Reklam: Orhan Kıvılcım ile portreni yaptırmak ister misin? Web kameranı aç ve Orhan Kıvılcım tablonu yapsın. Şimdi tıkla.

Facebookda Paylas
English French German Italian Portuguese Russian Spanish

İnsanlardaki bedensel ve psikolojik sorunların giderilmesinde hayvan kullanımı

Bu uygulamaların bilimsel olarak baÅŸlangıç tarihi 1792'ye dayanır. TavÅŸan ve diÄŸer küçük hayvanlar zihinsel sorunlu insanların tedavisinde ilk kez bu tarihte kullanılmıştır. Bu hayvanların psikiyatrik hastalardaki motivasyonu yükselttiÄŸi, bir köÅŸeye çekilmiÅŸ ve tedaviyi reddeden hastaların ilgisini çektiÄŸi ve terapiye katılımını artırmakta yarar saÄŸladığı gözlenmiÅŸtir.

Aslında, çeÅŸitli hastalıkların tedavisinde hayvan kullanımı yunanlıların tıp tanrısı Asklepios’a kadar uzanır. Asklepios’un tedavi etme gücüne yılan ve kutsal köpekler destek oluyorlardı. İnanışa göre bu köpekler iki gözü de görmeyen bir insanın gözünü yalarlarsa gözler hemen görmeye baÅŸlardı; çünkü bu köpeklerin dilinde iyileÅŸtirici maddeler vardı.

Köpek ve insan ölüleri arasında da bir iliÅŸkiden bahsedilirdi. Buna göre insanlar öldükten sonra ruhun kurtulması için köpekgillerden biri tarafından yenirdi. Bu inanış daha sonra modifiye oldu. Zoroastrian persler, ruhun kurtulması için köpeÄŸin bakışının yeterli olduÄŸuna inandılar. Bu nedenle zoroastrian persler bütün köpeklere saygı gösterdiler, ve korudular.

Daha 1. YY’ da yaÅŸayan hekimler köpek yalamasının faydalarından bahsediyorlardı.

9.YY’ da Gheel, sakat insanların yararlanmaları için hayvanları kullanmaya baÅŸladı.

GörüldüÄŸü gibi, hayvanlar tarihin erken dönemlerinde insanlardaki sorunların tedavilerinde kullanıldılar. Bu, insan hayvan iliÅŸkisinde esas itici güçlerden biri olmuÅŸtur.

1859’da Florence Nightingale, küçük bir ev hayvanının özellikle kronik hastalar için harika bir yoldaÅŸ olduÄŸunu kaydetti.

1966’da Norveç’te özürlüler için bir rehabilitasyon merkezi kuruldu. Bu merkezde, uygulanan tedavi rejimlerinin önemli unsurları at ve köpeklerdi. Yeshiva üniversitesinde klinik psikolog olan Dr.Boris Levinson, rahatsız çocuklarda hayvan kullanılan tedavinin faydasını tesadüfen keÅŸfetti.

1980’li yılların baÅŸlangıcında terapistler hayvan yardımlı aktivite ile hayvan yardımlı terapi arasında ayırım yapmaya baÅŸladılar. Bu terapistlerin profesyonelliÄŸi arttıkça önceden kullanılan pet terapisi gibi iÅŸi kolaymış gibi gösteren, herhangi bir ev hayvanının terapi çalışmasında kullanılabileceÄŸini düÅŸündüren terimler terk edilmeye baÅŸlandı. Çalışmalar ilerledikçe kullanılacak hayvan seçiminde daha dikkatli olunmaya baÅŸlandı.

Hayvan kullanımı sadece hastalar için deÄŸil topluma uyum sorunu olan insanların da terapisinde kullanıldı. ÖrneÄŸin, ÅŸuurunu kaybedip cinayet iÅŸleyen hastalarda oldukça baÅŸarılı olarak uygulanmıştır. Belli bir deneme sürecinden sonra, suçluların kafesteki kuÅŸlara veya kemiricilere bakmalarına izin verilmiÅŸtir. Bu giriÅŸim, enstitüdeki ÅŸiddeti azaltmış, çalışanların dahi hastalarla ilgilenmesini artırmış ve hastaların terapiye cevap vermesini saÄŸlamıştır. Bu tür tedavilerden beklenen en büyük etki, hastaneler, ceza evleri veya yaÅŸlı bakım evlerinde daha insancıl bir tedavi ortamı yaratmaktır.

Hayvan kullanılarak yapılan tedaviye bir örnek: Üç yaşındaki bir erkek çocuÄŸu olan Kevin, anne rahmindeyken annesinin kullandığı eroin ve kokaine maruz kalmıştı. KonuÅŸmuyor ve yürümüyordu.. Aşırı huysuzluÄŸu nedeniyle kendisine her türlü yardımı reddediyordu. Annesi onu banyoya dahi sokamıyordu. Psikoterapist bunun için motivasyonunun eksik olduÄŸunu düÅŸündü. Klasik davranış terapileri, oyuncak, müzik veya yiyecek gibi takviye edicilerin hiçbiri yarar saÄŸlamadı. Bir gün Kevin plajda martı gördüÄŸünde hayatının ilk adımını attı ve ses çıkardı. Bu, iletiÅŸim için ilk iÅŸaretti. Evdeki çalışma içine özellikle banyo zamanlarında takviye edici olarak bir papaÄŸan alındı. Reddedilemeyen her kısa banyo seansının hemen ardından papağını ziyaret etmekle ödüllendirildi. Birkaç hafta içinde Kewin hiç tepkisiz annesiyle banyoya girmeyi kabullendi; yedinci oturumda ise ilk kelimesini söyledi: “KuÅŸ”. KuÅŸa olan bu bariz tepkiden sonra Kevin’in eÄŸitimli bir köpeÄŸe tepkisi incelendi. Köpekle çok ilgilendi, okÅŸamak ve temas kurmak için ona ulaÅŸması gerekiyordu. Yürümeyi öÄŸretmek için köpeÄŸin takviye edici olarak kullanıldığı 10 oturum planlandı. 11. oturumda köpeÄŸe doÄŸru iki adım attı ve oturumun sonunda iki metre yürümeyi baÅŸardı. Bu vakada hayvanların kullanıldığı terapide hem yeni maharetlerin öÄŸretildiÄŸi (yürüme, konuÅŸma vs.) hem de olumsuz davranışların yok edildiÄŸi (huysuzluk) veya azaltıldığı görülmektedir.

Günümüzde insanlarla ilgili bir çok sorunun çözümünde hayvan kullanımı giderek yerleÅŸip geniÅŸliyor. Yakında çok seçkin bir tedavi yöntemi olarak çok daha geniÅŸ alanlarda kullanım bulacağı kuÅŸkusuzdur.

Önemli olan, bize hep verici olan hayvan dostlarımızın kadir ve kıymetini bilebilmektir. Ama ne yazık ki, hep almaya alışmış olan insanoÄŸlunun en önemli eksiklerinden biri vefa duygusudur…

Zihinsel engelli Çocukların Mesleki Rehabiliasyonları ve Hayvan Bakıcılığı Modeli Projesi

>> Sosyal Hizmetler ile birlikte yürüttüÄŸünüz projeyi bize anlatırmısınız ?

Hayvanların insanlara ait bir çok fiziksel ve ruhsal sorunların çözümünde olaÄŸanüstü katkı saÄŸladığı tarih öncesi çaÄŸlardan beri bilinmektedir. Günümüzde psikiyatrik sorunlar baÅŸta olmak üzere bir çok alanda hayvanlardan yardım alınmaktadır. Ne yazık ki ülkemizde hayvanların bu müthiÅŸ yeteneklerinden yeterince faydalanıldığı söylenemez.

Ülkemizde 6-7,5 milyon kadar engelli birey olduÄŸu tahmin edilmektedir. Ne yazıktır ki, engelli bireyler sadece tüketici olarak algılanmaktadır. Toplum olarak bu insanlarımıza karşı görevlerimizin tam olarak yerine getirildiÄŸini söylemek de mümkün deÄŸildir. Oysa çeÅŸitli konularda desteÄŸe ihtiyacı olan ve aynı zamanda üretime katkısı olabilecek bu bireyler için sadece devlet kurumlarından hizmet beklenmesinin yeterli olamayacağı çok açıktır. Bu toplumsal bir vazife olup her meslek grubu, her STK, hatta her bireyin yapabileceÄŸi bir ÅŸeyler mutlaka vardır.

Ülkemizde engelli çocuklardan sorumlu ve yetkili resmi bir kuruluÅŸ olan “Sosyal Hizmetler Çocuk Esirgeme Kurumları”na baÄŸlı olarak çalışan kimsesiz, bakıma muhtaç, ekonomik ve sosyal yoksunluk içerisinde bulunan özürlü bireylerin bakıldığı yatılı rehabilitasyon merkezleri ve gündüzlü bakım veren rehabilitasyon merkezleri daha çok akademik beceriler geliÅŸtirmek ve temel bakım hizmetleri vermeye dönük olarak çalışmaktadırlar. Farklı geliÅŸen çocukların toplum yaÅŸamına uyabilmeleri, uygun bir iÅŸ sahibi olabilmeleri ve üretime etkin katılabilmelerini saÄŸlayıcı mesleki rehabilitasyon hizmetleri sınırlıdır. İstihdama ve ekonomiye etkin olarak katılımı saÄŸlayıcı faaliyetleri olmadığı gibi iÅŸ olanakları da sınırlıdır.
Veteriner Klinikleri ve hayvan barınakları hayvanlarla yakın teması kurulan çalışma alanları olup engelli çocukların daha istekli çalışacakları, kendilerini daha fazla geliÅŸtirebilecekleri sosyal ve uygun ortamlardan biridir. Çocukların kendilerini geliÅŸtirmelerinde “istek” çok önemlidir. Hayvan materyalinin bu tür çocuklarda öÄŸrenme isteÄŸini, yaÅŸam hevesini ve dolayısıyla kendini geliÅŸtirme isteÄŸini artırdığı bilimsel olarak kanıtlanmıştır.

Biz bu noktadan yola çıkarak, engelli çocuklarımıza aynı zamanda kendilerini geliÅŸtirebilecekleri mesleki bir imkan saÄŸlanabileceÄŸini ortaya koymak istedik ve “Zihinsel Engelli Çocukların Mesleki Rehabilitasyonları ve Hayvan Bakıcılığı Modeli” adını verdiÄŸimiz bu projeyi gerçekleÅŸtirdik.

Model olarak veteriner kliniklerinde gerçekleÅŸtirilecek bu projenin amacı hem çocukları hayvanların tedavi edici özelliklerinden yararlandırmak, onları üretime kazandırmak ve hem de bu toplumsal vazifenin yapılması için toplumun ve veteriner hekimliÄŸin haricindeki meslek gruplarının da dikkatini çekmektir.

Tasarladığımız proje için sosyal hizmetlerden sorumlu Vali Yardımcısı Sayın Mehmet Seyman’ı ziyaret ettik. Kendisinin onayı ile proje, Sosyal Hizmetler MüdürlüÄŸüne ve buradan da bu kurum bünyesindeki rehabilitasyon merkezlerine iletilmesi saÄŸlandı.
Rehabilitasyon merkezleri içersinde sadece, iki fedakar sosyal hizmet uzmanı Hıdır Bey ve Döne Hanım sayesinde Zeytinburnu Zihinsel Özürlü Çocuklar Bakım Ve Rehabilitasyon Merkezi MüdürlüÄŸü bu konuya ilgi duyduÄŸunu belirtti ve karşılıklı görüÅŸmelerle projemiz son halini aldı.
Daha geniÅŸ kapsamlı yapılabilmesi için proje İ.Ü. Veteriner Fakültesi ve Veteriner Hekimler Odası’na iletildi. Ancak bu kurumlar destek olamadı. Bunun üzerine 5 Aralık 2005 tarihinde, sadece 3 çocuk için yeterli personel ve donanıma sahip olan bir veteriner polikliniÄŸinde bir sosyal hizmet uzmanı ile çalışmalara baÅŸlandı.



Çalışmalar üç ay süreyle, günde iki saat olmak üzere haftada üç gün yapıldı.

Projeye baÅŸlamadan önce projede görev alan klinik personeline farklı geliÅŸen çocukların özellikleri hakkında tanıtıcı bir eÄŸitim verildi.

İkinci aÅŸama olarak çocukların eÄŸitim alacağı klinikleri gezmeleri ve uygun hayvanlarla ilk temasları saÄŸlandı. Çocukların hayvana yaklaÅŸabilme, hayvana davranış ÅŸekilleri ve korkularına göre deÄŸiÅŸik eÄŸitimler planlandı.
Hayvandan korkan çocukların bu korkulardan arınmasına yardımcı olundu.
Hayvanların tanıtıldı (Kulak, kuyruk vb. uzuvlar) ve hayvanların nasıl sevilmesi gerektiÄŸi gösterildi.
Hayvanların tutulması, masaya kaldırılması, indirilmesi gibi faaliyetler gösterildi.
Hayvanların beslenmesi yıkanması, kurutulması, taranması, gezdirilmesi gösterildi ve uygulatıldı.
Bunları öÄŸrenebilen çocuklara aletlerin tanıtımı, temizlenmesi gibi veteriner kliniklerinde çalışmaları için faydalı olacak daha ileri eÄŸitimler verilmeye baÅŸlandı.

>> Sosyal hizmetler bünyesindeki çocuklar neye göre seçildi ?

Çalışmanın hangi düzeydeki çocuklara yarar saÄŸlayabileceÄŸi araÅŸtırmak amacıyla deÄŸiÅŸik zeka seviyesine sahip 15-16 yaÅŸlarındaki kız ve erkek çocuklar seçildiler. Çocukların hayvanlarla ilgili deneyimleri yoktu. Hatta biri hariç hepsi hayvandan korkuyordu. Korkan çocuklar özellikle seçildiler.

>> Çocukların köpekler ile ilk karşılaÅŸtığı anı bize anlatırmısınız ? Çocukların ve köpeklerin tepkisi nasıldı ?

Çok merak ve istekle hatta bazıları sevinç çığlığı atarak hayvanlara yaklaÅŸmak istediler. Ancak biraz yaklaşınca korkuarı açığa çıktı. Telkinlerimizle beraber çok temkinli olarak dokunmaya baÅŸladılar. Bu aÅŸamadan sonrası görülmeye deÄŸerdi. Çocuklar hemen hayvanla empati kurdular. Kendilerinin eksikliÄŸini hissettiÄŸi bazı duyguları hayvana aksettirdiler. ÖrneÄŸin çocuklardan birinin köpeÄŸe “ben senin annenim, ben seni hiç bırakmam, seni tararım” gibi sözcüklerle sevgisini aktardığı gözlendi. GeçmiÅŸ yaÅŸantılarını hayvanlara yansıtarak onların terk edilip edilmediÄŸi, burada niçin oldukları, anne ve babasının nerede olduÄŸu gibi sorular sorarak kendi duygularını ifade etmeye baÅŸladılar. Daha sonra hayvanları okÅŸayarak onları terk etmeyeceklerini söyleyerek ayrılık anksiyetesine iliÅŸkin yaÅŸadıkları duyguları hayvanlar üzerinde onarmaya çalıştıkları bariz olarak izlendi.

>> Çocuklar açısından ne tür faydalar elde edildi.

Zihinsel durumu ve yetenekleri farklı olan üç çocuÄŸun geliÅŸmesinde de farklılıklar oldu.
Çocukların ilk geldiklerinde hayvanlardan biraz korkmasına raÄŸmen onları müthiÅŸ bir ÅŸekilde sevdikleri gözlendi. Kısa sürede korkularını attılar.
Çocuklar, kliniÄŸe gelmeyi hep dört gözle beklediler.
Klinikte tam bir uyum içersinde söylenenleri yapmaya gayret ettiler. ÖÄŸretilenlerin çoÄŸunu öÄŸrendiler.
Åžimdiye kadar hep baÅŸkaları tarafından yönlendirilen çocuklar köpek gezdirmeye baÅŸlayarak hayatlarında ilk defa kendileri yönlendirici duruma geçtiler.
Çocukların kendilik deÄŸerlerini biraz daha arttırdığı ve kendine güven duygularının geliÅŸtiÄŸi gözlendi.
İnsanlarla daha fazla sosyal ilişkiler geliştirdiler ve daha uygun davranışlar sergileyebildiler
Verilen görevi yerine getirmek, takip etmek, görevi sonlandırmak suretiyle daha fazla görev ve sorumluluk bilincini artırdılar
DeÄŸiÅŸik problemlerle karşılaÅŸarak problem çözebilme becerilerini artırıp, muhakeme güçlerini biraz daha geliÅŸtirdiler.
Hayvanlara olan davranışlarını kontrol altına almak suretiyle dürtü kontrol yeteneklerini artırdılar
Korkuların atılması ve hayvan sevgisi kazandırılmasıyla empati ve vicdan gelişimine olumlu anlamda katkı sağlandı,
Hayvanları gezdirerek dış mekanları kullanabilme ve yön bulma yeteneklerinin geliÅŸtirilmesi, çevreyi tanımaları bakımından fayda saÄŸlandı. .

>> Proje istenilen hedeflere ulaştı mı? Eğitimini tamamlayan arkadaşlarımız var mı ? Yeni kurlar olacak mı ?

Çocuklarımız üç aylık eÄŸitimlerini tamamladılar. Çalışma sonunda bu çocuklarımızın veteriner kliniklerinde farklı alanlarda da olsa çalışabileceÄŸi net olarak görüldü. Zihinsel engelli çocukların hayvanla ilgili iÅŸ konularında çalışmak suretiyle, hem sırf tüketici olma konumundan çıkarak üretime katkı saÄŸlayabilecekleri, bu arada kendi geliÅŸimleri için önemli yararlar saÄŸlanabileceÄŸi ve hem de bu çocuklar sayesinde iÅŸ yerlerinin sorumluluk sahibi, iÅŸine baÄŸlı, hilesiz, güvenilir elemanlar kazanabileceÄŸi sonucuna varıldı.
Projemiz AB projesi haline getirildi. Kabul edildiÄŸi takdirde çalışmalar çok daha yaygın ÅŸekilde yapılabilecek Bu eÄŸitimi alan çocuklardan birisi halen klinikte çalışmaya devam etmektedir.

>> Projenin sonunda yetiÅŸen arkadaÅŸlarımıza veteriner kliniklerinde, barınaklarda, köpek çifliklerinde istihdam saÄŸlanabilecek mi ? Sonuç olarak onlara iÅŸe yaradıklarını hissettirmek ve öÄŸrendiklerini uygulama ÅŸansı tanınmaz ise proje ne kadar baÅŸarılı olabilir ki ?

Proje öncelikle, belirtilen amaçlar doÄŸrultusunda hangi çocukların seçilmesi gerektiÄŸini, bu tür çocuklara nasıl bir eÄŸitim verileceÄŸini ve bu eÄŸitimi alanların hayvanla ilgili iÅŸ kollarında gayet iyi bir ÅŸekilde çalışabileceÄŸini ortaya koydu.
Åžimdi yapılması gereken bu projeyi geniÅŸletip eÄŸitim alan çocuk sayısının artırılması ve ilgili iÅŸ kollarının dikkatinin çekilmesidir. Bu amaçla mevcut projemizi İstanbul ValiliÄŸi, Cander DerneÄŸi ve bir belediyemiz ile ortak bir AB projesi haline getirilmiÅŸtir.
Bunun ardından hayvanlarla çalışan klinikler, barınaklar vb. benzeri yerlerin desteÄŸini almaya çalışacağız. Birçok kliniÄŸin desteÄŸini alacağımıza inanıyoruz. Ancak, hiçbir çocuk böyle yerlerde çalışma ortamı bulamasa dahi bu eÄŸitimler sırasında o kadar mutlu oluyorlar ve kendilerini o kadar geliÅŸtirme fırsatı bulabiliyor ki, bu bile projenin baÅŸarılı olduÄŸunu göstermeye yetiyor.

>> Aynı proje belki bir gün zihinsel engelli çocuklara uygulandığı gibi sokakta yaÅŸayan çocuklara da uygulanabilir mi ?

Hayvanların insan saÄŸlığı ve geliÅŸimine katkıları saymakla bitmez. Bu nedenle benzeri projeler sadece zihinsel engellilere deÄŸil, sizin de belirttiÄŸiniz gibi sokak çocuklarına veya diÄŸer engelli çocuklara, hapishane ve ıslah evlerinde, okullarda, hastanelerde kısacası yaÅŸamın her alanında uygulanabilir. Yeter ki buralarda çalışan sorumlu personel, bir Döne Hanım ya da Hıdır Bey gibi kendilerini onlara adamış olsun (Çocuklar tepesinden inmediÄŸi için adamcağız boynundan ameliyat oldu ama yine yılmadı).

Bu projeden öÄŸrendiÄŸim bir ÅŸey daha var: Çocuklara özel itina ve sevgi gösterilmesi gereken bu yerlerde, bu niteliklere sahip personele rastlama olasılığımız ne yazık ki, çok fazla deÄŸil. Ben maaşıma bakar ve bana verilen görevleri yaparım gerisi beni ilgilendirmez diyen memur zihniyetinin hakim olduÄŸu yerlerde ise bu projeler yürümez.

Prof. Dr. Tamer Dodurka

http://kopekegitimibakimi.blogspot.com/2008/06/insanlardaki-salik-sorunlarinin.html