Reklam: Orhan Kıvılcım ile portreni yaptırmak ister misin? Web kameranı aç ve Orhan Kıvılcım tablonu yapsın. Şimdi tıkla.

Facebookda Paylas
English French German Italian Portuguese Russian Spanish

Gökçe DEĞİRMENCİOĞLU

Gökçe DEĞİRMENCİOĞLU 
GÖKÇE'nin yeni çalışmalarını görmek için tıklayın.. 

Kalbinden Vurulmuş Kuklanın Boynuna Atkı Veren Kız..

Bu köşede yer vereceğimiz o kadar değerli kişiler var ki kuşkusuz.. Kimle başlayalım derken Sitemizin ilk konuğu sevgili Gökçe oldu. Onun çizimlerini forumlarda görmüş ve çok beğenmiştim herkes gibi.Bir süre resimlerini takip etmiştim. Bir gün bana bir çizim lazım oldu. Kişisel Sitemdeki bir bölümde kullanmak için bir grafiğe ihtiyacım vardı. Özgün olmasını istiyordum. Bu sayede aklıma güzel çizimleri olan Gökçe'ye danışmak belki de yardım istemek geldi. Böylece nette tanışmış olduk... Ve Aşağıdaki fantastik yelkenli resmini çizdi.

Her ne kadar karamsar bir görüntü çizmeye kalksa da, aslında onun içinden hayat fışkırdığını görmemek mümkün değil. Zira ancak hayatı seven bir insan hayata güzellikler katabilir.

Teşekkürler Gökçe! 

HDB : - Kısa hayat öykünü anlatır mısın?


İsmim Gökçe, 1984 te Bursa da doğdum. 4,5 aylıkken omuriliğime böbreğimden ur sıçraması nedeniyle zedelenme meydana gelmiş. Bu yüzden yürüme cihazı ve koltuk değneği adı verdiğimiz cici aksesurları kullanıyorum :) Lise 2 ye kadar Bursa Kız Lisesinde okuduktan sonra Lise sonu rahatsızlığım ve ameliyat olma nedeniyle dışarıdan bitirdim. Şu anda da Açıköğretim Fakültesi, işletme bölümünde okuyorum. Ama gönlüm Mimar Sinan'da. Ayrıca Resim yapmaya aşığım, ve rock müzik delisiyim :)


HDB : - Ne zaman ve neden resime başladın?

Resime ilk okulda hocaların istediğinizi çizin komutlarıyla klasik dağ,ev,akarsu üçlüsünü çizmeyle başladım :) ondan önce de küçüklüğümde kafadan bacaklar çıkararak resmettiğim resimlerle aile içinde telaş yaratırmışım. ama resime gerçek anlamda orta 1 de resim dersinde elime palet ve fırçaları alarak tablo üzerinde oluşturduğum renklerin beni büyülemesiyle başladım. sonra bu istek lise ve ilerisinde gittikçe büyüyerek devam etti..


HDB : - Hangi tarzlarda resim çiziyorsun?

aslında belirli bir tarzım yok, yani içimden o an geleni resmediyorum. ama resmederken kendimi rahat hissetmediğim konularda var. Doğa, çiçek, böcek, natürmort gibi. ben sanırım birazkaramsar ve hüzün barındıran resimler yapmayı seviyorum. bir de portre çizmeyi çok seviyorum.


HDB : - Senin arzun amatör kalmak mı yoksa ilerlemek mi? Neden?
 
ilerlemeyi çok istiyorum tabiki. 3 sene önce gittiğim resim kursunda 4 ay karakalem ve 1 ay yağlıboya dersi almıştım. Sonra kursun düzenlediği karma sergiye yaptığım yağlıboya tablolarımla ben de katılmıştım.. insanların tablolar hakkında sorular sorması, merakla incelemeleri ve yansıtılanı anlamaya ve kendince yorumlamaya çalışmaları çok güzeldi. O gece orada o atmosferi yaşamam beni çok etkiledi ve o gün kişisel sergi açma fikrini kafama koydum. İstanbul'un güzel bir sergi salonunda kişisel sergimi açma gibi bir hayalim var. Ama daha çok çok yol katetmem gerektiğini biliyorum. Elimden geldiğince kendimi geliştirmeye çalışıyorum.



HDB : - Resim çizmek kadar zevk aldığın başka bir uğraşın var mı?

resim çizmek kadar kendimi onda bulmasamda gitar çalıyorum. dostumun öğrettikleriyle bişeyler yapmaya çalışıyorum, ders falan almadım. bi bestem var sadece o kadar. özellikle elektro gitar öğrenmeyi çok isterdim. rock müziğe de resime olduğu kadar aşığım :) özellikle eskileri çok seviyorum.


HDB : - Geleceği bilemeyiz tabii ki ama, genç olduğun için soruyoruz, ileride nasıl bir konumda olmak istersin? Neden?

İstanbul'u çok seviyorum ve genelde hep hayallerimi İstanbul üzerinde kurarım. Orda ilk kişisel sergimi açmak ve aşık olduğum okul olan Mimar Sinan Üniversitesi'nde iç mimarlık okumak en büyük iki hayalim. İç mimarlık okuduktan sonra hem işimi yapmak, hem de bir yandan tablolarımı yapıp kişisel sergiler açarak kendimi geliştirmek istiyorum.



HDB : - Günlerin nasıl geçiyor, iki üç cümleyle anlatır mısın?

1,5 ay öncesine kadar Fizik tedavi merkezine haftanın 3 günü giderek fizik tedavi görüyordum ve neyzen bir hocamız arkadaşlarla bana ney üflemesini öğretiyordu. malesef bakanlık tarafından çıkarılınca orda aldığımız fizik tedavi ve ney derslerini bırakmak zorunda kaldık. şimdi yaklaşık 3 haftadır tekerlekli sandalye basketbolu öğreniyorum. haftanın 3 günü ordayım. ama spordan öte insanın bi gruba dahil olması ve belirli bir amaç için çabalaması, bişeyleri başarması, bence bu en güzeli. Ekim de Marmara Bölgesi çapında turnuvalarımız olucak bakalım. umarım güzel şeyler yaparım.


HDB : - Hayatına ait sevmediğin şeyler nedir? Değiştirmek için imkanın varsa denedin mi?
 
Hayatıma dair sevmediğim şey özgür olmamam.. Sürekli bir yere gitmem gerektiğinde ya da gezmek istediğimde anneme 'hadi anne şuraya gidelim, buraya gidelim?' diye yalvarmam gerekiyor :) otobüslere binmek bin dert, ve ulaşımı sağlamak için özel bir araç şart. Ben bu konuda özgür değilim şu an. Ehliyetimi aldım ama aracımı da alırsam istediğim özgürlüğe kavuşucam sanırım. bekliyorum bakalım :)


HDB : - Sence "Hayata Tutunmak" duygusunu en güzel yaşatan iş, uğraş veya kavram nedir?

sinekg_tHayata Tutunmak.. evet sanırım genelde bunun için biz insanlar hep bir sebep ararız, büyük bir sebep... Sebep olmazsa, mutlulukta yoktur. Hayata tutunmalıyım, ama nasıl? neyle? bize mecazi anlamda bir ip görevini görecek şeyler bekleriz hep hayattan. ve çok da haklıyızdır aslında. Benim de hayattan çok kez koptuğum olmuştur. Ve benim pek sebebim de yoktu hayata tutunmak için, yaratamıyordum. Küçücük tıkılı yaşadığım evinde böylesi bi yaratı bulmam çok zordu. ben bunu bi sineğin yardımıyla başardım :)  yani insan aslında hayata tutunmak için çok büyük şeyler beklememeli. Sinek olayını da özetlersem çok kötü bir dönem geçirdiğim bi zamanda, gece penceremden bakıarken lodoslu bir havada önümdeki çamaşır ipine sarılmış bir sinek gördüm. Deli gibi sallanan ipe sıkıca sarılmıştı ve uçmuyordu. istese uçardı ama bu onun bir yere çarpıp zarar görmesine yada ölmesine sebep olabilirdi.ama o ipe sıkıca tutunmuştu ve ben bu görüntüden çok ders aldım. Küçük, tiksindiğimiz sinek bile ölmemek için, ipe sarılarak hayata tutunabiliyordu ama ben bunu yapamıyordum. işte o an benim hayata tamamiyle farklı bakmamı sağlayan bir an oldu. Yani hayata tutunmak için illa ki büyük bir şey, büyük kalın bir ip beklememeliyiz. küçücük bir şey, küçük bir ip bile hayatımızı deiştirebilir..


HDB : - Son olarak, HayataDahiliz.Biz sitemiz ilk görüşte sende nasıl bir his uyandırdı? Şu an ek olarak neler düşünüyorsun? Ve senin gözünle en güzel köşesi neresi?

Siteye ilk girdiğimde ortadaki civciv resmi dikkatimi çekti :) şaka bi yana çok güzel bölümler var ve çok faydalı, çok paylaşım yapabileceğimiz bir site olacağına inanıyorum. Hiçbir bölümü birbirinden ayıramıyorum ki, ama özellikle ''Bilim,Kültür ve Sanat'' , '' Bilinmesi Gerekenler'' ve ''haber ve Gelişmeler'' bölümleri çok bilgi edindirecektir. Ve böylesi güzel ve her yanı bilgi kokan bir site yarattığınız için, ve bu güzel siteye konuk olduğum için çok çok teşekkür ederim


adamtablom25ys_tayakkablar7ec_t balerintablom0iz_t    

 

 

 

 

 

 

 kadn4fp_tyalkadn3em_tyelkenli_t
 incinmislik2_tdolores2fb_tbebek5wk_tkzkulesisite1yf_t
 kupa_tdec050278af_teboo5kf_tserrabebek2ec_t
 gitaristtablom0te_tkalanzaman_tkurt4ow_ttabure_t

GÖKÇE'nin yeni çalışmalarını görmek için tıklayın..  



( 1 Vote )
Son Güncelleme: Cuma, 30 Mart 2007 19:04