Vücut
içerisinde meydana gelen hemen hemen tüm işlevler, enzim ve hormon gibi
esas olarak protein yapıdaki kimyasallar tarafından kontrol edilir.
Düzgün şekilde işlev gören enzimlerin yapımının gerilemesi, aslında
canlı organizmaların zamanla ölmesinin en büyük nedenidir. Enzimler,
vücuda alınan besinlerin sindirilmesine, sindirilmiş bu besinlerin
enerjiye çevrimine, hasarlı veya yaşlı dokuların tamiri için yeni
yapısal protein ve yağların yapılmasına yardımcı olurlar. Hücre
içerisinde enzimlerin “kodlanmasından” sorumlu olan DNA, çeşitli
nedenlerden dolayı meydana gelen hasarları ve aksaklıkları her zaman
düzeltir. Hücre içerisinde oluşan bu tip hatalar çoğunlukla bu şekilde
düzeltilebilir, ancak hiçbir zaman %100 bir düzeltme gerçekleşmez. Bu
nedenle, zaman içersinde, düzeltilemeyen hatalar ve aksaklıkların
yüzdesi artar ve artık hücrenin fonksiyonları da aksamaya başlar. Bu
durum da, hücrenin ölümü ile sonuçlanır.
Her canlı, belirli bir yaşam uzunluğuna sahiptir ve bu yaşam uzunluğu,
türlere göre değişir. 300-400 yıl yaşayan canlılar olduğu gibi
(balinalar ve kaplumbağalar), ömrü sadece birkaç saat olan canlılar
(bazı böcekler) da vardır. Yaşam uzunluğu ve vücut büyüklüğü arasında
tam olarak bir bağlantı kurmamız da mümkün değildir. Örneğin, vücut
büyüklükleri birbirine yakın olan iki kuş türünü ele alalım. Tavuklar
yaklaşık olarak 20 sene kadar yaşarken, puhu olarak bilinen bir baykuş
türü 60-90 sene kadar yaşayabilmektedir.
Yaşlanmanın ve ölümün en önemli nedenleri arasında, protein
metabolizmasında meydana gelen aksaklıklar ile metabolizma artıklarının
(yağ ve boşaltım maddeleri) hücre içerisinde yığılması sayılabilir.
Hücre yenilenmesi ve tamirinin etkinliğini yitirmesi de, dokuların
yaşlanmasında en önemli etkendir. Zamanla ölen hücreler, yenilenemez
hale gelir ve bu nedenle de vücudun işlevleri zayıflar.
“Gerontoloji”, yaşlanmanın nedenlerini araştıran bilim dalıdır.
Yaşlanma sürecinde ortaya çıkan belirtileri ise “Simptomatoloji” adı
verilen diğer bir bilim dalı inceler.