Reklam: Orhan Kıvılcım ile portreni yaptırmak ister misin? Web kameranı aç ve Orhan Kıvılcım tablonu yapsın. Şimdi tıkla.

Facebookda Paylas
English French German Italian Portuguese Russian Spanish

Straightin Hikayesi (The Straight Story)

Yönetmen: David Lynch
Senaryo: John Roach, Mary Sweeney
Oyuncular: Sissy Spacek (Rose ‘Rosie’ Straight), Richard Farnsworth (Alvin
Straight), Jane Galloway Heitz (Dorothy), Joseph A. Carpenter (Bud), Donald
Wiegert (Sig)
1999 / Fransa, İngiltere, ABD / İngilizce / 112 dakika

Konu

David Lynch’ten bahsederken bahsedilmese olmaz üç-beş şey vardır kuşkusuz; banliyö hayatının cehennemvari tasviri, kapı komşunuz olabilecek psikopatlar silsilesi, bastırılmış dürtüler ve onların günlük hayattaki tezahürleri... 1999’da The Straight Story vizyona girdiğinden beri, bütün bu sayılanlara bir de çim biçme makinesi eklendi. Tüm zamanların bu en yavaş ve en az olaylı yol filminde sizi bekleyen Alvin Straight’in ve aksıra tıksıra yoluna devam eden çim biçme makinesinin ardında eyalet aşırı bir yolculuktan fazlası değil görünürde. David Lynch’in Disney stüdyolarından çıkan ve bu özelliğiyle pek çoklarının bıyık altından gülmesine sebep olan filmi ilk bakışta, çok hasta, yaşlı bir adamın kavgalı olduğu için yıllardır görmediği kardeşinin felç geçirdiğini duyunca onun yanına gitmek için yola düşmesini anlatan, çoluk çocuk izlenebilecek bir aile seyirliği… Ama daha yakından bakınca, insan doğasının karanlık tarafının sonbaharın parlak renkleriyle ustaca gizlenmiş bir portresiyle de karşılaşmak olası. Eh, nihayetinde bir David Lynch filmi izliyoruz.

Hasat ertesi sonbaharda, bir ayağı çukurda Alvin’in kavgalı olduğu kardeşiyle görüşmek üzere çim biçme makinesine atlayıp teptiği miller, klişeye sığınırsak, bir iç yolculuğun, bir kendiyle hesaplaşmanın da mihenk taşları aslında. James Joyce ve Henry James gibilerin ellerinde şekillenen modern edebiyat, birinci tekil anlatımın ne kadar tehlikeli bir yol gösterici olduğunu, gerçekleri biraz çarpıtarak ana karakteri ve olayları algımızla nasıl da oynanabileceğini göstermişti bize. Straight Story’de de, Alvin’in yol boyunca karşılaştığı yabancılara anlattığı hikâyelere özen gösterecek kadar dikkatli olursak bizi ilk bakışta gözümüzden kaçanlardan oluşan, daha büyük ve daha zengin bir resim bekliyor. Üstelik sonbaharda, mevsimin hüznüne yakışan parlak günbatımları eşliğinde, sonsuza kadar uzanıyormuş gibi görünen yollarda, John Ford’u kıskandıracak bir zarafetle tadı çıkarıla çıkarıla çekilmiş, Angelo Badalamenti’nin müziğiyle tadından yenmez hale gelmiş yolculuk sekanslarıyla, teknoloji bombardımanıyla hasarlanmış sinemasal belleğimize pansuman yapmayı da unutmuyor Lynch usta. Filmografisinin bu görünüşte en ayrıksı parçasıyla, insanlığa, yaşlılığa, aileye ve bağlılığa dair tespitler yapmaktan ödün vermeyerek üstelik.

Sonuç olarak elimizde, upuzun tek bir gün batımında çekilmiş gibi görünen, insan hayatının belki de perdeye en az aktarılan bölümüyle ilgili bir film var. David Lynch filmlerinin bizim yabancısı olduğumuz bambaşka bir evrende geçtiğini varsayarsak, Lynch evreniyle bizimki arasında bir çeşit geçiş filmi The Straight Story. Göründüğü gibi olmayan bir adamla ilgili, göründüğü gibi olmayan bir film.

Ancak daha fazlasını açık edersem sinema tanrıları çarpar beni. O yüzden niyetim uyarmak sizi; David Lynch filmi izlediğinizi unutmamak en iyisi.

Seda Artar
http://www.filmcenter.boun.edu.tr/Links/Sinefil/2006/2/Straight_Story.pdf

Afiş ve Filmden Kareler

Image

 

Image

 



Son Güncelleme: Pazartesi, 19 Şubat 2007 19:32