Reklam: Orhan Kıvılcım ile portreni yaptırmak ister misin? Web kameranı aç ve Orhan Kıvılcım tablonu yapsın. Şimdi tıkla.

Facebookda Paylas
English French German Italian Portuguese Russian Spanish

Karton Sosyolojisi

İstanbulda annesiyle yürürken rögar kapağı olmadığı için rögar çukuruna düşen küçücük kızın ölüm haberini seyrettik televizyonlardan. Bu konuyla ilgili hemen herkes duruşu ve pozisyonu gereği bir yorumda bulundu. İnşaatı yapan firma, belediye, hükümet kısacası konuyla doğrudan veya dolaylı olan hemen her yerle ilgili bir şekilde görüş ve yorumlarda bulunuldu. Elbette yorumların dışında bu trajik olayla ilgili gözyaşları döküldü ve giden “can” için haklı olarak ağıtlar yakıldı.

Bu arada yine bütün bu karmaşa içinde yaşamımızı kuşatan psiko-sosyal eksikliklerimize veya zayıflıklarımıza dair çözüm üretici bir tartışma zemini oluşturamadık. Acının üzerinden karşı cepheye vurmak, oradan bir tuğla yıkmaya çalışmak yine işimize geldi. Oysa o rögar kapağının üstünün karton konularak kapatılmaya çalışılması, bu durumun denetlenmemesi vb. durumların hepsi aslında genel anlamda bir olaya, bir gerçekliğe bakıyordu. Ve o gerçeğe bakmadan, onu irdelemeden bu tip acı olayların önlenmesi mümkün değildi.

Yaşadığımız bu durum/gerçeklik ” KARTON SOSYOLOJİSİ ” olarak isimlendirebilir. Sevginin, merhametin yani insan odaklı yaklaşımın, aklın, bilimselliğin yani işleri gerekli ölçüler içinde yapmaya dönük tavrın kaybolduğu yerde çıkan bir terimdir bu. Yani, ” KARTON SOSYOLOJİSİ “.

Ölçülere, kurallara uymak yerine, ölçüleri kendine uydur…

Yaşanan sorun karşısında, hemen suçlayacak birini, bir yerleri bul…

Kalıcı çözümler zamam, emek ve para isteyeceği için geçici tuhaflıklar bul, mesela; rögar kapağının üstüne karton ört, depremde hasar gören binaya alçı çek vs…

Karton sosyolojisinin temel disiplinleridir bunlar. Sosyal hayatı kuşatan niteliksizleşmenin, bencilliğin, hissizliğin, akıldan, vicdandan uzaklığın bir yansımasından başka şey değil yaşadığımız trajediler. Kendi çözümünü çözümsüzlükte bulan dar, sığ ve akıldan mahrum uyanıklıkların diyarında kartonla örtüldüğü düşünülen aptallıklarımız bir kız çocuğunun ve annesinin çığlığında çıkar karşımıza. En hazini çıksa da bir şey değişmez, akıl baştan, vicdan kalpten uzaklardadır artık.

Kalan şeyse sadece acıdır, sadece acı…