahsetti bu konudan. Internet’e taşınıyoruz, ama düzenli bir ÅŸekilde ya da herkesin eriÅŸebileceÄŸi bir web inÅŸa ederek taşınmamız ya da herkes için yer olan bir web’e taşınmamız bütün insanlık için olumlu olduÄŸuna göre, biz de kendi açımızdan web’de ya da web tasarımında bizim için önemli olan bazı noktaları hatırlatmak istiyorum. Birincisi, grafiksel bilgilerin ya da resim ve bunun gibi bilgilerin ne olduÄŸuna dair metinsel bir açıklamanın yapılması gerekiyor. Diyelim ki, bir görmeyen bir web sayfasında dolaşıyor ve baÅŸta bir resim var -ÅŸirketse bu, ÅŸirketin logosu- görmeyen, ekran okuyucu program sayesinde resim olduÄŸunu biliyor; ama bu resmin ne amaçla konulduÄŸunu, neyi ifade ettiÄŸini bilmiyor.
Bunun için web tasarımıyla ilgilenenler varsa, alt ile bu grafiksel dosyanın, grafik dosyasının ya da resim dosyasının hangi amaçla konulduÄŸuna dair bir tekst metinsel açıklama koyabiliyor. Bir ekran okuyucu Internet’te daha farklı bir yöntem izleyebiliyor. Birincisi direkt ekranda görüneni alıp kullanıcıya aktarıyor, ikincisi de “Hiper text marka ....” dediÄŸimiz HTML formatıyla Internet’te dokümanlar oluÅŸturuyor. Bu dokümanın içindeki kodu alıp yorumluyor, dolayısıyla dosya ismini de alıp kullanıcıya aktarabiliyor. Bu dosya ismini anlamlı bir ÅŸekilde koymuÅŸsa, mesela “ÅŸirket logo” demiÅŸse, dolayısıyla görmeyen de bu resim dosyasının, resmin, ÅŸirketin logosu olduÄŸunu anlayabiliyor.
Bir nokta daha var; anlamlı baÄŸlantılı ifadelerin kullanılması. O da ÅŸu: Diyelim ki bir sayfada geziyorsunuz, İngilizce’si “click hear” yani “buraya tıklayınız” gibi ifadelerle oluÅŸturulmuÅŸ baÄŸlantılarla karşılaşıyorsunuz yazarken; ama bu baÄŸlantıya girdiÄŸinizde “buraya tıklayınız” bilgisi nereye tıklayacağını bir görmeyenin öÄŸrenmesini saÄŸlamıyor. Dolayısıyla bu baÄŸlantı ifadelerinin bir görmeyen için anlam ifade edecek ÅŸekilde, mesela “para kazanmak için buraya tıklayınız” gibi olabilir ya da o amaç neyse, “buraya tıklayınız” ifadesinin amacı neyse o amacın da belirtilmesi gerekiyor.
DiÄŸer bir husus da eriÅŸilebilir form tasarımı; yine web’de gezerken birçok formla karşılaşırsınız -sörf yapan kiÅŸiden bazı bilgileri isteyen- bu formun tasarımının da görmeyen tarafından eriÅŸilebilir yapılması gerekiyor. Åžöyle ki: Diyelim ki bir ekranda görsel olarak aslına bakarsanız üst üste, yan yana, “ad, soyad, yaÅŸ, telefon” gibi sırayla yazıyordur, görsel olarak onun ne olduÄŸunu anlıyorsunuz. Ama bir görmeyenin de o boÅŸluÄŸa geldiÄŸinde, ilgili boÅŸluÄŸa geldiÄŸinde oraya ne yazması gerektiÄŸini, yaşını mı, yoksa adını mı ya da soyadını mı yazması gerektiÄŸini anlaması için o boÅŸluÄŸun ya da o form alanının bir adının olması gerekiyor ve bu adın da kullanıcıya ekran okuyucu tarafından aktarılması gerekiyor.
Dolayısıyla HTML kodunda bu ad yoksa, böyle bir ad yoksa, form alanının adı yoksa; yani gören birisi yukarıda yazdığı için o alanın, yukarıda yazan yazıya ait bir alan olduÄŸunu anlayabiliyor; ama görmeyen birisinin bunu anlaması zor. Belki kısa bir formsa, neyin nereye ait olduÄŸunu aklında tutabilir; ama uzun bir form olması durumunda iÅŸ daha da zorlaşıyor.
BaÅŸka bir nokta da “Java” dediÄŸimiz, Java Script, Java upgrate ve Flash gibi uygulamaların kullanılması ya da dinamik olarak web sayfalarının güncellenmesi. Bu da görmeyenin ÅŸöyle bir engelle karşılaÅŸmasına yol açıyor: Java Script ya da Java upgrate ve Flash gibi uygulamalar görsel uygulamalar olduÄŸu için, daha çok göze hitap eden uygulamalar olduÄŸu için bir ekran okuyucunun bir görmeyene gerekli o bilgiyi aktarması mümkün olmuyor. Dinamik olarak, sürekli olarak güncellenen bir sayfa için de sorun ÅŸu: Diyelim ki, bir yazı okuyor bir görmeyen; ama sayfa güncellediÄŸinde cursor tekrar sayfanın başına gidiyor. Dolayısıyla devamlı o yazıda nerede kaldığını hatırlayıp orayı bulması gerekiyor ki, o da bir görmeyen için o sayfanın eriÅŸilebilirliÄŸini azaltan etkenlerden birisi.
EÄŸer bu alanla ilgili sorunuz varsa, ben yanıtlamaya çalışacağım. Biraz süre engelimiz olduÄŸu için, daha önce söz etmeyi düÅŸündüÄŸüm ÅŸeylerden söz edemeyeceÄŸi, tabii ki geniÅŸ bir alan. Son bir ÅŸey söyleyeyim: EÄŸer ilgileniyorsanız, görmeyenlerin bilgi teknolojilerinden nasıl faydalandığını merak ediyorsanız ya da bu alanla ilgili uygulama geliÅŸtirmek, yardımcı olmak, katkıda bulunmak isterseniz ya da soru sormak isterseniz, Bilkent Üniversitesinin sunucusunda oluÅŸturduÄŸumuz web tabanlı bir liste var. Adres: Korler@listweb.Bilkent.edu.tr. Bu listeye direkt mail atabilirsiniz üye olmak için, postalar Mustafa Akgül hocanın denetiminden geçiyor, öyle bir talebiniz olduÄŸunu anlarsa zaten listemize üye yapabilir sizi. Åžu anda bu listeyi de 2000 yılında 22 Nisanda yaptığımız toplantı sonucunda oluÅŸturduk, baÅŸlangıçta 10-15 kiÅŸiydik, sayımız ÅŸu anda 80 civarında, ÅŸimdiye kadar ancak bu kadar çoÄŸalabildik.
Karşılıklı soru-cevap yöntemiyle gitsek daha fazla ÅŸeyler söyleyebilirdik mutlaka, monologdan pek hoÅŸlanmıyorum, zaten pek de monolog yapamıyorum. Soru sormak isteyen arkadaşımız varsa cevap verebilirim.
(Milli Kütüphane BaÅŸkanlığı-BilgiiiÅŸlem Merkezi)- Bizim orada ÅŸu anda donanımını hazırladığımız altyapımız var, scanner’imiz var, algoritma olarak defter programını kullanıyoruz ve bir de gelen okuyucularımız için ..... üzerinde çalışma yapıyoruz. Buradaki sıkıntı, Türkçe olmaması ve görme engelli arkadaÅŸlarımızın çoÄŸunun İngilizce bilmemesi.
Gültekin beyin söylediÄŸi bir Türkçe program vardı, ama “fiyatı pahalı” demiÅŸti; bu program Türkçe’yi tam olarak okuyabiliyor mu, anlaşılır mı? Milli Kütüphane olarak belki biz bu maliyetin altından kalkabiliriz, çünkü bu çalışmamız devam ediyor.
Åžimdiden teÅŸekkür ediyorum.
GÜLTEKİN YAZGAN- DediÄŸim gibi, Türkçe okumak bakımından ideal sayılmaz, yani telaffuzu; fakat 5-10 dakika sonra dinlediÄŸimiz zaman her ÅŸeyin rahat anlaşılacağını göreceksiniz. Ama ÅŸunu söyleyeyim: Türkiye'deki “ne okur” diye yapılan programın kalitesine eriÅŸmiÅŸ deÄŸil; ama net okur da sadece önüne konulan bir metni hiç duraksız okuyor, yani henüz çok yetersiz. Ses bakımından güzel, fakat HAL programı ÅŸimdilik Milli Kütüphane alırsa epeyce iÅŸe yarar. Yani bilmiyorum, ben bu programla Milli EÄŸitim Bakanlığına kitap yazıyorum, yayıncılara çeviri yapıyorum, hiçbir sıkıntım olmuyor, Internet’ten de indirdiÄŸim kitapları rahatça okuyorum; yani “çok kötü” denilmez, daha iyisi olacaktır.
- Bu konuda ben bir ÅŸey ekleyeyim arkadaÅŸa: HAL’in Türkçe kullanımının birebir örneÄŸini İstinye’deki Körler Vakfı Rehabilitasyon Merkezinde bilgisayar dersinde kullanılan program; yani bilgisayar odasında görebilirsiniz, birebir inceleyebilirsiniz, Emirgân Altı Nokta Körler Vakfı Rehabilitasyon Merkezinde birebir inceleyebilirsiniz bu programı, orada eÄŸitim amaçlı kullanılmakta.
(Milli Kütüphane BaÅŸkanlığı BilgiiÅŸlem Merkezi)- Milli Kütüphane olarak bunu yapacağız, görme engelli arkadaÅŸlarımızın bu programı çok iyi kullandıklarını biliyorum, araÅŸtırdım, çok iyi kullananlar var. Bizim oradaki arkadaÅŸlarımız bunu kullanamıyorlar, biz de daha yeni yeni bu programlara bakmaya baÅŸladık. Ama görme engelli arkadaÅŸlarımızdan da bir ricamız var; Milli Kütüphanede ÅŸu anda konuÅŸan kitaplık bölümümüzde bunu kurduk ve bu arkadaÅŸlarımız, görme engelli ve bu programı bilen arkadaÅŸlarımız bizimle iletiÅŸim kurarlarsa eÄŸer, bize çok yardımcı olacaklar, yardımlarını bekliyoruz.
Åžu anda oradaki arkadaÅŸlarımız için, Gültekin beyin dediÄŸi HAL programını gidip söyleyeceÄŸim, büyük bir ihtimalle bu alınır, bu kullanılır. Åžu anda arkadaÅŸlara defter programı üzerinde de yardımcı olmaya çalışıyorum, farklı fonksiyon tuÅŸları var, sizin “alt” filan diye kullandığınız tuÅŸlar var; onları bizim arkadaÅŸlarımız bilmiyorlar, açıkçası o bölümdeki görme engelli arkadaÅŸlarımız bilgisayar kullanmayı bilmiyorlar.
- Evet, Ankara grubundaki arkadaÅŸlar olarak bizler elimizden gelen yardımı yapmaya çalışırız. Ancak bize herhangi bir e-mail adresi veya telefon bırakırsanız -buradaki görevliler alabilir- yardımcı olmaya çalışırız.
GÜLTEKİN YAZGAN- Ben kendi e-mail adresimi vereceÄŸim, kartımı veririm, bilgi iÅŸlemdeki arkadaÅŸlarımız da yardımcı olur.
TeÅŸekkür ederim.
OTURUM BAÅžKANI- Söz isteyen ya da soru sormak isteyen bir arkadaşımız var mı?
Peki, geldiÄŸiniz için teÅŸekkür etmekten baÅŸka bir ÅŸey kalmıyor bana.
SALONDAN- Milli Kütüphaneden konuÅŸan arkadaÅŸ bizim oraya nasıl ulaÅŸabileceÄŸimizi bize iletebilir mi?
(Milli Kütüphane BaÅŸkanlığı BilgiiÅŸlem Merkezi)- Kartımı verdim. Milli Kütüphaneye gelirseniz, konuÅŸan kitaplık bölümünde ... ...
SALONDAN- Yani adres olarak veya telefon numarası olarak daha açar mısınız?
(Milli Kütüphane BaÅŸkanlığı BilgiiÅŸlem Merkezi)- Mkutup.gov.tr.