Gözlerinde Sevgi Buldum; Benim Mi? (Åžiir) : AÅŸkın ıssız sokaklarında duyarlı bir ÅŸairin mısraları ile gezinmenin o müthiÅŸ hazzı, bu kitapta sizi saracak.
Yuva (Hikaye) : Hayata dokunan hikaye ve denemeleriyle yazarımız, yaÅŸadığımız günlerin o hızlı temposunda ıskaladıklarımıza kalemiyle dikkat çekiyor.
Issız Bir Sevda (Åžiir) : Alper Åžirvan, bu ilk kitabıyla okurlarına "merhaba" derken, ÅŸiirseverlere unutulmaya yüz tutmuÅŸ bir sada ile sesleniyor.
www.sirvankitap.info
28 Åžubat - 8 Mart Arası Bursa Tüyap Fuar Merkezindeki Kitap Fuarında BuluÅŸalım!
Kitaplarımızın Yer Aldığı Standlar:
Okuma azmi, down sendromlu Olcayto Tunçel'i üniversiteli yaptı. İlk ve orta öÄŸretimini normal eÄŸitim veren bir okulda tamamlayan Tunçel, Anadolu Üniversitesinde eÄŸitimine devam ediyor.
Anne Cathleen, oÄŸlu Rex'i hiç yalnız bırakmıyor. Evde de, konserlerde de onunla.TERRY FOX’UN HAYAT HİKAYESİ
Kendisini kimse göremesin diye ilk koÅŸusuna karanlıkta çıktı. Öğretmeni Bobby McGill’in onu daha görmeden, dikkatini ilk çeken koÅŸu esnasında biri saÄŸlam, diÄŸeri takma olan bacaklarının çıkardığı ses olmuÅŸtu. Karanlıkta, garip bir ses eÅŸliÄŸinde koÅŸan bu genç Terry Fox’tu.
Kanadalı Terry Fox, bacağına kemik kanseri (osteosarkom) teÅŸhisi konulduÄŸunda 18 yaşındaydı. Hastalığı sırasında kanserinin yol açtığı acıyı ve çaresizliÄŸi yaÅŸayınca kanser araÅŸtırmalarının önemini anladı. Hastalığının ilerlemesini engellemek amacıyla dizinin 15 santimetre üzerinden bacağı kesildiÄŸinde, kanser araÅŸtırmalarına destek saÄŸlamak için koÅŸmanın hayalini kurmaya baÅŸladı. Ameliyatından iki yıl sonra “Umut Maratonu” adını verdiÄŸi koÅŸu için hazırlanmaya baÅŸladı. Bu hazırlık 5.000 kilometreden fazla koÅŸmasını gerektirdi.
11.09.07 - Bursa'da ellerini kullanamayan, konuşamayan özürlü bir genç, ayağıyla resim çiziyor, şiir yazıyor. engelli gencin yaşama sevinci herkesi şaşırtıyor.
Mudanya'daki Kızılay Gençlik ve Sağlık Kampı'nda kalarak hayata dört elle sarılan 23 yaşındaki özürlü Serhat Demir'in hayatını renkli hale getirmek için yaptığı faaliyetler herkesi şaşkına çeviriyor. Ayağıyla yazdığı şiirleri bir kitapta toplayan Serhat Demir, her gün bir kitap imzalayarak kendisi gibi özürlü arkadaşlarına hediye ediyor. Kızılay'ın düzenlediği kampta resim ve el işleri kursuna katılan Serhat, burada yine ayağıyla çizdiği resimleri sergiliyor. Annesi ve öğretmenleri tarafından alkışlanan
Serhat'ın şarkı sözleri yazdığı ve kampın son gecesinde aşk şiiri okumaya hazırlandığı öğrenildi. Yaşamak için ayağını kullandığını ve ihtiyaçlarını ayağıyla giderdiğini belirten Serhat, "Kitabımı herkes beğenerek okuyor. Ayağım ile çizdiğim resimlerimi öğretmenlerim çok beğendiler. Ben de ey iyisini yapmak için gayret gösteriyorum" dedi.
KAYNAK: http://www.yasadikca.com/dbread.php?id=2332&cat=2
kâni karaca’ya allah rahmet etsin; bazı gazeteler ondan “mevlidhan”
diye bahsedince şaşırdım ve üzüldüm. ağacı yaprağıyla tarif etmek gibi
bir ÅŸey bu. kâni bey’e mevlidhanlık sıfatı az gelir; o yaÅŸadığı müddet
zarfında türk musikisinin en büyük sesiydi; klasik tegannî tarzının
belki de yegâne üstâdıydı.
Andrea Bocelli (d. 22 Eylül 1958, Toskana, İtalya), İtalyan şarkıcı, besteci ve müzik yapımcısıdır. Uluslararası şöhretine büyük katkıda bulunan Con te Partiro isimli parça ile Avrupa'da birçok ülkede 6 aya yakın müzik listelerinin başında yer aldı. 12 yaşında futbol oynarken geçirdiği bir kaza yüzünden iki gözü de kör olan Andrea Bocelli, eşi Enrica'dan boşanmış olup, 2 erkek çocuk babasıdır. Hukuk fakültesi mezunu olup dünyanın en iyi üçüncü tenoru olarak kabul edilmektedir.
Romanza (1996)
Aria - The Opera Album (1997)
Hymn for the World (1997)
II Mare Calmo Della Sera (1998)
Viaggo Italiano (1998)
Bocelli (1998)
Hymn for the World 2 (1998)
Sogno (1999)
Sacred Arias (1999)
Verdi (2000)
La bohème (2000)
Cieli di Toscana (2001)
Sentimento (2002)
Tosca (2003)
Il trovatore (2004)
Andrea (2004)
Werther (2005)
Amore (2006) (wikipedi)

Türkiye'de John Nash'i işten atarlardı'
Çoğu şizofren, sanılanın aksine hiç de saldırgan değil. Hatta özen gösterilirse aralarından büyük matematikçiler müzisyenler ve hatta ünlü kaleciler bile çıkabiliyor..
Tanrı'yla konuşan insanlara 'dindar', Tanrı'nın konuştuğu insanlara ise acımasızca 'şizofren' denildiğini, Neredesin Firuze filmi çok güzel anlatmıştı. Birçoğumuzun hiç düşünmeden 'delilik' diye adlandırdığımız şizofreni, aslında oldukça karmaşık bir beyin hastalığı. Dünyada 60 milyon, ülkemizde ise 600 bin şizofreni hastası var. Türkiye Şizofreni Dernekleri Federasyonu Başkanı Doç. Dr. Haldun Soygür, toplumda şizofreni hakkında bilinen birçok şeyin yanlış olduğunu söylüyor. Bir federasyon kurmaya da bu yüzden karar vermişler.
AKIL OYUNLARI
Toplumda şizofreniyle ilgili en önemli önyargı, Soygür'e göre bunun 'iyileşemez bir hastalık' olduğu düşüncesi: "Şizofreni tedavi edilebilir bir hastalık; federasyon olarak ilk amacımız da bu konudaki miti değiştirmek." Şizofreninin korkunç, tehlikeli, saldırganlığa yol açan bir hastalık olduğu yolundaki yanlış izlenimi de değiştirmeye çalışıyorlar. Pek çoğumuz şizofrenlerin çalışamayacağına, üretken insanlar olamayacaklarına inanırız, oysa Soygür, Akıl Oyunları filminde hayatı anlatılan Nobel ödüllü matematikçi John Nash'i anımsatarak şunları söylüyor: "Nash hastanede de yattı, hayaller de gördü, ama üniversitesi ona bir oda verdi. Bu sayede Nash çok üretken bir hayat yaşadı. Bizde olsaydı onu mutlaka görevden uzaklaştırırlardı."
ŞİZOFREN ASKER
Peki bu hastalık nasıl seyrediyor: "Bir şizofren ortada makul bir sebep yokken takip edildiğine, TV'deki spikerin ona bakarak haberler gönderdiğine inanabilir, birtakım sesler duyabilir." 49 yaşındaki Orhan Üsküner'in hastalığı hayallerinde semazenler görerek başlamış ve o yıllarda, 12 Eylül 1980'de askere alınmış ve o haliyle askerlik yapmış: "Elimize tüfeği ve mermileri verdiler. Bir gün bölük olarak trenle bir yere gidiyorduk. Karşıdan da bir trenin geçtiğini gördüm; trene asılmış bir adam vardı, kolu kopuktu, kahkaha atıyordu. Yanımda askere onu gösterip, 'bu ne tezattır' dedim. Yıllar sonra anladım ki, o kolu kopuk adam da, yanımdaki asker de aslında birer halüsinasyondu." Üsküner iki yıl boyunca evinden dışarı çıkamamış, 10 yıl oturduğu semti terk edememiş, 15 yıl İstanbul'un dışına gidememiş. Derneğe katıldıktan sonra askerde başladığı resim yeteneğini geliştirmiş; şimdi hayallerinin resimlerini yapıyor ve onlardan para kazanıyor. Hayallerinde semazen görenler de var.
Ünlü Şizofrenler
John Nash: Bir matematik dehası olan John Nash, şizofreniyle genç yaşta tanıştı. Hastalığa karşı 30 yıl mücadele etti ve 1994 yılında ekonomi alanında Nobel ödülü kazandı.
Syd Barrett: Pink Floyd onsuz olamazdı. Barrett grubun ilk yıllarında, bestelerin çoğunu yazıyor, vokal yapıyor ve gitar çalıyordu. Akıl hastalığı nedeniyle grubu bıraktı.
Andy Goram: Rangers'da oynadığı sıralarda onu rahat bırakmayan diz yaralanmalarına ve şizofreni hastalığına rağmen, Goram Avrupa'nın en iyi kalecileri arasında. (sabah)
'Ben bir vaka deÄŸilim'
Protez bacaklarına bakıp sakın aldanmayın. Oscar Pistorius (20) dünyanın en hızlı atletleriyle rekabet etme yolunda hızla ilerliyor. "Cheetah" adlı iki protez bacağıyla üç yıldır öylesine rekorlar kırdı ki, gelecek yıl Çin’in baÅŸkenti Pekin’deki Olimpiyat oyunlarında "engelsiz" rakipleriyle mücadele etmek istiyor. Ancak, önünde bir engel var: Uluslararası Atletizm Federasyonu IAAF, Pistoris’un protezlerini fazlasıyla teknolojik bulup engelsizlerle birlikte yarışmasına karşı çıkıyor.
 42 kilometre 195 metrelik maratonu koşabilmek öncelikle sağlam bir fizik kondisyon gerektirir ama gözleriniz görmüyorsa bundan fazlasına ihtiyacınız var.
ODTÜ Kamu Yönetimi Bölümü mezunu Necdet Turhan, hem tam zamanlı iÅŸte çalışıyor hem de lisanslı görme engelli birkaç Türk atletinden biri. 16 Åžubat’ta Mısır’daki Luksor Maratonu’nu tamamladığında 5 kıtada 5 maraton koÅŸan atlet sıfatını kazandı. Åžimdi hedefi 5 kıtada 5 zirve tırmanışı! İşte engel tanımayan bir atletin öyküsü.
40 yıldır tekerlekli sandalyeye mahkum olan ünlü fizikçi Stephen Hawking, özel yapım bir jet uçağıyla oluşturulan yerçekimsiz ortamda, sınırlı da olsa hareket etti.
Bilimadamı, sadece 25 saniye süren hareket etme özgürlüğünü 'olağanüstü' diye değerlendirdi.
Â
Sinir sistemini felç eden ancak zihinsel yeteneği etkilemeyen ALS adlı hastalıkla mücadele eden Hawking, yıllar sonra ilk kez yerçekimsiz bir ortamda hareket etti.
Â
Hawking'i taşılan özel jet uçak, Cape Canaveral Üssü'nden havalandı ve Atlantik Okyanusu üzerinde önce 7 bin 315 metre irtifaya çıktı.
Â
Bundan sonra hemşireleri, ünlü fizikçi Hawking'i uçağın önüne taşıyıp, özel bir yastığa yerleştirdi.
Â
Jet önce 9 bin 754 metre yüksekliğe çıktı, ardından tekrar 7 bin 315 metreye parabolik dalış yaptı.
Â
Bu sırada Hawking ve diğer yolcular, 25 saniye süreyle yerçekimsiz bir ortamda kaldı.
Uçuş sonrası keyifli olan Hawking, yazıları sese dönüştüren bilgisayarı aracılığıyla yaptığı konuşmada, yaşadığı deneyimi şu sözlerle anlattı: "Olağanüstüydü, büyüleyiciydi."
Â
Hawking ile birlikte uçaşa katılanlar arasında projenin mali destekçilerinin yanısıra, uçuş için 150 bin dolar ödeyen yolcular vardı. (Cnn Türk)
Bu marangozun atölyesi müşterilere açık Eski bir DJ olan Yalçın Sürgit (35), marangozluğa aşık. Üç yaşında geçirdiği çocuk felci yüzünden bir ayağı sakat kalmış. Buna rağmen masa başında çalışmak yerine zor olanı seçmiş.
Türkiye, Ömer Cantay ismini ilk kez 2004 Atina Paralimpik Oyunları’nda
duydu. 100 metre tekerlekli sandalye koÅŸusunda dereceye giremese de
ülkemizi en iyi ÅŸekilde temsil eden Cantay’ın ÅŸimdiki hedefi ise
Hollanda’daki dünya Åžampiyonası ve 2008 Pekin Paralimpik Oyunları.
Çalışmalarını Adana’da aralıksız sürdüren engelli atletimizin en büyük
destekçisi ise eşi Fatma Cantay. Bir yaşındayken çocuk felci geçiren ve
felç sonrası belden aÅŸağısı tutmayan Ömer Cantay’ın ilginç bir hayat
hikayesi var. Â