Günümüzde aileler çocukları daha 8 aylıkken onlara uygun programlar oluşturmaya başlıyor. Buna aşırı anne babalık (hyperparenting) adı veriliyor, her türlü programla zamanı tıka basa doldurulan proje çocuğa da 'aşırı programlanmış' (overscheduled) çocuk deniyor. Aşırı kaygılı anne babalık çocukları günümüzde giderek daha fazla mutsuz kılıyor. Kimi anne babalar kendi eksikliklerini çocuklarında tamamlamaya çalışıyor, kimileri de her yönden başarılı, on parmağında on marifet sahibi çocukları olmasını hedefliyor. Bu yüzden çocuklar daha küçük yaştayken birden fazla spor ya da müzik dalıyla ilgilenmeye başlıyor ancak aileler, çocuklarını bu dallara yönlendirirken, çocukların isteklerini ve yeteneklerini göz ardı edebiliyorlar.
Devamı ve kaynak site için tıklayın
“Yüzyılın en büyük icadı elektrik enerjisidir. Aslında içinde bulunduğumuz çağa elektrik enerjisinin altın çağı da diyebiliriz. Ancak, bu çağ yeni nesil elektrikli aletlerle beraber elektromanyetik kirliliği de beraberinde getirdi.
Şu an elektrik olmasa asırlarca geriye taş devrine döneriz. Ancak elektrik ve elektrikli aletleri kullanırken çok bilinçli olmak gerekiyor! Mesleğimin getirdiği sorumlulukla uzun yıllar yaptığım araştırma ve birikimlerimi beşinci kitabım olan "Cep Tehlikesi"nde tüm Türk halkı ile paylaşıyorum. Elektomanyetik kirlilik giderek artıyor, medya ve yayın organları küresel ısınmayı haber yapıyor ama küresel ısınmaya "sebep oldukları" etkenleri içeren haberleri görmezden geliyor. Farkında olmadan gelecek nesillerin yaşam hakkı ellerinden alınıyor! Çevre ve insanın doğal hayatını sürdürebilmesi için yüzyılın icadı kullanılırken doğru ile yanlışın ayırt edilmesi, bilinçli olunması gerekiyor, böyle olursa zararlar minumuma indirilebilir. Bu kitapta yapılan yanlışları bilimsel araştırmalarla ortaya koyarken, çözümleri de verdim. Bir ağaç, bir kuş, bir çocuk kurtulsa bu bile benim için büyük bir ödül!"
Prof. Dr. Selim Şeker
george orwell'in "tek kişilik azınlık olma durumu" diye tanımladığı delilik terimi bir zihinsel hastalık olup tıbbi bir terim olmaktan ziyade hukuki ve kültürel bir terimdir. (kaynak) delilik, terim olarak (tıbbi açıdan) "Akıl hastalığı"
(kişinin kalıtımı, çevresi ve geçirdiği ağır hastalıkların etkisinde
akıl yeteneklerinin çeşitli şekillerde gösterdiği uyum bozuklukları)
olarak tanımlanmış. bir de şöyle bir tanım var:"düşünce , inanış ve davranışları açısından topluluktan farklı olma durumu!" Malum bu yüzyılda herşeyi "standart"laştırıyoruz
ya, deliliği de unutmamışız. Neyin delilik, kimin deli olduğunu
tescilleyenlere de psikiyatrist diyoruz. Deliliğin "resmi tanımlayıcısı (deliliği tanımlama, sınıflandırma vb)"da, görüşleri tüm dünya ülkelerini etkileyen "amerikan Psikiyatri derneği (apa)"ymiş meğer.
Devamı :müzik terapisi ve delilik üzerine - Müzik ile Tedavi
Anadolu Sağlık Merkezi’nden Dahiliye Uzmanı Prof.Dr. Birsel Kavaklı, bahar yorgunluğu ile ilgili soruları yanıtladı.
Yazın gelmeye başlamasıyla, geç saatte yatmaya başlayanlar için zorlanmalar başladı. Özellikle işe ve okula erken saatte gidenler, yataklarından daha zor kalkmaya, kendilerini kalkmaya isteksiz ve halsiz hissetmeye başladı. Sizin için hazırladığımız çok pratik ve basit öneriler ile bu sorunun önüne geçebilir, sabahları daha zinde ve sağlıklı uyanabilirsiniz.
Cep
telefonlarının etkileri üzerine 100'den fazla araştırmayı inceleyen,
tıp alanında çok sayıda ödülün sahibi Profesör Vini Khurana, insanlara
bu telefonları kullanmaktan vazgeçmelerini ya da en aza indirmelerini
önerdi.
Bugüne kadar gerçekleştirilen en geniş çaplı
araştırmaya göre, 10 yıl boyunca cep telefonu kullanmak beyin kanseri
riskini ikiye katlıyor.
Kötü huylu beyin tümörlerinin çok
tehlikeli olduğuna dikkat çeken Khurana, bir bilim dergisinde
yayımlanan makalesinde "Kontrol edilmeyen, tehlikeli bir durumla karşı
karşıyayız. Telefon endüstrisi ve hükümetler kararlı adımlar atmazsa on
yıl içinde kanser vakaları görülecek" ifadelerini kullandı. Cep
telefonlarının yarattığı tehlikenin, sigara ve asbestten çok daha büyük
olduğunu vurgulayan Khurana, şu anda 3 milyar insanın cep telefonu
kullandığına ve bu sayının sigara içenlerin sayısının 3 katı olduğuna
dikkat çekti. Nethaber.com
Reklamlar sayesinde daha henüz olmayanı olmuş gibi gösteren, herhangi bir hayali zihinlerde gerçekmiş gibi yaşatan ve 3G teknolojisini allayıp pullayarak önümüze süren şirketlere şapka çıkartmaktan başka yapacak birşeyimiz yokmuş gibi görünüyor, şu sıralar! İzliyoruz. Yaptığımız en iyi şey değil mi izlemek? Çok pis mahalle kavgası, video, futbol, horoz dövüşü izlemez miyiz? Olay bu kadar hızlı lanse edilirken, bu denli hormonlu bir ürüne ancak onun kadar hormonlu kullanıcılar layık görüleceğinden, tıpkı güneş yüzü görmeden, ayağı toprağa basmadan besin zincirine dahil olan tavuklar gibi güdümlenecek bu teknolojinin köleleri de. Mevcut yemleme sistemi daha da hızlanacak. Yahut farkına varılırsa akış tersine döndürülecek. Herşey insanoğlunun akli dengesine bağlı. Kaynak ve Yazının Devamı
3G teknolojisini tanıtan reklamlar ciddi sorgulamalar gerektiren bir boyuta ulaştı. Şehrin en işlek caddelerine kurulan yüksek platformlarda, önlerinde dizüstü bilgisayarları ve ellerinde telefonlarıyla oturanların manken değil de canlı insanlar olduğunu fark edenler şaşkınlıklarından küçük kazalar dahi yapıyorlar. “Bu çocuk akşama kadar burada mı oturuyor yani?” sorusunu, “Yok canım arada bir nöbet değişimi oluyordur herhâlde” gibi iyimser çıkarımlar karşılasa da konunun iyimser bakılacak tarafı yok. Cep telefonunun zararları, yararlarını gölgede bırakıyor ve bu zararlar 3G ile daha da vahim bir hale gelecek. Ali Sabancı, Hidayet Türkoğlu, Nasuh Mahruki, Cemal Hünal, Sarp Apak, Melis Birkan, Ozan Güven gibi; iş, spor ve sanat dünyasının ilgi çeken isimlerinin yer aldığı 3G reklamlarında çizilen çerçeve ve hedef kitleye vaat edilenler de bu teknolojinin gerekliliği konusunda şüphe uyandıracak nitelikte. “Merak etmiyor musun?” sloganıyla çıkan Turkcell reklamı, Hidayet Türkoğlu gibi işinde çok başarılı birine “Düşse miydim başka rüyaların peşine?” dedirtiyor. Bunu bir reklamcılık hatası olarak görmeyin çünkü tam olarak işe yaramayacak şeyleri satın alacak müşterilerin ruh halini yaratma amacına hizmet eden enfes bir ifade bu. Hidayet bile “olmadığı yerlerde olmak, olmadığı kişi olmak” nasıl bir şeydir diye düşünüyorsa melankolinin zaferi kesindir. Kaynak ve Yazının Devamı
Ankara (AA)- Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Serhat Ünal, çocukluk çağı aşılarının büyük önem taşıdığını, ancak hastalıklardan korunmada yetişkin aşılamasının da gerekli olduğunu söyledi. Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kadriye Yurdakök de aşıların aşı takvimine uygun ve zamanında yaptırılmasının büyük önem taşıdığını belirtti.
Bilim adamları, bir kan grubunu başka kan grubuna dönüştüren bir yöntem geliştirdiler. Böylece, kan vermede ortaya çıkan sıkıntının ortadan kalkacağı belirtiliyor.
Her 5 kadından birinin idrar kaçırma sorunu yaşadığını belirten uzmanlar, bu sorunun kadınların korkulu rüyası haline geldiğini ifade etti. İdrar kaçırmanın birçok sebepleri olduğunu dile getiren Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Kadın Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. İsmail Mete İtil, bunlardan bazılarını şöyle sıraladı: