İçimizden biri O! Doğuştan kolları ve bacakları olmayan ama hayata tutunmayı sporla ve sporun en zor dallarından biri olan yüzmeyle başarmış Murat ÇOLPAN..
Yeni Asır Gazetesinin onunla yaptığı ropörtajı paylaşıyoruz sizinle..
Doğuştan kolları ve bacakları olmayan Murat Çolpan için doktorlar "En fazla altı yaşına kadar hayatta kalır' demişti. Genç adam şimdi 32 yaşında. Başarılı sporcunun en büyük ihtiyacı ise yüzebilmesi için iki yılda bir değiştirmesi gereken özel mayo..
İnsanın suratına tokat gibi çarpan bir özürle; kol ve bacakları olmadan dünyaya gelen Murat Çolpan, hayata yüzme tutkusu ile tutundu. Deniz ve havuzla tanıştığında yedi yaşındaydı. Yani doktorların kendine biçtiği ömrün, bir yıl ilerisindeydi. Doktorlar nedenini bilemedikleri bu özürü nedeniyle Murat için "Altı yaşına kadar yaşar" demişlerdi. Bugün 32 yaşında olan Murat Çolpan, kendini özürlü değil, milyarda bir rastlanan özel bir vaka olarak görüyor. Özürlülerin de her insan gibi normal bir yaşam kurabileceğini söyleyen Murat Çolpan "Özürlü bir erkek, normal bir erkek ne yapıyor ve yaşıyorsa, hepsini yaşabilir. Özürlüler aldatmaz. Çünkü mutluluk için evlenir. Ama ben bir özürlü ile evlenmem. Nedeni basit. Kim, kime bakacak" dedi.
-Kollarınızı ve bcaklarınızı nasıl kaybettiniz?
-Sonradan olmadı. Doğuştan böyleyim.
-Peki nedenini öğrenebildiniz mi?
-Ne akraba evliliği ne de hamilelik döneminde alınan ilaçlarla ilgili bir olay. Nedenini bilmiyorum. Benimki milyarda bir görülen bir vaka. Ben özelim. Doktorlar en fazla altı yaşına kadar yaşayacağımı söylemiş. Ama 32 yaşındayım. Hayata böyle mutlu bakıyorum. Tekrar dünyaya gelsem yine böyle olmak isterim. Ama başka bir ülkede...
-Kendinizdeki bu farklılığı ilk kez kaç yaşında algıladınız?
-Küçük yaşlarımdan itibaren hep biliyordum.
-Küçükken kollarınızın ve bacaklarınızın olmaması size neler hissettiriyordu? En büyük problem neydi?
-Hiçbir zaman bana acınmasını istemedim. Doğuştan kollarımın bacaklarımın olmadığını kabullendim.
-Kaç kardeşsiniz?
-İki kardeşiz. Bir tane kardeşim var. Gayet sağlıklı. Evli, çocuğu var. Ben dünyaya böyle gelince doktorlar şaşırmış. Kardeşim doktor kontrolünde doğdu.
-Okula gidebildiniz mi?
-İlkokulu çok zor şartlarda bitirdim. Tuvaletler, basamaklar gibi pek çok mimari sorun var. Okullar, özürlülerin de rahat kullanabilmesine imkan sağlayan şekilde yapılmadığı için öğrenimime devam edemedim. Annem-babam beni kucağında taşıyarak sınıfa götürüyordu.
-Tek başınıza evden çıkıp, bir ulaşım aracıyla istediğiniz yere gitme şansınız var mı?
-Hayır. Sokağa çıkabilmek için her zaman yanımda biri olmalı. Bir yerden bir yere gitmek benim için büyük sorun. Otobüslerin orta kapısına insanların tutunması amacıyla yapıyan borular konuyor. Ama bu borular nedeniyle bizler, tekerlekli sandalyelerle otobüse binemiyoruz. Bu boruları kenara alsalar, tekerlekli sandalyesi olanlar da otobüse girebilir. Bizler engelli değiliz, bizim karşımıza engeller çıkıyor.
-Sizi şu anda en çok endişelendiren sorununuz nedir?
-Annem-babam öldükten sonra benim durumum ne olacak? Yalnızca benim değil tabii. Benim durumumda olan diğer engellilerin de sorunu bu. Hükümet bir an önce bu konuya el atmalı. Bize yönelik kanunların çıkması için, ille milletvekillerinin de özürlü olması mı gerekiyor? Bize destek vermek istiyorlarsa vaatleri uygulamaya geçirmeleri lazım. 10 yıldır aynı vaatlerde bulunuluyor. Hep 'yapacağız' deniyor. Ama yapılan bir şey yok. Özürlülere yardım etmesi için, hükümetin bakıcılık sistemini oluşturması lazım. Hem insanlara iş imkanı olur hem de özürlülerin bu sorunu çözülür.
-Kollarınız ve bacaklarınız yok. Ama inanılması zor bir başarınız var. Yüzebiliyorsunuz.
-Evet, öyle.
-Yüzmeye kaç yaşında başladınız?
-Yedi yaşından bu yana yüzüyorum. Ailem bu konuda destek verdi.
-Peki nasıl yüzebiliyorsunuz?
-Benim özel bir mayom var. Yurtdışından geliyor ve benim için özel yapılıyor. Mayom olmadan da suyun üzerinde durabiliyorum ama yüzmem için mayo şart.
-Nasıl bir mayo bu? Yunus derisinden yapıldığını duymuştum, öyle mi?
-Hayır değil. Dalgıçların giydiği elbise kesiliyor. Paletler dikiliyor. Ancak iki yılda bir bu mayoyu değiştirmem lazım.
-Neden?
-Havuz ve deniz suyu nedeniyle yıpranıyor. Bu da benim için yüksek bir maliyet. Mayonun fiyatı yaklaşık 500 euro.
-Yüzerken kendinizi özgür mü hissediyorsunuz?
-Ben her zaman, her yerde özgürüm. Kollarımın bacaklarımın olmaması benim için engel değil. Karşıma çıkan engelleri elimden geldiği kadar, ailemin de desteği ile aşabaliyorum.
-Yüzme yarışlarına da katıldınız değil mi? Yarışlar nasıl başladı?
-1990 yılında başladım. Pek çok yüzme şampiyonluğum var.
-Kim çalıştırdı sizi?
-Yüzme kulübü vardı. Ama kendi imkanlarımla çalıştım. 1990-1997 döneminde engelliler arası yüzme yarışmalarında 20 kez şampiyon oldum. Her özürlünün kendine göre kategorisi vardır. Ben mesela yüzde 99 özürlüyüm. Yüzde bir, akıllı olduğum için. Kolları, ya da bir kolu bir bacağı olmayanlarla yarışıyorum.
-Ne kadar hızlı yüzebiliyorsunuz?
-Elli metreyi iki dakikada yüzerim.
-Protez kol-bacak seçeneğiniz yok mu?
-Var. Biyoelektronik takma kollarım var ama kullanmıyorum. Onu kabullenemiyorum. Protezleri kullanınca kendimi robot gibi hissediyorum.
-Günlük ihtiyaçlarınızı gidermek için de başkasına mı ihtiyacınız var. Yoksa en basitinden, yemeğinizi kendiniz yiyebiliyor musunuz?
-Onları görmeniz lazım. Günlük ihtiyaçlarımı kendim karşılayabiliyorum. Yemeğimi kendim yiyorum. Dişlerimi fırçalıyorum. Traş oluyorum. Cep telefonuna mesaj yolluyorum. Hatta saçımı kendim tarıyorum.
-Bu nasıl oluyor?
-Tarağı duvara sabitledik. Başımı sağa sola çevirip ben kendim tarıyorum.
-Diyelim ki maddi açıdan problem yok. Ameliyatla kol ve bacaklarını işlevsel hale getirme ihtimali var mı?
-Ben böyle doğdum. Doktor doktor dolaşıp kendime çözüm falan aramadım. Doktora nezle olunca giderim. Trilyonlar verseler başkasının derisiyle falan kendime kol-bacak yaptırmam. İmkansız bir olay. Kabul edemem.
-Böyle bir tıbbi seçenek var mı?
-Bilmiyorum ama olsa bile kabul etmem. Ben yürüyebiliyorum bu halime. Ama penguen gibi. Annem bana penguen diyor.
-Serdar Bilgili'nin, Engelleri Kaldıralım kampanyası çerçevesinde fotoğrafını çektiği özürlülerden birisiniz. Bilgili sizi nasıl buldu?
-Üç özürlü arkadaşı çekmek için İzmir'e geldi. İzmir Valiliği Engelliler Merkezi aracılığıyla bize ulaştılar. Serdar Bilgili olduğunu öğrenince kabul ettim. Bilgili süper bir insan.
-Sevgiliniz var mı?
-Şu anda yok. Ama beni bu halimle sevecek, kabullenecek biriyle birlikte olabilirim. Tabii ailesinin de kabul etmesi şartıyla. Özürlülerin en büyük problemidir. Anne-baba özürlü ile evlendirmek istemiyor.
-Daha önce sevgiliniz oldu mu?
-Tabii oldu ama sayısını hatırlamıyorum.
-Onlar da engelli miydi?
-Hayır. Bir engelli ile birlikte olmam.
-Neden?
-Kendim bedensel özürlüyüm. İkimizin de tekerlekli sandalyede olduğunu düşünelim. Kim, kimi ittirecek. Otobüsü binmeye kalkarsak ben mi onu, o mu beni kaldıracak. Özürlü ile özürlünün evlenmesine karşı değilim. Ama benim özürlü ile evlenmem imkansız.
-Nasıl bir kadına aşık olursunuz?
-Aşkın tarifi yok ki.
-Peki engelliler nasıl bir sevgilidir?
-Normal bir erkek ile ne yapıyor ve yaşıyorsa, hepsini yaşabilir. Özürlüler aldatmaz. Çünkü mutluluk için evleniyorlar.
-Şu anda en büyük ihtiyacınız nedir?
-Mayom. İki yılda bir yaklaşık 500 Euro vermek beni maddi olarak çok güç durumda bırakıyor. Ayrıca haftada üç kez yüzmeye Balçova Termal Tesisleri'ne geliyorum. Taksiye biniyorum. Bu da maddi problem. Bir ulaşım aracına ihtiyacım var. Bu sorunlarım için bana destek olacak birisi olursa hayat benim için daha kolay olur. Bir sponsora ya da hayırsevere ihtiyacım var.
3 ayda 450 YTL maaş
"Bir dönem çalıştım. Ama benim işe gidip gelmem sorun. Nasıl çalışabilirim ki. Ama Almanca biliyorum. Tercümanlık yapabilirim. Günüm evde geçiyor. Televizyon seyrediyorum. Hükümet bana üç ayda bir 450 YTL veriyor. Özürlüler bu parayla mı evlenip çocuk yapacak"
Murat Çolpan İzmir doğumlu. 32 yaşında. İlkokul mezunu. 1990-1997 döneminde 20 kez engelliler arası yüzme yarışlarında Türkiye şampiyonu oldu. Şimdi engelliler arası dünya yüzme şampiyonasına hazırlanıyor. Kendisiyle tanışmak isteyenlerin "muratcolpan1975@hotmail.com" ve
"0535 8397729" nolu telefonla kendilerini aramasını istiyor.