Cam kemik hastalığı olan ama yaşamını mükemmel bir biçimde sürüp aramızdan 02.05.2005 günü ayrılan Hilal LÜLE'nin Hürriyet Gazetesi'ndeki ropörtajını paylaşıyoruz sizinle.Huzur içinde uyu sevgili Hilal.
www.aksiseda.com
yenildim
gülmek için,
ağlamak için,
hatta nefes almak için;
kanımın son damlasına kadar savaştım,
ama yenildim.
* * *
bu beklediğin andır,
gel al emanetini
korkunun ecele faydası yok,
biliyorum.
ama korkuyorum.
yinede karşı koymayacağım,
çünkü yorgunum.
bunca zamandır direniyorum,
işte pes ediyorum."
Bu bir genç kızın dramı değil alkışlanacak hayat hikayesidir
Gülden AYDIN
Trabzon
Akçaabatlı Hilal’i ilk Sabancı Üniversitesi bilgi Teknolojisi Bölümü
yöneticilerinden dinledim. Şaşırdım, hayran oldum. En çok da sevindim.
Nasıl bir zeka, nasıl bir irade, nasıl bir azim, nasıl bir başarıydı
bu? Hilal, bir yaşından beri ‘osteogenesis imperfekta’, yani cam kemik
hastası. 29 yaşında.
Okula
hiç gidemedi. 20 yıldır kıpırdamadan sırt üstü yatıyor. Annesini 9 yıl
önce, babasını on gün önce kaybetmiş. Buraya kadar her şey ne kadar
kötü. Ağlayıp kahretmesine, kaderine küsmesine kimsenin itirazı olmaz.
Ama Hilal’in mazeretlerle kaybedecek vakti yok. Çok başarılı bir web
tasarımcısı. Üstelik beş kişilik ailesini geçindiriyor. Sabancı
Üniversitesi’nin kadrolu teknik elemanı. Üniversitenin sağladığı
dizüstü bilgisayar ve kurduğu sistemle 900 sayfalık iç ve dış web
sitesini yönetiyor, güncelliyor, hataları gideriyor. Haftada bir gün
web cam aracılığıyla toplantılara katılıyor, tartışıp fikirlerini
ortaya koyuyor. Her gün, aralıksız 14 saat, dünya bilgisayar ekranından
Hilal’in beynine akıyor. Hilal, minicik yatağında minicik gövdesiyle
yatıyor. Dingin, gülümseyen kocaman bir yüz. Müthiş bir beyinle, belki
bir deha ile iki saat sohbet etme ayrıcalığını yaşadım. Engel
tanımazlığını, başarılarını, hedeflerini konuştum.
İnternet
teknolojisi hakkında her şeyi biliyorsunuz. İngilizce de öğrendiniz.
Üstelik okula hiç gitmediniz. Nasıl oldu bütün bunlar?
-
Okuma yazmayı ne zaman öğrendiğimi hatırlamıyorum bile. Galiba dört
yaşındaydım. Kimse yönlendirmedi. Kendi kendime öğrendim. Okul
dönemlerinde kendim gidiyormuş gibi kardeşlerimden daha çok
heyecanlanırdım. Kitaplarını önce ben okurdum.
Bilgisayar kullanmayı nasıl öğrendiniz, kıpırdayamadan, klavyeye dokunamadan hem de?
-
Altı yıl önce kardeşime alındı. O güne kadar hiç bilgisayar
görmemiştim. Merak ettim ve elinden aldım, bir daha da vermedim
(gülüyor). İnterneti keşfettim. Sohbet odalarına girdim. Ama yazı
yazamıyordum. O zaman henüz ekran klavyesi de çıkmamıştı. Alfabeyi,
hece ve kelimeleri world belgesine yazdırdım. Kopyalayıp sohbet
odalarında kullanmaya başladım. Arkadaşlıklar edindim, mailleştim.
Onlardan hep bir şeyler öğrendim. Böylece geliştirdim kendimi. Biri çok
yakın arkadaşım. İstanbul’da yaşıyor. İnternet kullanmayı, mail alıp
göndermeyi, programları hep o öğretti.
Günde kaç saatinizi ayırıyorsunuz bilgisayara?
-
Eskiden günde bir saatti. Şimdi bütün zamanımı ayırıyorum. Sabaha karşı
uyuyup 09.00’da uyanıyorum. Web sitesini yaptığım İstanbul Borsa
Uzmanları Derneği’nin sitesine giriyorum. Aracı kurumların yorumlarını
koyuyorum. Sabancı Üniversitesi’nin siteleri de birkaç saatimi alıyor.
Sabancı Üniversitesi’ndeki yöneticileriniz çok titiz ve işinin sıkı bir takipçisi olduğunuzu söylüyorlar.
-
Öyle çünkü düzenlenecek belgeler var. Düzeltiyorum, bakıyorum yine bir
önceki sonuç çıkıyor. Uyarıyorum ben de. İşimi en iyi şekilde yapmaya
çalışıyorum.
Mazeretlerinize sığınmıyor, rekorlarınızı kırıyorsunuz peş peşe.
-
Üzülmüyor da değilim. Kendimle baş başa kaldığımda, yapabileceklerimi
düşündüğümde tabii üzülüyorum. Bugün geldiğim nokta, yaşamayı çok
sevmemden herhalde. Ama daha önce bu kadar pozitif miydim, bilmiyorum.
Bilgisayar, ardından internette neler yapabildiğimi gördükten sonra
artık tamam, dedim. Benim hayatta yapabileceğim bir iş var. Sürekli
düşünüp ağlamayı bıraktım. Tek üzüntüm annemin bunları görememiş
olması. Dert ortağımdı. Evde ikimiz kalırdık. Şiirler yazardım kafamda.
Anneme okurdum.
Bilgisayar merakının mesleğe dönüşmesi tesadüf mü yoksa adım adım geliştirdiğiniz bir strateji mi?
-
Ben bunun için uğraştım zaten. Hedefi tespit etmiştim. Evde internet
sayfası yapan, geçimini bu yolla sağlayan mail arkadaşlarım vardı.
Beyin olarak onlardan geri olmadığım için bu işi ben de yapabilirim,
dedim. Dört yıl çalıştım ve oldu.
Kocaman kocaman hayalleriniz var mı?
-
Daha çok para kazanmak. Büyük kurumların web sitelerini yapmak, ünlü ve
çok iyi bir tasarımcı olmak istiyorum. Kendim için değil. Şu an biri
askerde olan iki kardeşim, yengem ve yeğenimin geçim kaynağı benim.
Bana bir şey olduğunda onlar açıkta kalırlar.
Diyelim çok paranız oldu. İlk aklınıza ne yapmak gelir?
- Kardeşlerime iş kurmak. Hepsi üniversite mezunu ama işsizler. Trabzon’da iş alanları kısıtlı.
İlk maaşınızla ne yaptınız?
-
70 ekran televizyon aldım. Babamın gözleri yaşardı. İnternete çok
düşkün olmama kızıyordu. Telefon masrafını ödemekte zorlanıyordu çünkü.
Ben de üniversitede okuyan kardeşlerime milyarlar harcarken bana itiraz
etmesini eleştirdim. O günden sonra hiç laf etmedi internetime.
AŞK MI? İNTERNETTEN VAR ÖYLE BİRİ
n İnternette yeni insanlarla tanışıyorsunuz. Hiç görüştüğünüz oldu mu?
- Geçen hafta internet arkadaşlarım İstanbul’dan ziyaretime geldiler. Avustralyalı bir arkadaşımız var, o da geldi.
Peki internette yazıştıklarınızdan kalbinizi kıpırdatan oldu mu hiç?
- Aşk? Var öyle biri (gülüyor).
Biliyor mu?
- Evet.
Size doğruyu söylüyor mu?
-
Ben en başında kendimi, durumumu söylerim ki vakit geçirilecek biri
olmadığımı anlasın. Dostluk kurmak isteyen devam ediyor, istemeyen
çekip gidiyor.
FATMA ÖZTÜRK (ablası)
O artık bir işkadını
Hilal
çok zor koşullarda ve en yapılamayacak şeyleri başardı. Kendini aştı.
Hem kendi hayatını hem bizim hayatımızı değiştirdi. Hilal işkadını
artık. Bizim yapamadıklarımızı yaptı. Zaten zor bir hayatımız vardı.
Ama Hilal’in hayatı en zoruydu. Annem ve babam çok özel insanlardı. Zor
koşullarda yaşıyorduk ama bunu dert etmediler, bu yönde baskı
yapmadılar. Bizleri çok seviyorlardı. Bu sevgiyi saklamadılar. Hilal’in
de kendisiyle barışık olmasının nedenlerinden biri bu. Hayata tutundu,
hayata küsmek yerine. Yalnızlığa terk edilmiş bir çocuk olmadı. Babam,
küçücük maaşına rağmen hiçbir şey esirgemedi bizden. Üç çocuğunu
üniversitede okuttu. Ama anne ve babamı erken kaybettik, erken yalnız
kaldık. Sabancı Üniversitesi’nden üç kişilik heyetin Hilal’i ziyarete
gelmesi çok hoş, çok şaşırtıcıydı bizim için. Amacı değişik insanlarla
tanışmak değil, bir işi yapmaya talip olmaktı. Gurur duyduk.
SABANCI ÜNİVERSİTESİ’NDE İŞTE BUNLARI YAPIYOR
Web sitesi hazırlayıp güncelliyor.
HTML biliyor, photoshop, frontpage, flash, dreamweaver gibi hizmet programlarını ve MS Office programlarını kullanıyor.
Her hafta üniversitenin dış ve iç web sitelerinin kontrolünü yapıyor.
‘Broken link’ yani çalışmayan linklerin listesini bildiriyor. W3C test
araçlarını kullanarak W3C uyumluluk kontrolünü yapıyor.
Üniversite
şöyle söylüyor: ‘Hilal’i acıdığımızdan değil web tasarımı konusunda
yetkin olduğu için işe kabul ettik. Bilgi Teknolojisi Uygulama Yazılım
Bölümü’ndeki diğer iki arkadaşıyla aynı performansı gösteriyor, aynı
ücreti alıyor.’
ÇALIŞMA ARKADAŞLARI ANLATIYOR
YÜCEL EĞECİOĞLU
SÜ Bilgi Teknolojisi Direktörü
Verilen işleri zamanında gönderip sonra ne oldu diye soruyor
Hilal
Lüle’nin başvurusu farklı oldu. Yahoo İnsan Kaynakları Grubu’na
elektronik posta göndermiş. Mütevelli heyeti üyemiz Ahmet Aykaç da o
grupta. Hilal’in mesajını Fransa’da okumuş. Hemen bize gönderdi.
Hilal’in yaptığı sitelere baktım hemen. Gözlerime inanamadım. İnsan
Kaynakları Departmanı’na beş dakika sonra cevap yazdım. Biz
değerlendireceğiz, dedim. Elimizdeki olanaklar Hilal’in uzaktan da
çalışmasını sağlayabilirdi. İşe başlamasına karar verince teknik olarak
neye ihtiyacı varsa, hepsini temin ettik. Bağlantı düzeneği, özel
olarak kuruldu. Yattığı yerde çalışabileceği şekilde ayarlandı.
Üniversitemizin network’üne girişi sağlandı. Kullanıcı kimliği verildi.
1 Aralık 2003’te de resmen bizimle çalışmaya başladı. İşini çok iyi
yapıyor. Kendisine verilen işleri zamanında gönderiyor, ondan sonra da
izliyor. ‘Ne oldu, gönderdiğim işler’ diye soruyor.
MELDA SUNMAN
SÜ Bilgi Teknolojisi Uygulama Yazılımı Direktörü
Yetkinlik olarak başkalarından hiçbir farkı yok
Çok
özel durumuna rağmen yetkinlik olarak diğer çalışma arkadaşlarımdan
farklı iş çıkarmıyor. 900 sayfadan oluşan iç ve dış web sitemiz var.
Bunların idaresi, bakım ve operasyonu bizde. Bu sorumluluğu paylaşan üç
arkadaşımızdan biri de Hilal. Photoshop’u biliyordu, daha iyi öğrenmek
için internetten kurs aldı. Sonra da İngilizce öğrendi. Başta acaba
özel bir mouse’a ihtiyacı var mı diye düşünmüştük. Hilal’in mouse’u yan
çevirip baş ve işaret parmağı arasına sıkıştırarak üstündeki bilyeden
yönettiğini gördük. O kadar seri yapıyordu ki. Klavyede harflere
basamadığı için sanal klavye kullanıyor. Bilgisayara kamera monte
ettik. Toplantılarımıza web cam aracılığıyla katılıyor.
CAMDAN KIZ HİLAL LÜLE
Cam
kemik hastası. 20 yıldır yataktan kalkamıyor. Okula gidemedi. Anne ve
babasını kaybetti. Ama hayata asılmaktan hiç vazgeçmedi. Kendi kendine
web tasarımcısı oldu. Hem de Sabancı Üniversitesi’nin web tasarımcısı.
(Hürriyet)