1978 yılında Craig Thomas'ın yazdığı "Firefox" romanı Ruslar
tarafından tasarlanmış ve silah sistemleri düşünce gücü ile kontrol
edilebilen bir savaş uçağını anlatmaktadır. Pilotun giydiği kaskın
içinde elektrodlar vardır ve pilotun beyin dalgaları yorumlanıp
çeşitli silahları kontrol etmek için kullanılmaktadır.
Soğuk
savaş günlerinden kalma bir fantazi olan böyle bir sistem ancak beyin
bilgisayar arayüzleri (brain-computer interface)ile
gerçekleştirilebilir. Son 30 yıldır beyin bilgisayar arayüzleri
konusunda yapılan çalışmalar ise ortalığı füzeye, bombaya boğmaktan çok
felçli hastaların etraflarındaki cihazları ve bedenlerini kontrol
edebilmeleri için geliştirilmektedir.
Bu makalede
Beyin Bilgisayar Arayüzü (BBA - Brain
Computer Interface - BCI) kavramı ele alınacak, tarihi gelişimi
değerlendirilecek, bu teknolojinin motivasyonları sıralanacak ve
BBA araştırmasında kullanılan yöntemlerin yanısıra
bir BBA sisteminin temel bileşenleri ele alınacaktır.
Giriş: Neden BBA?
Eğer bir şey varsa belli bir miktarda vardır.
Eğer belli bir miktarda varsa ölçülmesi mümkündür.
René Descartes, Felsefenin Prensipleri, 1644
İnsanlar makinalarla iletişim kurmak için çeşitli araçlardan
faydalanır: Klavyeler, fareler, "joystick"ler, dokunmaya duyarlı yüzeyler,
özel eldivenler, mikrofonlar. vs. Tüm bu komut verme araçları kullanıcın
vücudunun belli bir kısmını (daha doğrusu kas sistemini) kontrol edebildiği
varsayımına dayanır. Ancak
durum her zaman böyle değildir.
Söz gelimi motor nöron hastalıklarından biri, amiyotrofik lateral sklerozis
(ALS) sadece ABD'de onbinlerce kişiyi etkileemkte ve insanların istemli
hareketlerini engellemektedir
[1]. ALS, beyin ve omurilikteki
motor nöronlara saldırmakta ve kısa sürede hasta hiçbir kasını hareket
ettiremez hale gelmektedir. Benzer duruma yol açan motor nöron problemleri
arasında beyin kökü travması, beyin ya da omurilik yaralanması, serebral
palsi, kas distrofileri ve çoklu skleroz yer almakta, bunların 2.000.000'a
yakın hastayı etkilediği bilinmektedir.
Ancak önemli olan şey ALS hastalığının sadece ve sadece motor nöronları etkilediği,
yani hastanin bilişsel işlevlerine bir zarar vermediği gerçeğidir.
Hafıza, zekâ ve kişilik korunur. Hastalar görebilir, duyabilir, koklayabilir
ve dokunsal uyaranları yorumlayabilirler
[1]. Bu da demektir ki,
eğer hastanın beynindeki sinirsel etkinliği doğrudan yorumlayabilecek
bir teknoloji geliştirilebilirse hastanın çevresindeki araçlarla ve insanlarla
iletişim kurması mümkün olabilir.
Yukarıdaki örnek senaryo BBA araştırmalarının ana motivasyon kaynaklarından
biridir ancak başka sebepler de mevcuttur. BBA araştırmacılarını yönlendiren
düşüncelerden biri de doğrudan düşünceleri kullanarak başka bir
ara katmana (kas sistemi gibi) gerek kalmaksızın bilgisayarları
kontrol edebilmektir. Bu bakımdan, BBA makina insan etkileşiminde
güçlendirici bir teknoloji olarak düşünülebilir. Yani
popüler anlamı ile olmasa da bir tür "telepati" gerçekleştirmek
mümkün olabilir
Metnin geriye kalanında "kullanıcı" ve "hasta" terimleri birbirlerinin
yerine geçebilecek şekilde kullanılacaktır ve her iki terimle de
kast edilen BBA sistemini kullanıp bir ya da daha çok cihazı kontrol
etmeye çalışan özne olacaktır.
BBA Nedir?
Beyin bilgisayar arayüzü:
bir tür iletişim sistemidir. Bu iletişim sisteminde, bireyin dış dünyaya
gönderdiği iletiler ve komutlar beynin normal çıktı yolları olan çevre
sinirlerden ve kaslardan geçmez [2].
Yukarıdaki tanımlamaya göre, beyin etkinliği algılandığı ve yorumlandığı
sürece bu tür bir sisteme BBA denebilir ve bunun için elektroensefalografi (EEG),
fonksiyonel manyetik rezonans görüntüleme (fMRI), pozitron emisyon tomografisi (PET),
vb. teknikler kullanılabilir ancak şimdiye dek BBA çalışmalarında yoğun olarak
kullanılmış olan teknik EEG'dir.
Tarihi perspektiften bakılacak olursa, "beyin bilgisayar arayüzü" terimini
ilk kullanmış olanlardan biri Jacques J. Vidal'dir
[3],
[4]. Vidal, 1973 yılındaki çalışmasında EEG sinyallerini
analiz algılayıp, çözümleyip belli örüntüleri bulup bunları önceden tanımlanmış hareket
komutları olarak yorumlayan karmaşık bir bilgisayar sistemi geliştirmiştir. "Bağımlı BBA" olarak
tanımlanan bu sistem kullanıcının göz hareketlerini kontrol etme kabiliyetine
dayanıyordu (bağımlı BBA aşağıda açıklanacaktır).
BBA'yı mümkün kılan nedir? Yukarıdaki örnekte ve tanımda da görülebileceği gibi,
BBA'yı mümkün kılan, beynin ürettiği sinyalleri kaydedip bunları örüntü çözümleme
ve sınıflandırmasına tabi tutabilme yeteneğimizdir. Beynin yaydığı sinyaller
ve bunların kaydedilmesi ne demektir? Kısa cevap: Beyinde iki tür iletişim
gerçekleşir, elektriksel ve kimyasal. Her iki tür iletişimin de "görülebilir"
etkileri vardır ve bunları bazı cihazlarla tespit etmek mümkündür. BBA açısından
önemli olan beyindeki elektriksel iletişimdir. Beyindeki eylem potansiyellerinin
tetiklenmesi ve bunların aksonlar boyunca iletilmesi kafatası yüzeyinde tespit
edilebilir fiziksel aktiviteye yol açar.
EEG BBA'yı Nasıl Mümkün Kılar?
BBA alanında en çok kullanılan iletişim türü elektriksel iletişim olduğu için
buna biraz yer ayırmamızda fayda var. EEG olmadan pratik, çalışan bir BBA
sistemi kurmak zordur.
Elektroensefalografi (EEG) terimi ilk kez Berger tarafından kullanılmıştır
[5]. Berger, insan kafatası yüzeyinden
beyin dalgalarının tespit edilebileceğini ve okunabileceğini göstermiştir.
Vidal'e göre kafatası yüzeyi elektriksel potansiyellerinin ana kaynağı
kafatasının hemen altındaki beynin dış kabuğunu meydana getiren
serebral korteksteki elektriksel etkinliktir. Serebral korteks, sinir
hücreleri (nöronlar) içeren gri maddeden oluşan ince bir tabakadır.
Bu hücrelerin bir kısmı (piramit hücreleri) apik dendritlere
sahiptir yani beyin yüzeyine doğru uzanır ve yanlamasına genişlerler.
Bunun sonucunda ince bir "beyaz madde" yüzeyi oluşur ve burada
da yoğun şekilde iç içe geçmiş ince dendrit uzantıları diğer
komşu dendritlerle bağlantı kurarlar. Dendritler elektrik alanı
nöron merkezine ileten elektrolitik bağlantı araçlarıdır. Hücre
merkezine ulaşan elektrik sinyali hücre zarını depolarize ederek
hücre atımını tetikler ve böylece sinyal yeniden diğer bir tür
hücrelerarası bağlantı elemanı olan akson üzerinden ilerler.
Gözlemlenen yüzey potansiyelleri piramitsel hücrelerin tepedeki
dendritlerinde ve hücre merkezinde (bedeninde, somasında) üretilir.
Bu potansiyeller hücre içindeki polarizasyon ve depolarizasyona
karşılık gelir (bu elektrik potansiyel değişimleri postsinaptik (sinaps sonrası)
olarak nitelendirilir çünkü nöronlararası sinaps etkileşiminde
gerçekleşir). Hücrelerarası alanda dikey olarak ilerleyen elektrik akımlarının
aynı zamanda dendritler ile derinlerdeki hücreler arasında bir tür
geribesleme bağlantısı sağladıkları da düşünülmektedir. Yüzeydeki
pozitif olarak kaydedilen bir değişim derin bölgelerdeki bir depolarizasyona
(daha yüksek uyarılabilirlik) karşılık gelir (ve tabii tersi de geçerlidir).
Şekil 1'de piramitsel hücrelerin beynin üst kısmında nasıl yerleştikleri ve
EEG sinyal algılaması ve kaydedilmesi için elektrotlara yakın bulundukları
şematik olarak gösterilmektedir.
BBA Türleri
İki tür BBA vardır, bağımlı ve bağımsız
[2]. Bu ayrım,
beynin çıktı yollarına olan bağımlılık ile ilgilidir. Aşağıda iki
tür arasındaki farklar açıklanmıştır.
Bağımlı BBA
Bağımlı bir BBA sistemi beynin normal çıktı kanallarını kullanır. Bu yüzden de
bu tür bir BBA öyle ya da böyle tam olarak işlevsel bir sinir sistemi
gerektirir. Popüler bir BBA örneği vermek gerekirse, bedeninin büyük
kısmı felçli olan bir hastaya ekranda tek tek harfler gösterilir.
Hasta seçmek istediği harf ekranda görününce konsantre olup o harfe bakar.
Bu durum, görsel olarak tetiklenen bir potansiyele yol açar (Görsel Tetiklenen
Potansiyel - GTP) ve EEG cihazı ile tespit edilebilir. Bunun mümkün
olmasının sebebi hastanın konsantre olup belli bir süre baktığı harfin
diğer harflere bakma durumuna kıyasla daha yüksek bir GTP oluşturmasıdır.
Her ne kadar bu tür BBA sistemleri bazı durumlarda faydalı olsa da
(örn. kullanım kolaylığı ve düzgün öğrenme eğrisi), sistem
çok hasar görmemiş bir sinir sisteminin varlığına dayanır. EEG
kullanılıyor olsa da sinyal üretilmesini sağlayan şey göz kasları
ve bunları kontrol eden kraniyal sinir hücreleridir.
Bağımsız BBA
Bağımsız bir BBA sistemi sağlam bir çevresel sinir sistemi gerektirmez.
Böyle bir BBA sadece kullanıcının "eğilimleri"ne dayanır.
Yukarıdaki harf seçme örneğine dönecek olursak, eğer bağımsız BBA
kullanılırsa kullanıcının tek yapması gereken istediği harfi
düşünmektir. Bu mekanizmada gözün hareketi ya da kontrolü ile ilgili
hiçbir şey söz konusu değildir. Bu durumda EEG tarafından tespit
edilen P300 potansiyelidir (P300 potansiyeli aşağıda açıklanacaktır).
BBA Sisteminin Temel Bileşenleri
Modern bir BBA sistemi beş altsisteme bölünebilir:
- Sinyal toplama
- Sinyal işleme: özellik çıkarma
- Sinyal işleme: dönüştürme algoritması
- Çıktı cihazı
- İşletme protokolü

Şekil 2'de bir BBA sisteminin temel bileşenleri görünmektedir
[2].
Sinyal toplama
Sinyal toplama bir BBA sürecindeki ilk adımdır. Beyinde gelen sinyalleri
tespit edip kaydetmek için en yaygın kullanılan yöntem EEG'dir. EEG
müdahaleci olmayan bir yöntemdir ancak beyinde elektriksel iletişim
haricinde de iletişim gerçekleştiği için fonksiyonel manyetik rezonans
görüntüleme (functional magnetic resonance imaging - fMRI) gibi yöntemlere
de başvurulduğu olur. Weiskopf'un 2004'teki bir çalışmasında beyin
sinyallerini algılamak için fMRI kullanımından bahsedilir
[6].
Beyin sinyallerini kaydetmek için kullanılan bir başka yöntem de
müdahaleci tekniklerdir. Kennedy, 2004 yılındaki bir çalışmasında
beyin yüzeyine yerleştirilen bir sinirsel implant ile beyin yüzeyi
sinyallerinin algılanıp sonra da bir bilgisayar imlecini kontrol
etmek için kullanılan BBA sistemini tarif etmektedir
[7].
Sinyal işleme: özellik çıkarma
Elektrik sinyalleri EEG kullanılarak kaydedildikten sonra bunlardaki
özelliklerin tespit edilmesi, çıkarılması gerekir. Bu süreç,
örüntü tanıma ve sınıflandırma öncesindeki bir önişleme olarak
düşünülebilir.
Bu süreçte ham sayısal sinyal verisi alınır ve bazı bakımlardan
özetlenir. Uzamsal süzme, spektral çözümleme ve voltaj şiddeti
ölçümleri özellik çıkarmada kullanılan tekniklerden bazılarıdır.
Sinyal işleme: dönüştürme algoritması
Sayısal beyin sinyal verisi özetlenip bazı özellikleri çıkarıldıktan sonra
bu bilginin içindeki örüntülerin taranması ve tanınması gerekmektedir.
BBA sistemi ancak bu şekilde hangi komutların gerçekleştirilmesi
gerektiğini "anlayabilir".
Toplanan verideki özellikleri çözümlemek için çeşitli algoritmalar
kullanılır. İki geniş kategori vardır: doğrusal denklem tabanlı istatistiksel
çözümlemeler ve yapay sinir ağları ve benzeri doğrusal olmayan örüntü
sınıflayıcılar.
Bu algoritmalar uyarlanabilir ve hatalara karşı dayanıklı olmalıdır
çünkü BBA kullanıcısı her seferinde "aynı şeyi" düşünüyor olsa
da beyin sinyallerinde çeşitli sapmalar, ufak tefek dalgalanmalar
mutlaka olacaktır. Algoritmanın uyarlanabilirliği ve esnekliği
"öğrenme" açısından da önemlidir. Bunu bir konuşma veya görüntü
işleme uygulaması gibi de düşünebiliriz. Bu uygulamalar işleyecekleri
veri için eğitilirler ve genellikle işleyecekleri verinin karakteristikleri de
bazı bakımlardan o kullanıcıya özgü olur. Bunların ötesinde algoritmanın
esnekliğinin ve öğrenme yeteniğinin önem arz ettiği bir başka
durum da vardır: İnsan süreç içinde aynı kalmaz. Ufak tefek metabolizma
değişiklikleri, hastalıklar, mevsimsel değişimler ve hatta
günün hangi saatinde olduğu kişinin vücudunu ve dolayısı ile beyninin
işleyişini bazı bakımlardan değiştirir (bir memeli beyni
gün içinde aynı kalmaz; örn. sabah belli bir dozda belli bir kimyasal
alıp uykuya dalan bir sıçana aynı kimyasalı aynı dozda öğleden sonra
verirseniz hiç uyumadığını görüp şaşırabilirsiniz
[8].
İşte örüntü sınıflandırma ve dönüştürme algoritmaları aynı tema
üzerine çeşitlemeler olarak görülebilecek bu değişiklerin üstesinden
gelebilmeli, bunlara karşı toleranslı olmalıdır.
Üçüncü seviye uyarlanabilirlik ise bir hayli sofistike
bilgi işleme
algoritmalarını gerektirmektedir. Bu aşamadaki uyarlama
BBA sisteminin, beynin o sisteme uyum sağladığını "fark etmesini"
gerektirir. Bu ne anlama gelmektedir? Kullanıcının beyni BBA
sistemini nasıl kullanacağını öğrenirken değişmektedir ve
BBA kendisine adapte olmaya çalışan beyin ile uyum içinde
çalışıp beyne düzgün şekilde geribesleme verir, kullanıcıyı
doğru bir zamanlama ile ödüllendirirse, makina ile kullanıcı arasında
güçlü bir bağlantı oluşur. Bu da makinanın çok daha iyi bir başarım
ile çalışması anlamına gelir.
Çıktı cihazı
Modern bir BBA sisteminin çıktısı herhangi bir cihaz olabilir
ama genellikle bu cihazlar bilgisayarlar ya da bilgisayar kontrollü
robotlardır. Araştırmalarda ve deneylerde kullanıcıya geribesleme
sağlamak için genellikle bir bilgisayar monitörü ve bunun üzerindeki
imleçler, ikonlar ve harf seçimleri kullanılır.
İşletim protokolü
İşletim protokolü sistemin genel olarak davranışını ve kullanımını
belirleyen kurallar bütünüdür. Protokol sistemin ne tür bir iletişim
kullanacağını, ne tür beyin sinyallerinin analiz edileceğini ve sistem
ile kullanıcı arasındaki etkileşim şekillerini belirler.
Uzman araştırmacıların ve BBA teknisyenlerinin hazır bulunup kullanıcıya
ya da hastaya yardımcı oldukları bir laboratuvar ortamında bu protokol
çok detaylı ya da önemli olmayabilir ama eğer BBA sistemi gerçek
hayat ortamında bir hasta tarafından tek başına kullanılacaksa ve hasta
kendisi cihazı açıp kapatmak, komut vermek zorunda ise protokol detayları
had safhada önem arz eder.
Modern BBA Örnekleri
Pek çok BBA sistemi kullandığı beyin sinyali türüne göre sınıflandırılabilir.
Bu sınıflar şunlardır:
- Görsel olarak tetiklenen potansiyeller (GTP)
- Yavaş kortikal potansiyeller
- P300 tetiklenen potansiyeller
- μ ve β ritmleri
- Kortikal nöronlar
Görsel olarak tetiklenen potansiyeller
Görsel olarak tetiklenen potansiyeller (GTP) hastanın oksipital korteksinin
uyarılması sonucunda oluşur. Yanıp sönen harfleri ya da benzeri görsel uyaranları
gösteren bir bilgisayar monitörü beyinde bu tür elektrik potansiyel farklılıklarına
yol açar.
Yukarıda belirtildiği gibi 70'lerde Vidal tarafından BBA araştırmalarında
kullanılan ilk sinyal türü GTP idi. Ancak bu BBA sistemi bağımlı BBA olup
hastanının az da olsa gözünü bir yere odaklayabilmesini gerektiriyordu.
Burada önemli olan nokta dikkat seviyesi ve bakışın yöneldiği yer ile
bilginin tamamen EEG ile toplanıyor olmasıdır yani hiçbir şekilde gözün
kendisi üzerinden bir ölçüm yapılmamaktadır.
GTP kullanan modern bir BBA sistemine örnek olarak Middendor gösterilebilir.
Kullanıcı ekrandaki düğmelerden birini bakışlarını oraya odaklayarak
seçebilir
[9].
Yavaş kortikal potansiyeller
Tanıma göre
[10], yavaş kortikal potansiyel (YKP)
biyoelektriksel beyin sinyalindeki potansiyel kaymadır. Negatif YKPler
genellikle kortikal etkinliğe yol açan hareket ve benzeri işlevlerle bağlantılı
iken pozitif YKPler de seviyesi düşen kortikal etkinlikle ilgilidir. Negatif
kaymalar genellikle beynin primer görsel korteksinin görsel uyarana karşı
verdiği elektriksel tepkidir.
Bu tür sinyaller EEG verisindeki çok yavaş voltaj değişimleri olarak algılanır.
Bu değişiklikler 0.5 ile 10 saniye arasında gerçekleşir.
Yavaş kortikal potansiyellerle ilgili en önemli nokta, insanların bunları
kullanmak üzere biyogeribesleme aracılığı ile eğitilebilmeleridir.
Dolayısı ile YKPler BBA operasyonunun temelini oluşturur. YKPleri
kullanan en meşhur BBAlardan biri "Düşünce Tercüme Cihazı"dır
[11].
P300 tetiklenen potansiyeller
Tanıma göre
[12], P300 tetiklenen potansiyeli
alakasız bir uyaran dizisi içine gömülmüş dikkat çekici bir uyaran ile
karşılaşan beynin yaklaşık 300 ms sonra ürettiği pozitif potansiyeldir.
Tipik bir P300 dalga formu Gauss dağılımını andırır, yarı genişliği 150 ms
olup şiddeti 100 mikrovolta kadar çıkar. Genellikle temiz bir P300
dalgası elde edebilmek için pek çok denemenin ortalamasını almak gerekmektedir
ve bunun sebebi de sinyalin, gürültü başına düşen sinyal oranının düşük
olmasıdır.
P300 potansiyellerini kullanan BBA sistemleri kısa süre önce ortaya çıkmıştır.
Bu sistemlerden bir tanesi Donchin'in 2000 tarihli makalesinde tarif
edilmektedir
[13]. Sistemin kullanıcıları bilgisayar monitöründe
yanıp sönen harflere bakarak istedikleri harfi seçebilmektedir. Sistemin
performansı dakikada yaklaşık 1 kelime kadardır. P300 tabanlı BBA sistemlerinin
avantajlarından biri kullanıcının eğitilmesine pek gerek duyulmamasıdır
yani sistem çok kısa sürede kullanılır hale gelmektedir. Bu tür çalışmalar
çok yeni olduğundan P300 BBAların kullanıcı beyninin sisteme alışmasından
kötü etkilenip etkilenmeyeceği henüz bilinmemektedir.
μ ve β ritmleri
Normalde insanlar uyanıkken ve belli bir şey yapmıyorken beyinleri
α EEG sinyalleri yayar. Bu dalgalar 8-12 Hz frekans aralığındadır.
μ ritmleri aynı aralıkta olup α dalgalarındaki ufak tefek değişiklikler
şeklinde kendilerini gösterirler. Buradaki önemli nokta şudur: μ ritmleri, kişi hafifçe
somatosensöryel veya motor korteksini hareketlendirecek şekilde bir şeye
konsantre olduğunda ortaya çıkan "α dalgalarıdır".
β ritmleri ise 18-25 Hz aralığındadır ve bunlar da istemli hareket
ve etkin odaklanma ile bağlantılıdır.
Yapılan çalışmalarda insanların 8-12 Hz aralığındaki μ ritmlerini
ve 18-25 Hz aralığındaki β ritmlerini kontrol edebildikleri ve
böylece ekrandaki bir imleci istedikleri gibi hareket ettirebildikleri
görülmüştür
[14].
Gerçek ve hayal edilen hareketleri kıyaslayarak ve temel bileşen çözümlemesi
(PCA - Principle Component Analysis) kullanarak bu ritmler çözümlenmiş
ve hem gerçek hareketlerin hem de hayal edilen hareketlerin μ ve β
ritm desenkronizasyonları ile bağlantılı olduğu tespit edilmiştir
[14].
μ ve β ritmlerinden faydalanan önrk bir BBA Wolpaw'ın 2004 tarihli
makalesinde detaylı olarak tarif edilmiştir. Bu sistemde kullanıcı ekrandaki
imleci iki boyutlu olarak kontrol edip sadece "düşünerek" ve bedeninin başka
hiçbir yerindeki hareketlere dair bir şey gerçekleştirmeksizin bir bilgisayar
oyununu oynayabilmektedir
[15].
Kortikal nöronlar
BBA için daha ender kullanılan yöntemlerden biri ise müdahaleci bir yöntemdir
ve bu yöntemde beyin yüzeyine elektrodlar yerleştirilir. Bu şekilde
tek tek nöronların eylem potansiyelleri ve ateşlenme oranları kaydedilebilmektedir.
Bu tekniği ilk kullananlardan biri 1989 tarihli çalışması ile Kennedy
olmuştur
[16].
Kortikal nöronlara müdahale ederek oluşturulan BBA sistemlerine dair diğer
örnekler Kennedy'nin 2004 tarihli çalışmasında mevcuttur
[7].
Sonuç
1978 yılında Craig Thomas'ın yazdığı "Firefox" romanı Ruslar
tarafından tasarlanmış ve silah sistemleri düşünce gücü ile kontrol
edilebilen bir savaş uçağını anlatmaktadır. Pilotun giydiği kaskın
içinde elektrodlar vardır ve pilotun beyin dalgaları yorumlanıp
çeşitli silahları kontrol etmek için kullanılmaktadır
[17].
Günümüzde bu fantaziden hala epey uzağız. Mevcut BBA sistemleri en
fazla 25 bit/dakika performansındadır ve bu bile bir başarı olarak
kabul edilmektedir. Hastalar bu BBA sistemlerini kullanarak çok
basit kelime işlem uygulamalarını çalıştırabilmekte, etraflarındaki
cihazları açıp kapatabilmekte, cihazları belli bir ölçüye kadar
ayarlayabilmektedirler.
BBA sistemlerinin gelişimi uyarlanabilir dönüştürme algoritmalarının
geliştirilmesine ve beynin işleyişi hakkındaki bilgilerimizin artmasına
bağlıdır. Bilgi işleme güçleri artarken bir yandan da fiziksel boyutları
düşen bilgisayarlar BBA açısından önemli bir avantajdır çünkü bu
sayede sistemleri daha taşınabilir yapmak ve böylece BBA kullanan
hastaların hareket özgürlüklerini artırmak mümkün olmaktadır.
BBA sistemleri daha taşınabilir hale gelip ucuzladıkça ALS gibi
ağır hastalıklarla mücadele eden hastalara yardım etmek kolaylaşacaktır.
BBA araştırmalarının bir başka önemli noktası da kas uyarıcıları
ve harekete geçiricilerinin intrakortikal elektrodlara bağlama
deneyleridir. Böylece normalde kaslarına hükmedemeyen hasta
bu yapay sistemler sayesinde de olsa bazı kaslarını hareket ettirebilir
hale gelecektir. Televizyonu açmak için parmağınızla kumandaya basmak
aynı iş için iyice konsantre olup bilgisayarınıza emir vermeye çalışmaktan
çok daha doğal bir hareket şeklidir.
Araştırmaların fayda sağlayabileceği bir başka alan da güçlendirici
teknolojilerdir. Eğer normal bir insan sadece düşünerek bilgisayarın
bazı işlemlerini kontrol edebiliyorsa insan makina etkileşiminde
yeni ve verimli ufuklar açılabilir ancak tabii şu anda normal
insan beyinlerinin günlük yaşam içinde karmaşık cihazları kontrol
etmeye nasıl uyum sağlayabileceklerine dair net bir bilgi mevcut
değil.
Yaklaşık 30 sene önce, 1977'de Vidal tarafından gerçekleştirilen
BBA denemeleri ve 1978'deki Thomas'ın bilimkurgu romanı "Firefox"tan
bugüne bilgisayar ve beyin sinyalleri kaydetme ve görüntüleme teknolojileri
bir hayli gelişmiştir. Son 30 yıla bakıp gelecek 30 yıl için bir öngörüde
bulunmak gerekirse tam anlamı ile taşınabilir sistemlerin geliştirileceğini
ve ağır felç geçirmiş hastaların nerede ise hastalık öncesi kadar
hareket edebilir hale geleceklerini söyleyebiliriz. Bir yandan bunlar
olurken diğer yandan güçlendirici yan ürünler de Firefox romanında
tarif edilen güce yakın ölçüde insan bilgisayar etkileşimine yol
açabilecektir.
Emre Sevinç
Ocak 2006, İstanbul
Boğaziçi Üniversitesi,
Bilişsel Bilim Yüksek Lisans Programı,
PSY 571 Psychobiology
dersi için hazırlanan literatür taramasının kısaltılarak çevrilmiş ve kısmen güncellenmiş hali.
Not: Yazının özgün ve
iki tane video içeren haline
ileriseviye.org'dan ulaşabilirsiniz.
Kaynakça
1- Amyotrophic Lateral Sclerosis Fact Sheet,
http://www.ninds.nih.gov/ disorders/amyotrophiclateralsclerosis/detail_amyotrophiclateralsclerosis.htm
2-
Wolpaw R. J., Birbaumer N., McFarland, D.J., Pfurtscheller, G.,
Vaughan, T.M. (2002), "Brain-computer interfaces for communication and
control", Clinical Neurophysiology, 113 (2002) sf. 767-791
3-
Vidal, J.J. (1973), "Toward Direct Brain-Computer Communication",
Annual Review of Biophysics and Bioengineering, L.J. Mullins, Ed.,
Annual Reviews, Inc., Palo Alto, Vol. 2, 1973, sf. 157-180.
4-
Vidal, J.J. (1977), "Real-time detection of brain events in EEG", IEEE
Proc 1977; Vol 65-5, sf. 633-664 [Special issue on Biological Signal
Processing and Analysis].
5- Berger H. (1929), "Uber das electrenkephalogramm des menchen", Arch Psychiatr Nervenkr 1929, Vol 87 sf. 527-570.
6-
Weiskopf, N., Mathiak, K., Bock S.W., Scharnowski F., Veit R., Grodd
W., Goebel R., Birbaumer N. (2004) "Principles of a brain-computer
interface (BCI) based on real-time functional magnetic resonance
imaging (fMRI)", IEEE Trans Biomed Eng 51(6), sf. 966-970
7-
Kennedy, P.R., Kirby, M.T., Moore, M.M., King, B. and Mallory A. (2004)
"Computer control using human intracortical local field potentials",
IEEE Trans Neural Syst. Rehabil. Eng. 12(3), sf. 339-344
8- Prof. Dr. Reşit Canbeyli ile kişisel iletişim (2006).
9-
Middendorf, M., McMillan, G., Calhoun, G., Jones, K.S. (2000), "Brain
computer interfaces based on steady-state visual evoked response", IEEE
Trans. Rehabil. Eng. (2000); Vol 8, sf. 211-213
10- BCI-Info Portal for Brain-Computer Interfaces,
http://www.bci-info.tugraz.at/Members/graimann/definitions/scp
11-
Birbaumer, N., Kübler, A., Ghanayim N., Hinterberger, T., Perelmouter,
J., Kaiser, J., Iversen, I., Kotchoubey, B., Neumann, N., Flor, H.
(2000), "The thought translation device (TTD) for completely paralyzed
patients", IEEE Trans. Rehabil. Eng. (2000), Vol. 8, pp. 190-192
12- BCI-Info Portal for Brain-Computer Interfaces,
http://www.bci-info.tugraz.at/Members/graimann/definitions/P300
13-
Donchin, E., Spencer, K.M., Wijesinghe, R. (2000), "The mental
prosthesis: assessing the speed of a P300-based brain computer
interface", IEEE Trans. Rehabil. Eng. vol. 8, pp. 174-179
14-
McFarland, D.J., Miner, L.A., Vaughan T.M., Wolpaw J.R. (2000), "Mu and
beta rhythm topographies during motor imagery and actual movement",
Brain Topogr. vol 12-3, sf. 177-186
15-
Wolpaw, J.R., and McFarland, D.J. (2004), "Control of a two-dimensional
movement signal by a noninvasive brain-computer interface in humans",
Proceedings of National Academy of Sciences, Vol. 101, No. 51, sf.
17849-17854
16-
Kennedy, P.R. (1989), "The cone electrode: a long-term electrode that
records from neurites grown onto its recording surface", J. Neurosci.
Methods (1989), 29(3), sf. 181-193.
17- Craig, T. (1978), "Firefox", Harpercollins, Reissue edition (July 1, 1990)