Daha 1. YY’ da yaÅŸayan hekimler köpek yalamasının faydalarından bahsediyorlardı.
9.YY’ da Gheel, sakat insanların yararlanmaları için hayvanları kullanmaya baÅŸladı.
GörüldüÄŸü
gibi, hayvanlar tarihin erken dönemlerinde insanlardaki sorunların
tedavilerinde kullanıldılar. Bu, insan hayvan ilişkisinde esas itici
güçlerden biri olmuÅŸtur.
1859’da Florence Nightingale, küçük bir ev hayvanının özellikle kronik hastalar için harika bir yoldaÅŸ olduÄŸunu kaydetti.
1966’da
Norveç’te özürlüler için bir rehabilitasyon merkezi kuruldu. Bu
merkezde, uygulanan tedavi rejimlerinin önemli unsurları at ve
köpeklerdi. Yeshiva üniversitesinde klinik psikolog olan Dr.Boris
Levinson, rahatsız çocuklarda hayvan kullanılan tedavinin faydasını
tesadüfen keÅŸfetti.
1980’li yılların baÅŸlangıcında terapistler
hayvan yardımlı aktivite ile hayvan yardımlı terapi arasında ayırım
yapmaya baÅŸladılar. Bu terapistlerin profesyonelliÄŸi arttıkça önceden
kullanılan pet terapisi gibi iÅŸi kolaymış gibi gösteren, herhangi bir
ev hayvanının terapi çalışmasında kullanılabileceÄŸini düÅŸündüren
terimler terk edilmeye baÅŸlandı. Çalışmalar ilerledikçe kullanılacak
hayvan seçiminde daha dikkatli olunmaya baÅŸlandı.
Hayvan
kullanımı sadece hastalar için deÄŸil topluma uyum sorunu olan
insanların da terapisinde kullanıldı. ÖrneÄŸin, ÅŸuurunu kaybedip cinayet
iÅŸleyen hastalarda oldukça baÅŸarılı olarak uygulanmıştır. Belli bir
deneme sürecinden sonra, suçluların kafesteki kuÅŸlara veya kemiricilere
bakmalarına izin verilmiÅŸtir. Bu giriÅŸim, enstitüdeki ÅŸiddeti azaltmış,
çalışanların dahi hastalarla ilgilenmesini artırmış ve hastaların
terapiye cevap vermesini saÄŸlamıştır. Bu tür tedavilerden beklenen en
büyük etki, hastaneler, ceza evleri veya yaÅŸlı bakım evlerinde daha
insancıl bir tedavi ortamı yaratmaktır.
Hayvan kullanılarak
yapılan tedaviye bir örnek: Üç yaşındaki bir erkek çocuÄŸu olan Kevin,
anne rahmindeyken annesinin kullandığı eroin ve kokaine maruz kalmıştı.
KonuÅŸmuyor ve yürümüyordu.. Aşırı huysuzluÄŸu nedeniyle kendisine her
türlü yardımı reddediyordu. Annesi onu banyoya dahi sokamıyordu.
Psikoterapist bunun için motivasyonunun eksik olduÄŸunu düÅŸündü. Klasik
davranış terapileri, oyuncak, müzik veya yiyecek gibi takviye
edicilerin hiçbiri yarar saÄŸlamadı. Bir gün Kevin plajda martı
gördüÄŸünde hayatının ilk adımını attı ve ses çıkardı. Bu, iletiÅŸim için
ilk iÅŸaretti. Evdeki çalışma içine özellikle banyo zamanlarında takviye
edici olarak bir papağan alındı. Reddedilemeyen her kısa banyo
seansının hemen ardından papağını ziyaret etmekle ödüllendirildi.
Birkaç hafta içinde Kewin hiç tepkisiz annesiyle banyoya girmeyi
kabullendi; yedinci oturumda ise ilk kelimesini söyledi: “KuÅŸ”. KuÅŸa
olan bu bariz tepkiden sonra Kevin’in eÄŸitimli bir köpeÄŸe tepkisi
incelendi. Köpekle çok ilgilendi, okÅŸamak ve temas kurmak için ona
ulaÅŸması gerekiyordu. Yürümeyi öÄŸretmek için köpeÄŸin takviye edici
olarak kullanıldığı 10 oturum planlandı. 11. oturumda köpeÄŸe doÄŸru iki
adım attı ve oturumun sonunda iki metre yürümeyi baÅŸardı. Bu vakada
hayvanların kullanıldığı terapide hem yeni maharetlerin öÄŸretildiÄŸi
(yürüme, konuÅŸma vs.) hem de olumsuz davranışların yok edildiÄŸi
(huysuzluk) veya azaltıldığı görülmektedir.
Günümüzde insanlarla
ilgili bir çok sorunun çözümünde hayvan kullanımı giderek yerleÅŸip
geniÅŸliyor. Yakında çok seçkin bir tedavi yöntemi olarak çok daha geniÅŸ
alanlarda kullanım bulacağı kuşkusuzdur.
Önemli olan, bize hep
verici olan hayvan dostlarımızın kadir ve kıymetini bilebilmektir. Ama
ne yazık ki, hep almaya alışmış olan insanoÄŸlunun en önemli
eksiklerinden biri vefa duygusudur…
Zihinsel engelli Çocukların Mesleki Rehabiliasyonları ve Hayvan Bakıcılığı Modeli Projesi
>> Sosyal Hizmetler ile birlikte yürüttüÄŸünüz projeyi bize anlatırmısınız ?
Hayvanların
insanlara ait bir çok fiziksel ve ruhsal sorunların çözümünde
olaÄŸanüstü katkı saÄŸladığı tarih öncesi çaÄŸlardan beri bilinmektedir.
Günümüzde psikiyatrik sorunlar baÅŸta olmak üzere bir çok alanda
hayvanlardan yardım alınmaktadır. Ne yazık ki ülkemizde hayvanların bu
müthiÅŸ yeteneklerinden yeterince faydalanıldığı söylenemez.
Ülkemizde
6-7,5 milyon kadar engelli birey olduÄŸu tahmin edilmektedir. Ne
yazıktır ki, engelli bireyler sadece tüketici olarak algılanmaktadır.
Toplum olarak bu insanlarımıza karşı görevlerimizin tam olarak yerine
getirildiÄŸini söylemek de mümkün deÄŸildir. Oysa çeÅŸitli konularda
desteÄŸe ihtiyacı olan ve aynı zamanda üretime katkısı olabilecek bu
bireyler için sadece devlet kurumlarından hizmet beklenmesinin yeterli
olamayacağı çok açıktır. Bu toplumsal bir vazife olup her meslek grubu,
her STK, hatta her bireyin yapabileceği bir şeyler mutlaka vardır.
Ülkemizde
engelli çocuklardan sorumlu ve yetkili resmi bir kuruluÅŸ olan “Sosyal
Hizmetler Çocuk Esirgeme Kurumları”na baÄŸlı olarak çalışan kimsesiz,
bakıma muhtaç, ekonomik ve sosyal yoksunluk içerisinde bulunan özürlü
bireylerin bakıldığı yatılı rehabilitasyon merkezleri ve gündüzlü bakım
veren rehabilitasyon merkezleri daha çok akademik beceriler geliÅŸtirmek
ve temel bakım hizmetleri vermeye dönük olarak çalışmaktadırlar. Farklı
geliÅŸen çocukların toplum yaÅŸamına uyabilmeleri, uygun bir iÅŸ sahibi
olabilmeleri ve üretime etkin katılabilmelerini saÄŸlayıcı mesleki
rehabilitasyon hizmetleri sınırlıdır. İstihdama ve ekonomiye etkin
olarak katılımı sağlayıcı faaliyetleri olmadığı gibi iş olanakları da
sınırlıdır.
Veteriner Klinikleri ve hayvan barınakları hayvanlarla
yakın teması kurulan çalışma alanları olup engelli çocukların daha
istekli çalışacakları, kendilerini daha fazla geliÅŸtirebilecekleri
sosyal ve uygun ortamlardan biridir. Çocukların kendilerini
geliÅŸtirmelerinde “istek” çok önemlidir. Hayvan materyalinin bu tür
çocuklarda öÄŸrenme isteÄŸini, yaÅŸam hevesini ve dolayısıyla kendini
geliştirme isteğini artırdığı bilimsel olarak kanıtlanmıştır.
Biz bu
noktadan yola çıkarak, engelli çocuklarımıza aynı zamanda kendilerini
geliÅŸtirebilecekleri mesleki bir imkan saÄŸlanabileceÄŸini ortaya koymak
istedik ve “Zihinsel Engelli Çocukların Mesleki Rehabilitasyonları ve
Hayvan Bakıcılığı Modeli” adını verdiÄŸimiz bu projeyi gerçekleÅŸtirdik.
Model
olarak veteriner kliniklerinde gerçekleÅŸtirilecek bu projenin amacı hem
çocukları hayvanların tedavi edici özelliklerinden yararlandırmak,
onları üretime kazandırmak ve hem de bu toplumsal vazifenin yapılması
için toplumun ve veteriner hekimliÄŸin haricindeki meslek gruplarının da
dikkatini çekmektir.
Tasarladığımız proje için sosyal
hizmetlerden sorumlu Vali Yardımcısı Sayın Mehmet Seyman’ı ziyaret
ettik. Kendisinin onayı ile proje, Sosyal Hizmetler MüdürlüÄŸüne ve
buradan da bu kurum bünyesindeki rehabilitasyon merkezlerine iletilmesi
sağlandı.
Rehabilitasyon merkezleri içersinde sadece, iki fedakar
sosyal hizmet uzmanı Hıdır Bey ve Döne Hanım sayesinde Zeytinburnu
Zihinsel Özürlü Çocuklar Bakım Ve Rehabilitasyon Merkezi MüdürlüÄŸü bu
konuya ilgi duyduÄŸunu belirtti ve karşılıklı görüÅŸmelerle projemiz son
halini aldı.
Daha geniÅŸ kapsamlı yapılabilmesi için proje İ.Ü.
Veteriner Fakültesi ve Veteriner Hekimler Odası’na iletildi. Ancak bu
kurumlar destek olamadı. Bunun üzerine 5 Aralık 2005 tarihinde, sadece
3 çocuk için yeterli personel ve donanıma sahip olan bir veteriner
polikliniÄŸinde bir sosyal hizmet uzmanı ile çalışmalara baÅŸlandı.


Çalışmalar üç ay süreyle, günde iki saat olmak üzere haftada üç gün yapıldı.
Projeye
baÅŸlamadan önce projede görev alan klinik personeline farklı geliÅŸen
çocukların özellikleri hakkında tanıtıcı bir eÄŸitim verildi.
İkinci
aÅŸama olarak çocukların eÄŸitim alacağı klinikleri gezmeleri ve uygun
hayvanlarla ilk temasları saÄŸlandı. Çocukların hayvana yaklaÅŸabilme,
hayvana davranış ÅŸekilleri ve korkularına göre deÄŸiÅŸik eÄŸitimler
planlandı.
Hayvandan korkan çocukların bu korkulardan arınmasına yardımcı olundu.
Hayvanların tanıtıldı (Kulak, kuyruk vb. uzuvlar) ve hayvanların nasıl sevilmesi gerektiÄŸi gösterildi.
Hayvanların tutulması, masaya kaldırılması, indirilmesi gibi faaliyetler gösterildi.
Hayvanların beslenmesi yıkanması, kurutulması, taranması, gezdirilmesi gösterildi ve uygulatıldı.
Bunları
öÄŸrenebilen çocuklara aletlerin tanıtımı, temizlenmesi gibi veteriner
kliniklerinde çalışmaları için faydalı olacak daha ileri eÄŸitimler
verilmeye başlandı.
>> Sosyal hizmetler bünyesindeki çocuklar neye göre seçildi ?
Çalışmanın
hangi düzeydeki çocuklara yarar saÄŸlayabileceÄŸi araÅŸtırmak amacıyla
deÄŸiÅŸik zeka seviyesine sahip 15-16 yaÅŸlarındaki kız ve erkek çocuklar
seçildiler. Çocukların hayvanlarla ilgili deneyimleri yoktu. Hatta biri
hariç hepsi hayvandan korkuyordu. Korkan çocuklar özellikle seçildiler.
>> Çocukların köpekler ile ilk karşılaÅŸtığı anı bize anlatırmısınız ? Çocukların ve köpeklerin tepkisi nasıldı ?
Çok
merak ve istekle hatta bazıları sevinç çığlığı atarak hayvanlara
yaklaÅŸmak istediler. Ancak biraz yaklaşınca korkuarı açığa çıktı.
Telkinlerimizle beraber çok temkinli olarak dokunmaya baÅŸladılar. Bu
aÅŸamadan sonrası görülmeye deÄŸerdi. Çocuklar hemen hayvanla empati
kurdular. Kendilerinin eksikliğini hissettiği bazı duyguları hayvana
aksettirdiler. ÖrneÄŸin çocuklardan birinin köpeÄŸe “ben senin annenim,
ben seni hiç bırakmam, seni tararım” gibi sözcüklerle sevgisini
aktardığı gözlendi. GeçmiÅŸ yaÅŸantılarını hayvanlara yansıtarak onların
terk edilip edilmediÄŸi, burada niçin oldukları, anne ve babasının
nerede olduğu gibi sorular sorarak kendi duygularını ifade etmeye
başladılar. Daha sonra hayvanları okşayarak onları terk etmeyeceklerini
söyleyerek ayrılık anksiyetesine iliÅŸkin yaÅŸadıkları duyguları
hayvanlar üzerinde onarmaya çalıştıkları bariz olarak izlendi.
>> Çocuklar açısından ne tür faydalar elde edildi.
Zihinsel durumu ve yetenekleri farklı olan üç çocuÄŸun geliÅŸmesinde de farklılıklar oldu.
Çocukların
ilk geldiklerinde hayvanlardan biraz korkmasına raÄŸmen onları müthiÅŸ
bir ÅŸekilde sevdikleri gözlendi. Kısa sürede korkularını attılar.
Çocuklar, kliniÄŸe gelmeyi hep dört gözle beklediler.
Klinikte tam bir uyum içersinde söylenenleri yapmaya gayret ettiler. ÖÄŸretilenlerin çoÄŸunu öÄŸrendiler.
Åžimdiye
kadar hep baÅŸkaları tarafından yönlendirilen çocuklar köpek gezdirmeye
baÅŸlayarak hayatlarında ilk defa kendileri yönlendirici duruma
geçtiler.
Çocukların kendilik deÄŸerlerini biraz daha arttırdığı ve kendine güven duygularının geliÅŸtiÄŸi gözlendi.
İnsanlarla daha fazla sosyal ilişkiler geliştirdiler ve daha uygun davranışlar sergileyebildiler
Verilen görevi yerine getirmek, takip etmek, görevi sonlandırmak suretiyle daha fazla görev ve sorumluluk bilincini artırdılar
DeÄŸiÅŸik problemlerle karşılaÅŸarak problem çözebilme becerilerini artırıp, muhakeme güçlerini biraz daha geliÅŸtirdiler.
Hayvanlara olan davranışlarını kontrol altına almak suretiyle dürtü kontrol yeteneklerini artırdılar
Korkuların atılması ve hayvan sevgisi kazandırılmasıyla empati ve vicdan gelişimine olumlu anlamda katkı sağlandı,
Hayvanları
gezdirerek dış mekanları kullanabilme ve yön bulma yeteneklerinin
geliÅŸtirilmesi, çevreyi tanımaları bakımından fayda saÄŸlandı. .
>> Proje istenilen hedeflere ulaştı mı? Eğitimini tamamlayan arkadaşlarımız var mı ? Yeni kurlar olacak mı ?
Çocuklarımız
üç aylık eÄŸitimlerini tamamladılar. Çalışma sonunda bu çocuklarımızın
veteriner kliniklerinde farklı alanlarda da olsa çalışabileceÄŸi net
olarak görüldü. Zihinsel engelli çocukların hayvanla ilgili iÅŸ
konularında çalışmak suretiyle, hem sırf tüketici olma konumundan
çıkarak üretime katkı saÄŸlayabilecekleri, bu arada kendi geliÅŸimleri
için önemli yararlar saÄŸlanabileceÄŸi ve hem de bu çocuklar sayesinde iÅŸ
yerlerinin sorumluluk sahibi, iÅŸine baÄŸlı, hilesiz, güvenilir elemanlar
kazanabileceği sonucuna varıldı.
Projemiz AB projesi haline
getirildi. Kabul edildiÄŸi takdirde çalışmalar çok daha yaygın ÅŸekilde
yapılabilecek Bu eÄŸitimi alan çocuklardan birisi halen klinikte
çalışmaya devam etmektedir.
>> Projenin sonunda yetiÅŸen
arkadaÅŸlarımıza veteriner kliniklerinde, barınaklarda, köpek
çifliklerinde istihdam saÄŸlanabilecek mi ? Sonuç olarak onlara iÅŸe
yaradıklarını hissettirmek ve öÄŸrendiklerini uygulama ÅŸansı tanınmaz
ise proje ne kadar başarılı olabilir ki ?
Proje öncelikle,
belirtilen amaçlar doÄŸrultusunda hangi çocukların seçilmesi
gerektiÄŸini, bu tür çocuklara nasıl bir eÄŸitim verileceÄŸini ve bu
eğitimi alanların hayvanla ilgili iş kollarında gayet iyi bir şekilde
çalışabileceÄŸini ortaya koydu.
Şimdi yapılması gereken bu projeyi
geniÅŸletip eÄŸitim alan çocuk sayısının artırılması ve ilgili iÅŸ
kollarının dikkatinin çekilmesidir. Bu amaçla mevcut projemizi İstanbul
ValiliÄŸi, Cander DerneÄŸi ve bir belediyemiz ile ortak bir AB projesi
haline getirilmiÅŸtir.
Bunun ardından hayvanlarla çalışan klinikler,
barınaklar vb. benzeri yerlerin desteÄŸini almaya çalışacağız. Birçok
kliniÄŸin desteÄŸini alacağımıza inanıyoruz. Ancak, hiçbir çocuk böyle
yerlerde çalışma ortamı bulamasa dahi bu eÄŸitimler sırasında o kadar
mutlu oluyorlar ve kendilerini o kadar geliştirme fırsatı bulabiliyor
ki, bu bile projenin baÅŸarılı olduÄŸunu göstermeye yetiyor.
>> Aynı proje belki bir gün zihinsel engelli çocuklara uygulandığı gibi sokakta yaÅŸayan çocuklara da uygulanabilir mi ?
Hayvanların
insan sağlığı ve gelişimine katkıları saymakla bitmez. Bu nedenle
benzeri projeler sadece zihinsel engellilere deÄŸil, sizin de
belirttiÄŸiniz gibi sokak çocuklarına veya diÄŸer engelli çocuklara,
hapishane ve ıslah evlerinde, okullarda, hastanelerde kısacası yaşamın
her alanında uygulanabilir. Yeter ki buralarda çalışan sorumlu
personel, bir Döne Hanım ya da Hıdır Bey gibi kendilerini onlara adamış
olsun (Çocuklar tepesinden inmediÄŸi için adamcağız boynundan ameliyat
oldu ama yine yılmadı).
Bu projeden öÄŸrendiÄŸim bir ÅŸey daha var:
Çocuklara özel itina ve sevgi gösterilmesi gereken bu yerlerde, bu
niteliklere sahip personele rastlama olasılığımız ne yazık ki, çok
fazla deÄŸil. Ben maaşıma bakar ve bana verilen görevleri yaparım gerisi
beni ilgilendirmez diyen memur zihniyetinin hakim olduÄŸu yerlerde ise
bu projeler yürümez.
Prof. Dr. Tamer Dodurka