Günümüz Türkiye’sinde, engellilerin toplumla bütünleşme yönünde yoğun sorunlar içinde yaşadıkları bilinmektedir. Bu sorunların içerisinde, problemlerin farklı adlandırılmasından kaynaklanan çatışmaların da bulunması, sıkıntıların çözümü yolunda ilerleme zorluğunun da ilk işaretidir. engelli bireylerin, yaşamın pek çok alanına yayılan kendi sorunları ötesinde gelişen, maruz kaldıkları çevresel engeller, içinde yaşadıkları toplumla işlevsel bir bütünlük kurarak yaşayabilmelerini güçleştirmektedir. Sürekli sorunlarla boğuşan ve çözüm üretmekte zorlanan bireylerin, kendilerini mutsuz hissetmeleri ise kaçınılmazdır. Bu da temel bir insan hakkı olan bireyin kendisini gerçekleştirme hakkını ortadan kaldıran düşük yaşam kalitesi demektir.
Devamı : http://www.kasder.org.tr/2010/08/tekerlekli-sandalye-kullanicilarina-yonelik-banyo-saglik-gereclerinin-islevsellik-analizigizem-tosun/
Her insan yaşamı boyunca sağlıklı ve mutlu olmak ister. Bunun için de elinden gelen bütün gayreti gösterir. Ancak bazı olay ya da durumlar hayatın arzuladığımız, özlem duyduğumuz şekilde olmadığını/ olamayacağını bize gösterir. Günlük yaşam içinde kimi zaman beklemediğimiz veya istemediğimiz bazı durumlarla karşılaşabiliriz. Yeni doğacak çocuğun özlemi ve sevinci içinde gerekli hazırlıkları yapan bir anne adayı doğum esnasında beklenmedik bir durum sebebiyle özürlü bir çocuğa sahip olabilir. Aynı şekilde evinde çocukları ile birlikte neşe içinde akşam yemeğini yerken beklenmedik bir şekilde meydana gelen deprem sebebiyle bir baba göçük altında kalarak bacağını kaybedebilir ve sakat kalabilir. Bu ve benzeri üzücü durumlar, hayatın içinde yaşanan neşe, sevinç ve mutluluk gibi doğal olaylardandır. Bununla birlikte böylesi bir durumla karşılaşan birey, önce şaşkınlık, çaresizlik ve duygusal karmaşıklık yaşayarak yoğun bir şok durumuyla karşı karşıya kalır. Bunu aşırı üzüntü, hayal kırıklığı, kaygı, ret, suçluluk ve savunma mekanizmalarının yaşandığı tepkisel aşama izler. Daha sonra “Ne yapabilirim? Neler Yapılabilir?” sorularının sorulmaya başlandığı uyum ve duruma alışma süreci gelir. Birey ve ailesi bilgi becerilerini geliştirmeye, yaşanan sorunu aşmaya, kendileri için planlar yapmaya ve geleceği düşünmeye başlarlar.1 Yaşanan istenmedik ve beklenmedik duruma alışma ve uyum, karşılaşılan sorunları aşma süreci elbette ki birtakım rehabilitasyon hizmetleri ile daha kolay mümkün olabilecektir.
© 2007- T.C. Başbakanlık Özürlüler İdaresi - Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
Uzun
zamandır engellilerde görülen bağımlılıklar üzerine söylenmesi ve
yazılması gereken şeyler olduğunu düşünmeme karşın bugüne değin, bu
yazıyı kaleme alamadım. Bir tür direnç ya da erteleme geliştirdiğim
aşikâr.
Bağımlılık tedavisi üzerine yoğunlaşıyor olmanın getirdiği farkındalık ile öncelikle fiziksel engelli olan yakınımın geliştirdiği bağımlılıklar dikkatimi çekmişti. Engellilerle gönüllü ve profesyonel çalışma deneyimi, engellilerde çeşitli bağımlılıkların görülmesine karşın bu yönde profesyoneller de dâhil olmak üzere toplumda bir farkındalık ve duyarlılık olmadığını görmemi sağladı. Aynı şekilde uluslararası yayınlar tarandığında da bu konu ile ilgili çok az sayıda kaynağa ulaşılabilmektedir.
Bağımlılık ve engellilik arasında bir tür ilişki olmasına rağmen çok yönlü bir çalışma yapmaksızın mutlak bir şekilde ilişkinin türü ve yönü açıklanamaz. Araştırmalar; engellilik halinin getirdiği sıkıntılar nedeniyle bağımlılık gelişebildiğini ortaya koymakla beraber, bağımlılığında engelli olmaya neden olabildiğini göstermektedir. 1987’ de Maddox tarafından yapılan çalışma, alkol madde etkisinde geçirilen kazalara bağlı olarak gelişen omurilik felcinin azımsanamayacak bir oranda olduğunu ortaya koymaktadır. Alkol madde kullanımına bağlı olarak gelişen engellilik durumunda, kaza sonrasında, kişiler bağımlılıklarını aktif tutma eğiliminde olabilirler. Engelliliğin bağımlılığa neden olduğu şeklinde mutlak bir yargıya varılamasa da engellilik durumunun yarattığı psiko-sosyal sorunlar kişiyi duygularını bir madde ile kontrol etmeye sevk edebilir. Yazının Kaynağı ve Tamamı
PEM (Protein Enerji Malnütrisyon), bir ya da daha fazla besin elemanının uzun süre yetersiz veya dengesiz alınması sonucu ortaya çıkan hastalık tablosuna denir.
PEM gelişmekte olan ve az gelişmiş ülkelerde yaygın bir çocuk sağlığı sorunudur. PEM’e bağlı olarak bazı hastalıkların oluşumu kolaylaşmaktadır. Dünyada çok sayıda çocuk malnütrisyonun (beslenme yetersizliğinin) neden olduğu enfeksiyon, ishal, büyüme ve gelişme geriliği, zeka geriliği, demir eksikliği anemisi gibi çocuk sağlığını kötü yönde etkileyici, hasar bırakıcı ve hatta ölümlere sebep olan hastalıklar ortaya çıkarmaktadır. Erken yaşlardaki yetersiz ve dengesiz beslenmenin, fiziksel ve mental gelişimi olumsuz yönde etkilediği, yapılan araştırmalar göstermiştir.
Community Based Rehabilitation
Topluma dayalı rehabilitasyon dünya Sağlık Örgütü'nün (DSÖ) önerdiği multidisipliner ve multisektörel bir yaklaşımdır. Amacı özürlü insanların ve ailelerinin yaşam kalitesini artırmak ve toplum içine katılımlarını sağlamaktır. Toplumun temel hizmetlerine ulaşmada zorluğu olan özürlü bireylerin topluma katılımını sağlayan alternatif bir görüştür. Topluma dayalı rehabilitasyon görüşü doğrultusunda DSÖ tarafından hazırlanan Özürlülük ve Rehabilitasyon Programı, topluma dayalı rehabilitasyon programlarını destekler tarzda birinci basamak sağlık hizmetiyle ilişkilendirilmeli ve sağlık sistemleri içine alınmalıdır.
Şule ARSLAN, Yeşim GÖKÇE-KUTSAL
Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi, Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı – Ankara
Anahtar sözcükler: Özürlülük, Günlük yaşam aktiviteleri, Yardımcı cihazlar, Yaşlılık, Kronik hastalıklar
Özet
Beklenen yaşam süresinin uzaması ve toplumdaki yaşlı bireylerin sayısındaki artış ile özürlü yaşlı bireylerin sayısında bir artış olmaktadır. Özürlü yaşlı bireylerin sayısındaki artış sadece popülasyonun yaşlanmasına değil, aynı zamanda medikal teknolojinin kullanımına da bağlıdır. Özürlülük dinamik bir kavramdır ve değişik özürlülük tiplerini içerir. Özürlülük buzdağı tanımı, içerdiği problemlerin boyutunu oldukça iyi yansıtmaktadır. Zaman içerisinde özürlülük dalgalanmalar gösterebilir; bir kez özürlü olan, her zaman için özürlü olacaktır anlamına gelmez. Günlük yaşam aktiviteleri en önemli özürlülük göstergelerinden biri olmuştur. Çok merkezli bu çalışmanın amacı, 60 yaş üzerindeki bireylerde; özürlülük, günlük yaşam aktivitelerinde bağımlılık düzeyi, yardımcı cihaz kullanımı ve kronik hastalıkların prevalansını saptamaktı. Çalışmamızda özürlülük oranı kadınlarda %33.2, erkeklerde %29.4 idi. Çalışmaya katılan grupta ömür boyu özürlülük bildiren bireylerin oranı ise %4.1 idi. Günlük yaşam aktivitelerinde kadınların %46.8'i, erkeklerin %71.8'i bağımsız olduğunu bildirdi. En sık karşılaşılan kronik hastalıklar; hipertansiyon, osteoartrit, kalp yetmezliğ ve diabetes mellitus idi. Bu ülkemizde yaşlılarda özürlülük düzeyinin saptanmasına yönelik olarak yürütülen ilk çalışmadır. Yaşlılarda ortaya çıkan özürlülük genellikle hafif ve orta derecededir ve özürlülüğün önlenmesi klinisyenler için başlıca hedef olmalıdır.
Özet tamamı >> PDF Benzer Makaleler