Yaşadığımız bu durum/gerçeklik ” KARTON SOSYOLOJİSİ ” olarak isimlendirebilir. Sevginin, merhametin yani insan odaklı yaklaşımın, aklın, bilimselliğin yani işleri gerekli ölçüler içinde yapmaya dönük tavrın kaybolduğu yerde çıkan bir terimdir bu. Yani, ” KARTON SOSYOLOJİSİ “.
Ölçülere, kurallara uymak yerine, ölçüleri kendine uydur…
Yaşanan sorun karşısında, hemen suçlayacak birini, bir yerleri bul…
Kalıcı çözümler zamam, emek ve para isteyeceği için geçici tuhaflıklar bul, mesela; rögar kapağının üstüne karton ört, depremde hasar gören binaya alçı çek vs…
Karton sosyolojisinin temel disiplinleridir bunlar. Sosyal hayatı kuşatan niteliksizleşmenin, bencilliğin, hissizliğin, akıldan, vicdandan uzaklığın bir yansımasından başka şey değil yaşadığımız trajediler. Kendi çözümünü çözümsüzlükte bulan dar, sığ ve akıldan mahrum uyanıklıkların diyarında kartonla örtüldüğü düşünülen aptallıklarımız bir kız çocuğunun ve annesinin çığlığında çıkar karşımıza. En hazini çıksa da bir şey değişmez, akıl baştan, vicdan kalpten uzaklardadır artık.
Kalan şeyse sadece acıdır, sadece acı…
