Reklam: Orhan Kıvılcım ile portreni yaptırmak ister misin? Web kameranı aç ve Orhan Kıvılcım tablonu yapsın. Şimdi tıkla.

Facebookda Paylas
English French German Italian Portuguese Russian Spanish

Günlerin getirdiği / Senin yitirdiklerin olabilir!...

Modern yaşamın takvimlere sıkıştırdığı duyarlılıklar vardır...

Sevgi, hatırlama ve pişmanlık üçgeninde pek çoğunda da kapital bir gizli niyet hissi mevcut olan bu günler sayesinde birey olarak kendi mevcudiyeti odaklı bir hayat süren modern insan, kendisini rahatsız etmesi muhtemel es geçmelerden kurtulur.

Annesini, babasını, öğretmenini, ülkesini, tanrısını, ikonunu hatırlamasına vesile olan günler ve haftalar medya denen saatli maarif takvimi ötesi curcuna marifetiyle aklına kazınır. Modern insan hangi vakitte kimi seveceğini, veya neye önem vereceğini bilen bir insan olarak donanımlıdır artık.. Bu sebeple artık belirli gün ve haftalar çerçevesinde bir kutlama ve kutsama dürtüsüyle; "ay şekerim aralıkta mühim birşey var mıydı?" gibi bir tedirginlik içinde gazete ve bilumum neşriyata göz gezdirir. Çünkü yaşamsal kimliğinin önemli bir boyutunu da bu modern şirinlik belirler hale gelmiş ve hiçkimse böylesi mühim bir ayrıntıyı es geçmeyi istememektedir. Sonuç itibariyle; ortaya, samimiyetten yoksun, alabildiğince hesaplı-kitaplı sahte bir duyarlılık gösterisi çıkmaktadır. Bu nedenle bu günler geceler haftalar belirlenirken öngörülen "konuyu anlama çabası için muhasebe etmeye dönük katkı" düşüncesi de amiyane tabirle güme gitmektedir.

Olayın en dramatik yanı da, çekirdek aileyi kapsayan o "şirin" kısmının ötesinde sosyal duyarlılık kavramı ekseninde çıkıyor ortaya. Çocuklarla, özürlülülerle, yaşlılarla, ve kadınlarla ilgili günlerde yine bir kutlama ve kutsama dürtüsüyle, "kadınlar çiçektir", "çocuklar gelecektir", "yaşlılar pek yakın bir zamanda ölecektir", "özürlüye acımayın siz de sakat olursanız ayvayı yersiniz" gibi hoş ve fazlasıyla derin(!) düşüncelerin ürünü mesajlarla her sene tekrar edip durmaktadır.

Böylelikle, alanın satanın razı olduğu, sosyal değişim ve dönüşümün sloganlara ve bayağılıklara feda edildiği; "kardelenleri kırmayalım, özürlülere akülü sandalye verelim (halk arasında özürlü pisikleti de denmektedir) bugün kadınlar dayak yemesin, yaşlılara otobüste yer verelim" muhabbetlerinin ötesinde bir sosyolojik disiplinin oluşturulamadığı, insanda, ilkokulda özel günlerde okul müdürlerinin o bozuk türkçeleriyle yaptıkları konuşmalara benzer tuhaf bir hissiyat bıraktığı bu, "günler keşke torba gireydi" dedirten olgu iyice can sıkar bir hal almaya başlamıştır.

İşte sırf bu nedenle, şartlanmış duyarlılıkların ötesinde, samimi tebessümlerle hayatı bir bütün olarak görüp, insanlığın güzel yüzüne erişmek için duyarlılık çiçeğimizi her daim sevgi ve anlama çabası isimli özel suyla sulamak ve kurutmamak gerekir. Aksi halde bir şarkıda* söylendiği gibi; "günlerin getirdiği/senin yitirdiklerin olabilir"...

* Bulutsuzluk Özlemi - Yaşamaya Mecbursun

Son Güncelleme: Cuma, 08 Aralık 2006 20:44