Reklam: Orhan Kıvılcım ile portreni yaptırmak ister misin? Web kameranı aç ve Orhan Kıvılcım tablonu yapsın. Şimdi tıkla.

Facebookda Paylas
English French German Italian Portuguese Russian Spanish

Engelsiz Üniversiteye Doğru

Yazar: Claire Özel,
ODTÜ Temel İngilizce Bölümü ÖÄŸretim Görevlisi,
Engelsiz ODTÜ TopluluÄŸu Akademik Danışmanı,
Engelsiz YaÅŸam DerneÄŸi Yönetim Kurulu Üyesi.
clair@metu.edu.tr

Sekiz yıldır ODTÜ’de İngilizce dersi veriyorum. İlk anlardan beri “özel öÄŸrencilerimiz” ile ilgileniyorum. O günlerde dört misli görme engelli öÄŸrenci vardı, fakat koÅŸulları tartışılırdı. Kimine göre iyi, kimine göre ise yetersizdi. Åžimdi Engelsiz ODTÜ TopluluÄŸu var ve onun akademik danışmanıyım. Buraya gelene kadar sabır, gözlem ve kimi baÅŸarıların yanısıra ilgisizlik, anlaÅŸmazlık, direnç ve reddedilme gibi olaylar yaÅŸadık. Her seferinde bir baÅŸka çukura düÅŸsek de, tecrübelerimizden güven kazandık. Bütün bunlar sayesinde güçlenerek üniversitedeki engelleri kaldırma amacıyla çalışıyoruz.

1. Durum
Türkiye’de engelli nüfusun toplam miktarına dair kesin verilerin olmayışı eÄŸitim planlamasını zorlaÅŸtırmaktadır. Åžu andaki engelli insanların sayısı kesin olarak bilinmiyor. Bu konuda en kapsamlı istatistiksel araÅŸtırma Devlet İstatistik Enstitüsü ve Özürlüler İdaresi BaÅŸkanlığı’nca yürütülmüÅŸ ve araÅŸtırmasının kesin olmayan sonuçları Aralık 2003’te açıklanmıştır. 120,000 denek haneden uzmanlarca toplanmış bilgi üzerinden Türkiye’de engellilerin toplam nüfusa oranına dair sonuçlar çıkarıldı. Buna Türkiye’de toplam nüfusun tahmini % 12.29’u engellidir (Radikal, 3 Aralık 2003).

Geleneksel olarak özür ya da engele karşı tutumlar pek olumlu deÄŸil. Bilgi ve kaynak eksikliÄŸi çeÅŸitli tepkilere yol açıyor: Çaresizlik ve pasiflik, iyi niyetli ama zarar veren korumacılık gibi. Ayrıca, fırsat tanı(n)mayan, “sorumluluklar”dan başını kaldırıp kendisine bağımsız bakamayan, manipülatif, asosyal, kaderci ve kendine güvensiz insanlar ortaya çıkabilmektedir.

Türkiye’de 1950’lerden beri devlet 8.sınıfa kadar özel eÄŸitim imkanı sunmaktadır. Ayrıca kaynaÅŸtırma eÄŸitimde okuyanların sayısı da gittikçe artıyor. Lisede okuyanlar için destek programları yeni yeni geliÅŸtiriliyor. Fakat verilen eÄŸitimin kalitesi engelli öÄŸrencileri öteki öÄŸrencilerle hâlâ eÅŸit seviyeye getirmiyor. ÖrneÄŸin, görmeyenlerde matematik, iÅŸitmeyenlerde genel eÄŸitim eksik. ÖÄŸrencilerin temelleri eksik olunca, diÄŸer öÄŸrencilerle yarışmak da zor oluyor. Bu nedenle üniversiteyi kazanabilen engelli öÄŸrenci sayısı da oldukça düÅŸük.

Engelli üniversite öÄŸrencisi sayısı çok az olduÄŸu için, genellikle uÄŸraşılmaya deÄŸer görülmüyorlar; bir baÅŸka deyiÅŸle onlar da “sıradan” öÄŸrenciler arasına dahil ediliyorlar. Ne özel destek, ne uygun koÅŸullar, ne de gerekli anlayış sunulmadan okumak zorunda kalıyorlar. Mezun olmak bu durumda biraz da ÅŸansa baÄŸlı. Kaç kiÅŸinin eÄŸitimini yarıda terk ettiÄŸi bilinmiyor.

Mevcut sistemler saÄŸlıklı, engelsiz, sorunsuz, ortalama insan düÅŸünerek düzenlenmiÅŸ olduÄŸundan, bu kalıbın dışındakiler için sistem baÅŸarısızlık sebebi olabiliyor. Farklı koÅŸullara ihtiyaç duyan kiÅŸi sistemin esnek olmaması nedeniyle sistem dışına itiliyor.

Bu sistemin bir parçası olarak sınav, bazı engelli öÄŸrenciler için bir baÅŸka potansiyel engel haline gelebiliyor. Sınavların engellilere uygun hale getirilmesi için kriter ve standart geliÅŸtirmek gerekiyor. ÖrneÄŸin ÖSS’de üç saate ilave olarak görmeyen adaylar için sadece 30 dakika ek zaman veriliyor; yurt dışında ise sınava giren görmeyen adaya % 50 ile % 100 arasında deÄŸiÅŸen ek zaman sunulmaktadır.

Üniversitede okuyan engelliler sayıca çok az olduÄŸundan, bunlar hocalar için “bilinmeyen” bir öÄŸrenci türü oluÅŸturmaktadırlar. Üniversite öÄŸretim üyeleri engelli öÄŸrenciye karşı nasıl davranacakları konusunda genellikle bilgisiz ve deneyimsizler. Ayrıca onlara danışmanlık ve destek saÄŸlayacak kiÅŸi de yok. Bu durumda öÄŸrenci öÄŸretim üyesinin tutum ve beklentileri karşısında çaresiz kalabiliyor. Bu anlamda öÄŸretmen konumunda olanların kimi içgüdüsel tavırları, ne kadar iyi niyetli olsalar da, her zaman en uygun tavır olmayabilir ve bir takım kötü alışkanlıklara yol açabilirler.

Her öÄŸrenci üniversite eÄŸitimine belli yetenek, tutum ve beklentiyle baÅŸlar. Bu öÄŸrenciler, danışmanı varken bile yeni sistem içinde zorlanabilir. Engelli öÄŸrenci uygun rehabilitasyon görmemiÅŸ ise ancak doÄŸaçlama uyum yöntemleriyle ayakta kalabilir. DiÄŸer öÄŸrencilere kıyasla; yalnız verilen bir mücadele, bir noktadan sonra bağımlılık, muafiyet ve bir hayli de ÅŸansla ilerleyebilmektedir. Üniversitede okuyan engelliler çok az olduÄŸu için, her engelli öÄŸrenci her zaman bir “öncü” olmak zorunda kalmaktadır. Bu sorunlar sıradan öÄŸrenciye göre engelli öÄŸrenciler üzerinde ek bir stres yaratmaktadır.

Mevcut kanunlarda engellilere yönelik hükümler olmasına raÄŸmen, bu konularda uygulamada ciddi eksiklikler söz konusudur. Dolayısıyla kurumlar önceliler ve imkanlarını diÄŸer alanlara kanalize etmektedirler.

2. Gerekçe
Yukarıda da belirtildiÄŸi gibi resmi rakamlara göre Türkiye nüfusunun yaklaşık % 12’si engellidir. Üniversitede okuyanların da bir mikro toplum olarak aynı oranı göstermesi beklenir. ODTÜ’de ilk tespitlere göre, ancak % 0.1 engelli olduÄŸu belirlendi. Ayrıca herkes her an engelli olabilir, saÄŸlıklı birisinin kazadan, hastalıktan dolayı özel ihtiyacı doÄŸabilir. Sonuç olarak, ekonomik açıdan, iyi iÅŸ imkanları büyük ölçüde üniversite eÄŸitimine baÄŸlıdır. Aksi taktirde, ekonomik güç azalırken baÅŸkalarına bağımlılık artar.

OECD araÅŸtırmalarına göre, uygun koÅŸullarda engellilerin % 95’ten fazlası eÄŸitim görebilir (OECD, 1995). Türkiye’de bu oran % 10’un altındadır. Üstelik, bu rakam yalnızca ilköÄŸretim düzeyinde eÄŸitim gören engelli öÄŸrencileri yansıtmaktadır. Liseyi bitirenlerde ise oran daha düÅŸmektedir. Aradaki kaybın sebeplerine bakınca, bazı nedenler ileri sürülebilir: Ailelerin eÄŸitime önem vermesine raÄŸmen, hâlâ mevcut imkanlardan haberdar olmamaları yüzünden fırsatları kaçıranlar vardır. Bir diÄŸer neden ise kaynaÅŸtırma eÄŸitiminde öÄŸretmenlere yeterli uzman desteÄŸi verilmemesidir. Bu yüzden, özel gereksinimli öÄŸrencilere uygun olmayan yetersiz eÄŸitim verilmekte ve sonuç olarak bu öÄŸrenciler ÖSS ve benzeri sınavlarda olumsuz koÅŸullarda yarışmakta, baÅŸarılı olamamaktadırlar.

BaÅŸarı örneÄŸi ya da rol model [Rol model: Önemli veya özel birÅŸey basarmış, diÄŸerlerini ilhamlandırarak, güven saÄŸlayarak, denemelerini ve benzeri ÅŸeyleri baÅŸarmalarını saÄŸlayan kiÅŸidir.] yetiÅŸtirmek önemlidir. DeÄŸiÅŸim için, yol açan, ilham ve umut veren örnek insanlar gerekiyor. Medya sayesinde bir kiÅŸi binlerce insanı kolayca ikna edebilir; beklentileri yükseltir, önyargıları yok eder, güç verir, tutum ve yaklaşımları deÄŸiÅŸtirebilir. Rol modeller yalnızca engellileri deÄŸil, yakınlarındaki aileleri, arkadaÅŸları ve öÄŸretmenleri de etkilerler. Engele raÄŸmen baÅŸarılı olan bir insan herkese örnek olur. Bunun için ise, engelli öÄŸrencilerin karşılaÅŸtıkları zorlukların üzerine gidilmesi gerekmektedir.

Bütün güçlüklere raÄŸmen üniversite kazanmış öÄŸrencilerin potansiyellerini maksimum kullanabilmeleri için, kendilerine ek engel yaratmayan uygun bir sisteme ihtiyaç vardır. EÄŸitim kuruluÅŸları mikro çevre olarak fırsat eÅŸitliÄŸi sunan (öÄŸrenme, sınav, sosyal entegrasyon gibi) baÅŸarı modelleri oluÅŸturabilir. Akademik potansiyeli olanların, okuma haklarının yanısıra, mezun olup aktif topluma katıldıklarında üstlenecekleri sorumluluklar da söz konusudur; sonraki nesillere ilham verecek olanlar bunlardır.

Engelsiz bir üniversitede, sadece engelli öÄŸrencilerin deÄŸil, personel ve misafir olarak gelenlerin ihtiyaçları da göz önüne alınmalıdır. Hizmetlerin daha kapsamlı olması halinde, bunlardan yararlanacak olan kesimler zamanla bütün toplumu içerecek ÅŸekilde geniÅŸler.

Üniversitenin bu konuda örnek olması, toplumdaki farkındalığı da artırır. Farklı olanları içerebilen bir toplum medeni bir toplumdur. Engelli öÄŸrencilerin akran ve hocaları bakış açılarını geniÅŸlettiÄŸinde, onların olumlu yaklaşımı zamanla toplumun bütününe yansır. Toplumsal belleÄŸe kazınmış tutum ve önyargıları deÄŸiÅŸtirmek her ne kadar zorsa da, bunu baÅŸarmanın en etkili yolu olumlu tecrübe ve örneklerdir. Büyük ölçekli geliÅŸme için, daha fazla engelli insanın topluma aktif ve sorumlu olarak katılması gerekir.

Türkiye’de devlet eksenli toplumsal yapı deÄŸiÅŸimi güçleÅŸtirmekte, toplumun içinden gelecek taleplerin karşılık bulmasını çoÄŸu zaman engellemektedir. Bu sonunda geniÅŸ toplum kesimlerinin inisiyatif kullanma yeteneÄŸini köreltmekte, her önemli deÄŸiÅŸimi devletten beklemelerine yol açmaktadır. Bununla birlikte, kimi hassas durumlarda, kiÅŸisel gereksinim ve taleplere duyarlı esnek bir sistem geliÅŸtirmek için, küçük ölçekli pilot projelerle baÅŸlamak çoÄŸu zaman düÅŸünüldüÄŸünden daha yararlı sonuçlar doÄŸurabilir. Bu projeler ise, yerel koÅŸullar ve ihtiyaçlar temelinde atılan küçük adımlarla baÅŸlar, deneme yanılma yoluyla geliÅŸir.

İlk öncü örnekleri yaratmak hiç bir zaman kolay deÄŸildir. İlk adımın yanlış atılması, yeniden baÅŸlamayı daha da zorlaÅŸtırır. Türkiye’deki her üniversitede program baÅŸlatmadan önce, böyle pilot projelerle iÅŸe baÅŸlanmalı ve temel kriterler buradan çıkacak deneyimler üzerine inÅŸa edilmelidir. Kurumlar arasındaki farklılıklar çeÅŸitli modeller yaratabilir ve buradan geniÅŸ bir tecrübe yelpazesi ortaya çıkar. Ancak bu ÅŸekilde her koÅŸula uygun, hatta lise düzeyinde de uygulanabilecek çözümlere ulaşılabilir.

1. Mevcut modeller
Bazı ülkelerde yasaların gerektirdiÄŸi uygun programlar hazırlanmıştır. Kimi üniversiteler, bu iÅŸleri daha fazla önemsediÄŸinden, ayrıntılı ve faydalı örnekler geliÅŸtirebildiler. Mevcut programlar arasında ise belirgin farklılıklar vardır. Bunların bazıları maddi kaynak saÄŸlayarak önceliÄŸi teknolojinin geliÅŸtirilmesine verirken, kimileri psikolojik ve felsefi ilkeler doÄŸrultusunda insan gücü ve iÅŸbirliÄŸine dayanmaktadır.

Programlar hakkında bilgiye en kolay internetten ulaÅŸmak mümkündür. Sayfalar gözden geçirilirken, bunların hedeflerinin o kurumda çalışan ve okuyanlar olduÄŸu dikkatten kaçmamalıdır. Kurum dışındakilere yönelik olarak hazırlanmadığından neler yapıldığı anlatılır; nedenleri açıklanmadığı sürece buralarda verilen bilgiler yetersiz kalabilir.

Ayrıca, yabancı sistemler ve yaklaşımlar ancak ipucu olabilirler. Yabancı bir sistemin hiç deÄŸiÅŸtirilmeden getirilmesi, kısa bir süre sonra kolayca terkedilme tehlikesini içerir. İthal kavramlar, pratik uygulama, teknik imkanlar, kültürel ve geleneksel düÅŸünce ve yaklaşımlar açısından Türkiye koÅŸullarına her zaman uygun olmayabilir. En uygun sistem her ülkeye, her kuruma özel olarak hazırlanmalı ve mevcut koÅŸullar göz önüne alınarak geliÅŸtirilmelidir.

BaÅŸka bir yere göre hazırlanmış bir örnekten faydalanarak kendi kurumuna uygun bir sistem geliÅŸtirilebilmek için, onu inceleyip temelindeki kriter ve ilkeleri anlamak gereklidir. Batıdaki örnekler belki kendi içinde mükemmeldir. Bunlar bize ancak ilham verebilirler. Esas olan her zaman kendi koÅŸullarımızdan, kendi alışkanlıklarımızdan doÄŸan çözümlerdir.

Türkiye’de, 1993’te BoÄŸaziçi Üniversitesinde görme engelli öÄŸrencilere yönelik bir merkez kurulmuÅŸtur. Türkiye’nin ilk kabartma kütüphanesi ve ilk konuÅŸan bilgisayarları oradadır. Halen faaliyette olup olmadığı hakkında ise bilgi edinilemedi. Bilkent ve Koç Üniversitelerinde görmeyen öÄŸrencilere yönelik teknolojik donanım vardır.

2. Engelsiz ODTÜ
Neden ODTÜ? Çünkü ODTÜ’de çalışıyorum; dolayısıyla buradaki durum ve imkanları daha yakından biliyorum. BaÅŸka bir yerde baÅŸlamak daha zor ve mantıksız olurdu. Her yerin olumlu ve olumsuz tarafları var. Yukarıda da belirttiÄŸim gibi, ODTÜ’de okuyan engelli sayısı az olduÄŸundan, hem onlara yönelik çalışmalar gereksiz görülüyor hem de sahip olduÄŸumuz tecrübe ve bilgi birikimi maalesef yetersizdir. Ayrıca devlet üniversitesi olarak maddi kaynaklar da sınırlı. Öte yandan, ODTÜ’de herkes elektronik posta kullandığından, kolay ve ücretsiz bir iletiÅŸim aracımız var. EÄŸitim dili İngilizce olduÄŸundan, yabancı kaynaklardan da faydalanabiliyoruz.

1990’da ODTÜ’de okuyan azımsanmayacak sayıdaki görme engelli öÄŸrenci, kitap okutmak ve sosyal faaliyetler düzenlemek amacıyla Dostluk ve Dayanışma TopluluÄŸu’nu kurdu. On yıl sonra, ODTÜ mezunu ortopedik engelli bir iÅŸ adamı Rotary Klübü’nün desteÄŸiyle fizik bölümünde rampa, asansör ve uygun tuvalet yaptırdı.

Bunların yanında İngilizce Hazırlık Bölümü’nde bir okutman, baÅŸta görmeyenlerin, sonra iÅŸitme engelli bir öÄŸrencinin İngilizce öÄŸrenme süreçlerini incelemeye baÅŸladı. Tek tek, tanıdığı öÄŸrencilerle görüÅŸüp, ortaya çıkan sorunları çözümleyerek yola çıktı. İdeal olmasa da en azından bir ilerleme kaydedilebiliyordu. O günlerde belki en önemli nokta bu öÄŸrencilerin artık yalnız olmadığıydı. Stres yaratan telaÅŸ ve kaygıyı zamanla ‘tecrübe’ye dönüÅŸtürdük. Ortak noktalar tespit edilerek hazırlık bölümüne gelen engelli öÄŸrencilere yönelik bir sistem hazırlandı (Thomas-Özel, 2002). Fakat Eylül 2002’de Temel İngilizce Bölümüne yeni engelli öÄŸrenci gelmeyince çalışmaların bölümden tüm okula yayılması gerekiyordu. Ana bölümlerdeki öÄŸrencilerin farklı desteklere ihtiyacı vardı. O zaman on iki engelli öÄŸrenciden haberimiz vardı. Sorunun boyutunu ispatlayabilmek ve sistematik bir çalışma yapabilmek için öncelikle bir durum tespiti gerekecekti. Ama bazılarına göre ‘iki üç kiÅŸi için bu kadar uÄŸraÅŸmak’ boÅŸunaydı.

Ocak 2003’te üniversite rektörüyle görüÅŸülerek ilk tespitlere baÅŸlandı; her bölümden engelli öÄŸrencilerin isim, sınıf, telefon numarası, e-mail adresleri ve engel durumları istendi. Tespit edilen on iki öÄŸrencinin beÅŸi yeni, tanımadığımız öÄŸrenciydi; az gören, hafif yürüme engelli. Yani eÄŸitimi zorlaÅŸtıran fazla ciddi bir engelleri yoktu. Fakat bizim bildiÄŸimiz yedi öÄŸrenci daha vardı ki bunlar bölümleri tarafından bilinmiyordu. İşitmeyenlerden biri mezun olmak üzereydi ve altı yıl tek başına mücadele etmiÅŸti. Ayrıca tekerlekli sandalye kullanan bir öÄŸrenciden de bölümü haberdar deÄŸildi. Kısacası, engelli öÄŸrencileri tespit etmek sanıldığı kadar basit bir iÅŸ deÄŸil. Bir taraftan yasal tanımı bilinmediÄŸinden, idari personel ilgili formu kendi fikirlerine dayanarak doldurmuÅŸ. Öte taraftan insan psikolojisinden kaynaklanan bir sorun daha var: Her engelli, durumunu kolay kabul etmeyebiliyor. Kabullense bile, geçmiÅŸ olumsuz tecrübelerin de etkisiyle engelini gizlemeyi tercih edebilir. Bu nedenle etkili bir tespit yapabilmek için farklı açılardan yaklaÅŸmak gerekmektedir. Bölümlerden, yurtlardan ve saÄŸlık biriminden yapılacak taramalar gerçek rakama yaklaşılmasını saÄŸlayabilir. Yine de son tespit aÅŸamasında bizzat engellilerle görüÅŸülmesi ve onaylarının alınması esastır.

Sonraki aylarda 19 engelli öÄŸrenciyle elektronik iletiÅŸim kanalları vasıtasıyla temas kurulunca, bilgi toplamaya geçildi. Sadece üç görme engelli öÄŸrenci için çalışan Dostluk Dayanışma TopluluÄŸu’nun pek fazla faaliyeti yoktu. O dönemde engelli öÄŸrencilerin çoÄŸu aktif olarak katılmadan geliÅŸmeleri uzaktan izliyordu. Projeye inanmaya hazır deÄŸillerdi; ikna etmeliydik. Bahar ÅŸenliÄŸinde ilk standımızı kurduÄŸumuzda ilk açık faaliyetimizi yaptık. Destek ve ilgi gördük; hiç beklemediÄŸimiz kesimlerden fikir ve öneriler geldi.

Ekim 2003’te öÄŸrenci topluluÄŸu Engelsiz ODTÜ TopluluÄŸu ismiyle ÅŸimdiki durumuna getirildi. Amacımız ODTÜ’de okuyan tüm engelli öÄŸrencilere eÄŸitim ve öÄŸrenim alanlarında, sosyal ve kültürel alanlarda destek olmak. Ayrıca, gerek üniversitede gerek dışarıda engellilere karşı var olan önyargıları yıkmayı ve toplumsal duyarlılıkları arttırmayı da amaçlıyoruz. Hedefimiz ise, uygun alternatifler sunup, engelli öÄŸrencilerin akranlarını ve öÄŸretim üyelerini bilgilendirip, eriÅŸilebilir, kullanışlı bina planları ve çevre düzenlemeleri tasarlayarak toplumsal anlayışı ve engellilerin çevrelerine entegrasyonunu arttırmaktır. BaÅŸka bir deyiÅŸle, engelli öÄŸrencilerin dış engelle karşılaÅŸmadan sıradan öÄŸrenciler gibi potansiyellerini sonuna kadar kullanmalarını saÄŸlamaktır.

Tecrübemizi ve insan gücümüzü arttırmak için bir yandan mezunlarla diÄŸer yandan baÅŸka üniversitede okuyan engellilerle temas kuruldu. Engelsiz YaÅŸam DerneÄŸi ile baÄŸlantılar kurulup iÅŸbirliÄŸi baÅŸlatıldı.

İki sömestre boyunca maddi kaynak istemeden, kimseye yük olmadan ve de en önemlisi, üniversite yönetiminin büyük desteÄŸiyle Engelsiz ODTÜ:

 İlk engelli öÄŸrenci tespitini yaptı.
 Üniversite SaÄŸlık Merkezi’nden bir psikologla iÅŸbirliÄŸi konusunda anlaşıldı.
 Yeni öÄŸrenci kayıt zamanında Engelsiz ODTÜ Komisyonunun bir masa (8-11 Eylül) oluÅŸturmasını saÄŸladı.
 Engelsiz ODTÜ TopluluÄŸu, yalnızca görme engellilerle deÄŸil tüm üniversitedeki tüm engelli öÄŸrencilerle ilgilenmeye baÅŸladı.
 E-listeye ilk iki ay içinde 50’den fazla üye kaydoldu.
 Websayfasını (www.engelsiz.metu.edu.tr) Türkçe ve İngilizce olarak hazırladı.
 Tanıtım standı geliÅŸtirdi.
 Farklı bölümlerden destek vermek isteyen öÄŸretim üyeleriyle iletiÅŸime geçti.
 Yeni okutmanlara hizmet içi eÄŸitim semineri düzenledi.
 Özel okullarda gönüllü çalışmak isteyenlere eÄŸitim verdi.
 BroÅŸür ve logo hazırladı.
 ÖÄŸrencilerin engelle yaÅŸamak ve Engelsiz ODTÜ TopluluÄŸu hakkında yaptığı sunuÅŸ ve ödevlerden bir arÅŸiv oluÅŸturdu.
 BaÅŸka öÄŸrenci topluluklarıyla iÅŸbirliÄŸi baÅŸlattı.
 İlk Üniversitelerarası Engelsiz Toplantısı’nı düzenledi.
 Dünya çapında üniversitelerdeki engellilere destek birimleriyle dayanışma ve bilgi alışveriÅŸi için temasa geçti.

3. İlke ve amaç
İlke ve amaç sahibi olmak tek başına yeterli deÄŸildir. Felsefe geliÅŸtirmek de önemlidir. Çünkü felsefe hedefe yönelik yöntem ve yaklaşımın kendi iç mantık ve tutarlılığını saÄŸlar. Böyle bir felsefe olmadan iÅŸler kopuk, bilinçsiz, motivasyonsuz yapılır. Bu anlamda felsefe genel çerçeve sunar; öngörülemeyen durumlarda çözümü gösterir.

En önemli yapıtaşı saygıdır; kendine, baÅŸkalarına ve çevreye. Saygıdan özgüven, saÄŸlam iliÅŸki, yenilikçi cesaret ve bağımsızlık doÄŸar. Önyargıları aÅŸmak için anlayış, uygun tutum, baÅŸarıya inanmak, sorumluluk üstlenmek ve paylaÅŸmak, gerçekçi olmak projemizin felsefesinde yararlandığımız temel ilkelerdir. Çalışmamız sırasında hem proje yönetimi hem de projeden yararlananlar açısından önemli gördüÄŸümüz noktalar ÅŸunlardır:

Kendinden baÅŸlama: Tanıdığın alandan baÅŸlamak en saÄŸlam yoldur. Çalışmanın ilk adımı, kendini tanımaktır. Zayıf ve güçlü yanları doÄŸru olarak tespit ettikten sonra, bu koÅŸullara göre geliÅŸtirilecek beceriler ve stratejiler seçilir. BaÅŸkaları farkında deÄŸilse bile, kendine inanmak önemlidir. Olumsuzlarda olumluları görmeye öÄŸrenme becerisinin yanında moral bozacak olaylara karşı güçlü ve dirençli olmayı öÄŸrenmek ve geliÅŸtirmek de gerekir.

Saygı ve duyarlılık: Hem engellilere yönelik yeterli yasal düzenleme olmadığından hem de proje gönüllülük esasına dayandığından, projenin zorlayıcı gücü yoktur. Bu nedenle deÄŸiÅŸim ancak iyi niyet ve anlayışla saÄŸlanabilir. Saygı, duyarlılık ve kiÅŸisel görüÅŸmelerle oluÅŸturulacak güven ortamı mevcut durumun açıklıkla ifade edilmesi ve görülmesini saÄŸlayacak, farklı bakış açılarının tartışılabilmesi için uygun zemini yaratacaktır. Fikir alışveriÅŸinin sonuçları herkes tarafından kabul edilebilir olmalıdır.

Gerçekçi algılama: Verimli çalışabilmek için, gerçeÄŸi doÄŸru algılamak gerekir. Mevcut durum ne kadar kötü olursa olsun, gerçeÄŸi kabul etmeden çabalar bir sonuca ulaÅŸamaz. Hedeflerin gerçekçi olmaması, hayal kırıklığına uÄŸrama ihtimalini artırır. Projenin baÅŸarısı için, hedeflerin ulaşılabilir olması gerekir. Hedef yüksek olabilir, ancak atılacak adımların gerçekçi ve küçük olması gerekir.

Pratik uygulama: Yapılması gereken iÅŸler arasında öncelikle yapılabilir olanlarla baÅŸlayınca proje güç kazanır; proje teorik olmaktan çıkar, uygulanabilir hale gelir. Bireysel bir olayla baÅŸlayıp, deneme yanılma yoluyla olsa bile gittikçe genel bir resme ulaşılır. Denemeler olumsuz dahi olsa, tecrübe kazanılmış olur. Olumsuz olaylardan doÄŸruyu görmek bazen daha kolaydır. İmkanlar yetersiz göründüÄŸünde dahi yapılacak pek çok iÅŸ vardır. Yapılacaklar izleyerek, dinleyerek, soru sorarak ve konuyla iliÅŸkili insanlarla görüÅŸerek belirlenebilir. Ancak beklentilerimiz gönüllülüÄŸe dayalı, tecrübesiz ve parasız gücümüzle sınırlı olmalıdır. Halen Türkiye’de tüm engelli öÄŸrencilere destek veren tek üniversite olarak, bu konularda faaliyet göstermek bile kendi içinde olumlu bir geliÅŸmedir. Uzun ömürlü projeye mevcut kaynak ve imkanlarla herkesi kapsayacak saÄŸlam temel için, ancak gerekenlerden yalnızca mümkün olanlarıyla baÅŸlanır.

Derin ve geniÅŸ görme: Engellilerle çalışmaya baÅŸlayınca, yeni bakış açısı geliÅŸtirmek önemlidir. Maskelerin arkasına bakıp, herÅŸeyin gerçekten ‘yolunda’ olup olmadığını görmek gerekir. GeliÅŸtirilmesi gereken diÄŸer bir beceri, herhangi bir sistemi eleÅŸtirel analizden geçirip, ana unsurları tespit edebilmektir. Bunun sonucunda, temel kriterler, prensipler ve standartlar oluÅŸturulur. Çözüm öngörülen yerde olmayabilir; duruma çok yönlü bakıldığında, düÅŸünülmeyen faktörler ve fırsatlar ortaya çıkabilir. Hedefi gözden kaçırmadan, sürece odaklanmak gerekir. Hedefe giden küçük adımları göremeyen kiÅŸi katettiÄŸi yolun farkında olamayabilir.

PaylaÅŸma: Herkesin yapabileceÄŸi bir ÅŸeyler vardır. EÄŸer herkes kendi alanında bir konuda deÄŸiÅŸiklik yaparsa ilerleme baÅŸlar. KiÅŸiler en azından kendi tutumlarını sorgulayıp, önyargılarından arınabilirler. Benzer zorlukları olan kiÅŸiler deneyimlerini paylaÅŸtıklarında, sorunun boyutu belirir ve bilgi artar. Ortak farkındalık arttığında, imkan ve çözümler çoÄŸalır. Toplantılar, yazılı tanıtım materyali ve internet yoluyla yapılan bilgi ve deneyim alışveriÅŸi, farklı kurumlarda, ÅŸehirlerde, hatta ülkelerdeki kiÅŸileri bir araya getirir.

Sabır: Engellilere destek projelerinde, süreçte karşılaşılabilecekler önceden açıklıkla görülemeyebilir ve yola çıkıldığında ayrıntılara deÄŸer vermek gerekir. Vizyon geliÅŸtirmek zaman ve sabır isteyen bir süreçtir. Temel yapıtaÅŸlarına yeterince dikkat edilmezse, kritik noktalar gözden kaçırılabilir. Vizyon geliÅŸtirilinceye kadar, Engelsiz ODTÜ Projesi için maddi destek arayışı gündeme gelmedi. Alanı, mevcut imkanları ve engelleri anlamadan yeterli olgunluÄŸa ulaşılmadığından hedefler doÄŸru tespit edilemeyecek ve kaynaklar verimsiz kullanılacaktır.

4. Yapılacak İşler
İşler üç bölümde toplanabilir: sistem, öÄŸretim üyeleri ile personel, ve öÄŸrenciler.

Sistemler çoÄŸunluk için tasarlanmış olduÄŸundan, farkında olmadan çeÅŸitli alanlarda engel yaratılma ihtimali büyüktür. Avrupa BirliÄŸi’ne aday bir ülke olarak Türkiye’den bu konuda kurumsal adımların atılması beklenecek, engellilere dönük düzenlemelerde bazı genel kriterlere bakılacaktır. Bir yandan mevcut sorun kümeleri incelenip çözüm olanakları araÅŸtırılırken bir yandan da toplam kalite kriter ve standartları ön plana çıkacaktır. Son zamanlarda yayınlanan bir raporda üniversite ortamında engelli öÄŸrencilerin iÅŸlerini kolaylaÅŸtıracak teknolojik imkanlar ele alınmıştır (Vercan, 2003). Bu baÄŸlamda üzerinde durulması gereken bir baÅŸka önemli nokta ise engelli öÄŸrencilerin bilgi ve yeteneklerini eÅŸit koÅŸullarda ortaya koyabilecekleri sınav ortamı ve koÅŸullarını yaratabilmektir.

Üniversitede çalışan öÄŸretim üyeleri ve personelin engelli öÄŸrenciyle çalışmak için ne eÄŸitimi ne de yeterli tecrübesi vardır. BilmediÄŸi bir durumla karşılaşınca kimi korkar, kimi de üÅŸenir. ÇoÄŸu insan destek vermek ister, ama danışacak bir yetkili olmadan nasıl destek vereceÄŸini bilemeyebilir. ÅŸahsi beklentisi, yorum ve yaklaşımları farkında olmadan öÄŸrencinin performansını olumsuz etkileyebilir. Dolayısıyla onlara gerekli bilgiyi sunacak bir merci gerekir; ancak bu yolla tedirginlik ve üstlenilecek gereksiz yükten kurtulunur ve verimli sonuç alınabilir.

ÖÄŸrencilere gelince; ilk sorulduÄŸunda genellikle “HerÅŸey iyi” diyen yeni öÄŸrenci bir dönem sonra üzüntü ve sıkıntıyla karşınıza gelebilir. İlk günlerde ya danışmana güvenememiÅŸ ve/veya hayatta belki de ilk kez duyduÄŸu sorularla karşılaÅŸmış, durumu tam kavrayamamıştır. Üniversiteyi kazanan engelli öÄŸrenci deÄŸiÅŸik durumlarda, farklı yetenek ve alışkanlıklarla gelir. Kimi doÄŸuÅŸtan, kimi yeni engelli, kimi kendisiyle barışık, özgüvenli ve sosyal, kimi hâlâ ailelerinin yakın koruması altında, durumunu kabullenememiÅŸ ve baÅŸkalarına bağımlıdır. Her an yeni bir ‘ilk’le karşılaşıp farklı çözümler aramak gerekebilir. Rehabilitasyon görmüÅŸ kiÅŸi bile yeni çevrede desteÄŸe ihtiyaç duyabilir. Engelli öÄŸrenciler için danışman grubu oluÅŸturulabilir. Bu grupta bölümlerden akademik danışmanların yanısıra psikolojik danışma hizmeti sunan uzmanlar öÄŸrenciyle bir araya gelip, öÄŸrencinin baÅŸarılı olduÄŸu noktaları deÄŸerlendirip, geliÅŸtirilebilecek yönlerini tespit eder. Birlikte program oluÅŸturulur. Bunun amacı bireyin baÅŸarısının yanında, bağımsızlığı ve toplumsal yaÅŸama eÅŸit katkıda bulunmasını saÄŸlamaktır. Böyle bir entegrasyonu tam olarak saÄŸlayamamış bir toplumda, engelliler akranlarınca aktif görülmediÄŸi sürece, onlara karşı yanlış fikir ve önyargı geliÅŸtirirler. Farklılıklarla birlikte yaÅŸanmayınca toplumsal tepki ve bireysel davranış stratejileri zayıf kalmakta, güçlenememektedir. Aynı toplumda yaÅŸayan insanların birbirlerine destek verip, birbirlerinden öÄŸrenmesiyle, bir kamusal bilgi, strateji ve bakış açısı oluÅŸabilir.

5. Öneriler
Engelli öÄŸrencilere yönelik programlara büyük üniversitelerden baÅŸlanabilir. İlk adım olarak, rektörlüÄŸün talebiyle engelli öÄŸrenciler tespit edilir. Bundan sonra, tespit edilmiÅŸ öÄŸrencilerin bireysel durumları belirlenir. Benzer durumdaki öÄŸrencilere birbirleriyle tanışma imkanları yaratılır. Bu noktada, bireyden genele doÄŸru çalışmalar baÅŸlar. Daha küçük kurumlar büyük kurumlara danışarak ilk adımlarını atabilirler.

Elektronik ortamda Türkiye çapında merkezi bir bilgi havuzu oluÅŸturulabilir. Hazırlanacak web sitesinde deneyimler, sorunlar, çözümler, standartlar, uygun sınav koÅŸulları ve baÅŸarılı örnekler tartışılır, bu konulardaki bilgi ve tecrübeler paylaşılabilir. Ayrıca, uygulama ve araÅŸtırma sonuçlarını içeren bir veri tabanı oluÅŸturularak sorunların nedenleri ve muhtemel çözümleri için daha saÄŸlıklı bir bilgi temeli kazanılmış olur.

Yılda bir kez düzenlenecek üniversitelerarası Engelsiz Üniversite toplantılarında bilgi ve çözüm alışveriÅŸi yapılabilir. Bu toplantılar sayesinde ulaşılan deÄŸiÅŸik çözüm örneklerinden zamanla genel standartlara ulaşılabilir.

Engelleri yıkmak engelli insanların elindedir.


Kaynakça ve Referanslar:
www.disability.auckland.ac.nz
www.engelsiz.metu.edu.tr
www.access-disability-deaf.neu.edu
www.snow.utoronto.ca
OECD (1995). Integrating students with special needs into mainstream schools. OECD proceedings, Centre for Educational Research and Innovation. Paris
Thomas-Özel, C. (2002). “DisAbility, a one-person special interest group”. IATEFLA Istanbul Conference proceedings (Global Issues section). Ayrıca bkz. www.dbe.metu.edu.tr/claire/
Vercan R. (2003). Üniversite Ortamında Özürlü ÖÄŸrencilerin EÄŸitimini KolaylaÅŸtıran Bilgi Teknolojileri. Milli Prodüktivite Merkezi, Ankara.


Son Güncelleme: Perşembe, 07 Aralık 2006 17:45