1- her sağlam bir özürlü adayıdır-cılar: bunlar bu çok basit
cümleyi sanki çok felsefi çok karışık bir laf edecek gibi gözlerini kocaman
açarak söylerler. Oysa herkesin özürlü olma ihtimaliyle herkesin zengin, fakir,
futbolcu siyasetçi, bakkal, manav vb. Olabilme ihtimali arasında pek bir fark
yoktur. Bu lafın üzerinden bir sosyal politika üretmek imkansız gibidir. Yani
bu laf bu kubbe altında bir milyar kez söylense bir allahın kulu "ulan
hakkaten bigün karizmayı çizdirip sakat olabilirim gidip bir koşu sakatlar için
bir şey yapayım" demez, diyebilemez...
2- özürlüler de insan-cılar: bu da söyleyende matah bir söz ettiği vehmini oluşturan laflardandır. Bu vurgu, bu tonlama ah bu dokunuş ne kadar hümanist, ne kadar sevgi dolu görünse de aslına bakıldığında üstten bakan, kişinin egosunu, hamlığını ve cehaletini gösteren bir delildir. Her vurgunun ve her sloganın tersi olan öz düşünceyi kamufle etmek için söylendiği bu modern dünyada bu laf insanın altıncı hissini rahatsız etmekte ve insanda "malumu öyle bir söyledinki hakikatini yitirdi" hissi uyandırmaktadır.
3- bize acımayın imkan verin-ciler: bu laf genelde profesyonel dernekçi esnafının lakırdısıdır. Onların imkandan kastı genelde sadakadır. Bahse değmeyen bize has garip stk yapımızın garip örnekleridir. Acıyasınız gelir de bunlara acıyamazsınız.
4- herşeye rağmen hayat devam ediyor-cular: pek bir ümit ve heyecan yüklü
görünse de arabesk kokan, derin bir yenilmişlik duygusunun içinden yükselen
samimiyetsiz bir ifadedir. Buradan engelleri aşacak bir sinerji meydana
getirilemez, getirilebilemez. Hayatın devam edip etmediğinden çok hayata
nereden bakılması gerektiğini anlamak ve dahi anlatmak gerek.
5- asıl engel kafadadır-cılar: bir teselli cümlesidir. Kısa vadede iş görür.
Engellilerin engelli olmayanlara kısa süreli de olsa alaycı bakabilmesini
sağlar. Bir çeşit rövanş cümlesidir. İçinde "sakatız ama toplumda da bir
sürü salak var" tesellisini barındırır.. Zararsız ama lüzumsuzdur.
10- şurda bir türbe var giden iyi oluyor ve şu hastanede bir doktor var senin
gibi on kişiyi iyi etticiler: bu kesimi ikiye ayırmakta faide var; birincisi
geleneksel hurafeciler. Bunlar türbe/hoca/şeyh/şıh düzleminde
"deva/çare" önerirler. Bilinçaltında muhtemelen engellinin bir çeşit
lanet veya büyüye uğradığı düşüncesi vardır. Bu kutsal imgeler bir dokunuşla
mucizevi bir şekilde iyi edecektir. O yüzden onlara göre gidip bu laneti/büyüyü
kaldırmakta fayda vardır. Oysa bu durumun imtihan olarak bir anlamı
olacağını/olabileceğini ve bu manevi sembollerin konuyla başa çıkmada nasıl etkin
kılınabileceğini düşünen hiç yoktur. Benim kanaatim bu güruhun yaptığı şey
inanan insandan çok put kırma eylemi yarım kalmış totemci zihniyetin bir
uzantısıdır. Bu kesim için çokça dua etmek gerekir. Diğer modern hurafecilerde
benzer bir mantıkla, yani engelli bireyin derhal iyileştirilmesi gereken bir
hasta olduğu vehmiyle tıp ilmini ve uygulayıcısı doktorlara kutsallık
atfederler. Tıbbın engelliler için yapabildiklerini "mümkün olduğunca
normalleştirebilme" düzleminden çıkarıp, " ah doktor bey hadi şu
garibi iyi et" seviyesine getirip olgunun kabullenmesini geciktirirler.
Ötekiler türbe türbe gezip çabut bağlarken bunlarda muzice doktor arayışında
bir ömür tüketirler. Bu kesim içinde dua etmek, çokça dua etmek gerekir.
11- şükretciler: sizin çehrenizde sürekli bir cheguvera isyanı gören bu
mütedeyyin kitle sürekli "şükret senden daha kötü durumda olanlar
var" telkininde bulunurlar. Bu samimi telkinle bir ömür tüketir ve sonunda
geldiğiniz noktada tavsiye edilen şeyin şükür gibi manen nurlu ve insanı sırrına
erdiğinde ileriye götürebilecek kurtarıcı bir tanım olmadığı sadece
"durumuna katlan başka şansın yok" anlamına geldiğini farkederken,
öte yandan, kendinden kötü olanla yapılan karşılaştırmadan kötü(!) Halin
çaresizce büyüdüğünü anlarsınız. Bu yüzden ne zaman biri "şükret"
dese sizin içinizde mütevekkil isyan çiçekleri açar.
12- ben senin yerinde olsaydım-cılar: bu cümlenin devamında genelde
"biterdim, yiterdim, intihar ederdim" diyen bu boşboğazlı insan tipi
biraz da yaraya tuz kabilinden işlev görür. Eğer bu duruma alışmışsanız ve
güçlüyseniz bu tiplerin zeka seviyeleriyle dalga geçmek çok eğlenceli olabilir.
13- seni çok takdir ediyorumcular: siz ilmek ilmek geleceği örmeye çalışıp
başarmak için gayret ederken bu sahte takdir ediciler "seni çok takdir
ediyorum çünkü bu halinle..." gibi cümlelerle size yerinizi hatırlatarak
bir suzan avcı işlevi görürler. Bu takdir cümleleri sizi yaptığınız şeyden bile
soğutabilir.
14- son kesim ise en genişi, onlar-cılar: bu kesim sizden "onlar"
diye bahseder ve belki de sırf bu yüzden şairin dediği gibi "onarmak
zordur...
| < Önceki | Sonraki > |
|---|