Facebookda Paylas
English French German Italian Portuguese Russian Spanish

Yazı ve Makaleler

Sitemizdeki yazarların ve Kaynağı belirtilmiş diğer kişilerin yazıları

Haber ve Gelişmeler » Kategorilendirilmemiş » Kategorilendirilmemiş


Yaşamın Derin Aydınlığına İŞARET Eden Kitap

Posted by KanatlıTırtıl
KanatlıTırtıl
KanatlıTırtıl has not set their biography yet
User is currently offline
on Pazar, 27 Şubat 2011
in Vefa LÖK ün Yazıları
isaret-parmagim-alper-kaya

Size bir kitaptan bahsetmek istiyorum. Ama bu işi hakkıyla başaramayacağımı bildiğim için şimdiden özür dilerim. Alper Abi'yle ben yaklaşık altı sene önce tanıştım. O benim düşünce ve düşlerime, çok güçlü bir hayat enerjisi ve sevgi bağlarıyla örülmüş bir yuva manzarası hediye etti. Önce Yaradan'a sonra Alper Abi'ye, sonra ailesi ve yakınlarına bu güzellikleri cömertçe gösterdiği için teşekkürlerimi sunuyorum.

Beni mazur görün, çoğu insan gibi melankoliye girmeyeceğim. Alper Abi'nin hayatını işgal eden tüm o yıldırıcı, yoğun fiziksel mücadele ve harabe halindeki manzaradan oluşan devasa resmi kaldırıp, derinlere inmek istiyorum. Çünkü, görüntü neredeyse her zaman aldatır, saklar, tuzağa iter ve bizi esas konudan uzaklaştırır. İlgilenmek istediğim, Alper Abi'nin işaret parmağı değil, işaret ettiği yollardır. O büyük resmin altında kalan dünyaya can veren gözlerindeki gün ışığıdır. Çoğumuzun ufacık dertlerde yıkılıp kaldığı bu hayatta, o bizim karanlık zannettiğimiz yerleri tek tek işleyip, saklı bahçelere dönüştürmüştür. Ve bunlar yetmiyor ona.. Yetmiyor yıkılmamak, tohumlar ekmek, fidanların büyümesini seyretmek, rengarenk, lezzetli bahçelerde gezmek ona yetmiyor. Çünkü, bu güzellikleri etrafıyla paylaşmak istiyor.. Cömertçe.

Ve birer kelebek gönderiyor penceremize konan. Onun gökyüzüne, toprağına, denizlerine, bahçelerine bizi davet eden bir elçi. Yılların biriktirdiği acı tatlı tecrübelerle işlenen bu sayfalarda, hayata dair bir derin bir nefes alıp, yorulanlara, tıkananlara, durup bir tat almak isteyenlere, kısacası herkese..

Hayat enerjisinin bir yudum bal gibi sunulduğu şahane bir kitapla başbaşayız. Susalım da.. Böylesine güzel bir yaşam öyküsünü en iyisi siz onun kendi satırlarından okuyun.

Alper KAYA kitabını şu sözlerle özetliyor :

"Bir bilgisayar faresi ve bir tıklama ile birer birer yazılan harfler...Kelimeler tümcelere, tümceler paragraflara, paragraflar sayfalara dönüşüverdi. Bilgisayarda yazı yazabilmek için gereken o tıklamaların tüm fiziksel yükünü, çalışan tek parmağım taşıdı. O benden vazgeçmedi, ben de onu terketmedim. Bu kitaptaki yazılarım ve yazdığım diğer yazılarımın kahramanı, işte o sol işaret parmağım."


Tags: Untagged
Hits: 1412
Rate this blog entry
0 votes

Kimi Kime Karşı Savunuyoruz?

Posted by KanatlıTırtıl
KanatlıTırtıl
KanatlıTırtıl has not set their biography yet
User is currently offline
on Çarşamba, 30 Aralık 2009
in Vefa LÖK ün Yazıları

(Kim kimler üzerinden NE kazanıyor?) Aslında bu yazıda engelliler için yapılan bağış kampanyalarının körüklediği yangınlardan bahsedecektim. İnsanların kolaya kaçıp bir sms atarak destek verdiği bu oluşumların bireysel ve toplumsal hayattaki derin rahatdilenci.jpgçatlakları nasıl büyütüp, birer uçurum haline getirdiğini yazacaktım. "Düşünün..." diyecektim okuyanlara. "Hayal edin ki nehrin öte tarafındasınız. Kıvırcık kızıl saçlarınız var. Birilerinin, kıvırcık kızıl saçlılar adına nutuklar atıp, bağış topladığını hayal edin. Ömrünüz boyunca gazetelerde, televizyonlarda, panolarda, marketlerde heryerde sizin gibi olanlara dair duygu sömürüsü yapıldığına şahit olduğunuzu varsayın. Saçlarınız yüzünden adeta yardıma muhtaç konumda alıgılandığınızı düşünün. Üzerinize yığılan etiketleri tasavvur edin..." 

Sorularım vardı sizleri muhasebeye davet eden.. : "Yıllardır -tekerlekli sandalye alalım- denerek ısrarla devam eden kampanyalardaki bağış miktarı toplamda nedir? Bu para kaç sandalye eder? Kaç sandalye alınmıştır? Kaçı verilmiştir? Engellilerin yüzde kaçı tekerlekli sandalye kullanır? Kaç kişinin sandalye ihtiyacı vardır? Hangi şehirlerimizde kaldırımlar, geçitler, ulaşım araçları, sosyal tesisler, okullar, kurumlar ve akla gelebilecek diğer yerlere sandalyeli birinin girmesi serbesttir? Sandalyeler sihirli değilse, nasıl bu engelleri aşacaktır?... "

Lütfen biraz daha zorlayın beyin hücrelerinizi diyecektim. Manşetleri hayal edin. "Kıvırcık kızıl saçlıların da bir yaşam merkezi olsun!"... "Sizin de desteklerinizle onlar için bir kompleks kuracağız!".. Bunu duymak bile sizi şimdiden "komplekse" sokmuyor mu? Nasıl da coşup köpükler saçarak kabarıyor aranızdaki nehir! Değil mi? Hissedebiliyor musunuz sıcağı? 

Ama.. Vazgeçtim. Vazgeçtim, çünkü bilip de görmek istemediğim o manzaraya yukardan baktım.. Ve nehrin iki yanında gördüm ki, çoğu kişi memnun, oldukları yere kök salmışlar, çoktan orman olmuş heryer. Yangına gagasıyla su taşıyan serçeler de vardı. Ama nafile! Ve kabahatin büyüğü toplumda diyerek sürekli toplumu uyarmak, bilgi vermek de beyhude bir iş. 

Sizi Türkiye İstatistik Kurumunun 2002 de yaptığı önemli bir araştırmadan kısacık bir bölümle başbaşa bırakıyor ve sesimi kısıyorum.. 

Özürlülerin Kurum ve Kuruluşlardan Beklentileri (DİE 2002 Araştırması)

Araştırma döneminde özürlü olan kişilerin kamu kurum ve kuruluşlardan en önemli beklentilerine ilişkin bilgiler alınmıştır. Bu çalışmaya göre özürlülerin en önemli beklentilerinin parasal katkı (% 61.22) olduğu gözlenmektedir. Parasal katkı yapılmasını isteyen özürlülerin oranı kırda % 68.03 iken kentte % 55.28’dir. Özürlü erkeklerin %59.34’ü, kadınların ise % 63.76’sı kurum ve kuruluşlardan parasal destek istemektedir.


Tags: Untagged
Hits: 2101
Rate this blog entry
0 votes

Jetonlu ve Kokulu Harikalar Kumpanyası

Posted by KanatlıTırtıl
KanatlıTırtıl
KanatlıTırtıl has not set their biography yet
User is currently offline
on Çarşamba, 27 Mayıs 2009
in Vefa LÖK ün Yazıları
elpara.jpg
Birkaç engelliyi birarada görünce neler hissedersiniz? Hayalinizdeki sakat, özürlü veya engelli imgesi neye benziyor?

Televizyonlarda, gazetelerde, radyolarda, internette vesaire... Engellilerle ilgili başlayan her konuşmanın sonu nereye varıyor? Bütün o yoğun propagandalardan sonra, artık leb demeden leblebiyi anlayacak konuma mı getirdiler sizi? Evet, tabii ki uyuştu beyniniz, tabii ki bu konuda ustaca yönledirildiniz! Ve onlar daha anlatmaya bile başlamadan ellerinizi çoktan cebinize atmış oluyorsunuz!

Çünkü dünyanın daha güzel daha eşit olması gerek. Çünkü size işaret edilen bazı kişiler gerçekten yardıma muhtaç durumdalar. Çünkü doğru olan bu. Çünkü...


Tags: Untagged
Hits: 3170
Rate this blog entry
0 votes

3 Aralık Dünya Sakatlanma Günü

Posted by KanatlıTırtıl
KanatlıTırtıl
KanatlıTırtıl has not set their biography yet
User is currently offline
on Çarşamba, 26 Kasım 2008
in Vefa LÖK ün Yazıları

sakatlanmak.jpg

3 Aralık Engelliler Günü’nün Tarihçesi : 1992 yılında Birleşmiş Milletler aldığı bir kararla, 3 Aralık gününü "Uluslararası Engelliler Günü" olarak ilan etti. Bu kararın ardından BM İnsan Hakları Komisyonu 5 Mart 1993 tarihli ve 1993/29 sayılı bildirisi ile üye ülkelerce 3 Aralık gününün "engellilerin topluma kazandırılması ve insan haklarının tam ve eşit ölçüde sağlanması" amacıyla tanınmasını istedi. Ve o günden beri, 3 Aralık "engelliler günü" olarak bilinmektedir.

Daha sağlıklı bir toplum ve daha adil bir düzen sahibi olma yolunda; Her 3 Aralık’ta sakatları anmak mı daha faydalıdır, yoksa bir günlüğüne de olsa sakatlanmak mı?

Bu soruyu şimdilik bir yana koyalım. Çünkü çoğu kişinin 3 Aralık Engelliler Günü’nden veya o gün hangi etkinliklerin yapıldığından haberi yok. Herkesin bu günü önceden bilip, odaklanması doğru olur mu olmaz mı ayrı bir konu. Peki, konuyla ilgili olanlara ve biraz olsun bilenlere soralım: Türkiye’de her yıl 3 Aralık’ta neler yapılır?


Tags: Untagged
Hits: 4547
Rate this blog entry
0 votes

Ötekiler Birbirine Benzer Hep

Posted by KanatlıTırtıl
KanatlıTırtıl
KanatlıTırtıl has not set their biography yet
User is currently offline
on Pazartesi, 20 Ekim 2008
in Vefa LÖK ün Yazıları

not_different_by_ruvsk.jpgÇünkü onlar ötededir. Zihnimizin ta uzak köşelerinde, belli belirsiz yüzleri olan, bazen yüzleri bile olmayan bulanık bir kalabalıktır. Onlar; Onlardır işte, ne bizden ne sizdendirler.

Bazen gerçekten de ötededirler. İstesek de aralarında olamayız. Çok uzaklarda yaşarlar, birbirine benzer hep onlar. Japonlardır hep çekik gözlü kısa boylu, veya Afrikalı zencilerdir kapkara tenli ve koca dudaklı. Dünyanın öte ucunda yaşarlar onlar. Onların hakkında atıp tutmak da kolaydır.

Kimileri çok yakınımızdadır. Yollarda, çarşıda, pazarda, işte veya okulda.. Her yerdedirler. Onların hakkında atıp tutmak ise cesaret ister bazen. Çünkü eğer kalabalıklarsa, sonuç bizim için çok fenadır, hatta öldürülebiliriz bile. Ya Galatasaraylıdırlar ya Beşiktaş ya Fener veya başka renklerde bir takımın taraftarıdırlar. Hani, uğruna  tartışmalar veya kavgalar edecek kadar fanatik olmasak bile, arasıra sırf eğlence için onlarla dalga geçeriz.


Tags: Untagged
Hits: 3399
Rate this blog entry
0 votes

Bilgisizliğe Bahane Yoktur

Posted by KanatlıTırtıl
KanatlıTırtıl
KanatlıTırtıl has not set their biography yet
User is currently offline
on Cumartesi, 08 Kasım 2008
in Vefa LÖK ün Yazıları

zamangoz.jpg Çünkü bu satırları okuyup anlayabilecek kapasitede çalışan bir beynimiz var.

Buradayız, bizi bu satırlara ulaştıran teknolojiye sahibiz.

Aklımızın alamayacağı, ömrümüzce okusak bitiremeyeceğimiz, son derece geniş bir bilgi kaynağı olan INTERNET içinde geziyoruz.

Buradayız ve bu satırları okuyup anlıyorsak tembelliğimizin bahanesi yok.

Çalışmalıyız, aramalıyız, öğrenmeli ve becerebiliyorsak da bir şeyler üretmeliyiz.

El ayak yoksunluğu, göz kulak kaybı, felç veya başka fiziksel sorunlar KENDİMİZİ GELİŞTİRMEYE ENGEL DEĞİLDİR. Hatta bazen kendimizi dolayısıyla hayatı keşfetmeye teşvik edici bir fırsattır!!


Tags: Untagged
Hits: 3284
Rate this blog entry
0 votes

Sakatlıklarımızdan Hayata Sızan Aydınlığı Görebiliyor muyuz?

Posted by KanatlıTırtıl
KanatlıTırtıl
KanatlıTırtıl has not set their biography yet
User is currently offline
on Pazar, 30 Mart 2008
in Vefa LÖK ün Yazıları

Image Yüz milyonlarca yıl önce sularda başlamış hayat. Daima bir yolunu bulup, yok olmaya meydan okumuş. Besin aramak için, üremek ve canlılığı devam ettirmek için savaşlar vermiş.  Bu mücadelelerde daima fiziksel olarak güçlü olan kazanmış. Zayıf olanlar, yaralananlar ve hastalar ise sürüden geri kalmış, yeterince beslenememiş, bir eş bulup gelecek nesilde devam ettirememiş kendi ışıltılarını.

Ve oldukça uzun bir zaman sonra, biz insanlar da katılmışız bu bayrak yarışına. Önceleri diğer canlılardan hiç farkımız yokmuş belki. Şimdi adına doğal seçilim dediğimiz, yalnızca güçlünün yaşama hakkı kazandığı sınırlar içinde hareket etmişiz. Sonra yavaş yavaş yeteneklerimiz artmış, etraftaki canlı veya cansız her varlığı kendi çıkarımız için kullanmayı öğrenmişiz. Bu güç bizi koca gezegendeki diğer tüm canlılardan üstün tutmuş.

Sonra... Kendi grubumuzda yaşayanlar dahil, her gördüğümüz bildiğimiz nesne veya kavramlara etiketler yapıştırmışız: "İyi-Kötü", "Güzel-Çirkin", "Doğru-Yanlış".. Ve bizi diğer canlılardan ayıran özelliklere bunu da eklemişiz.


Tags: Untagged
Hits: 3262
Rate this blog entry
0 votes

Yaratıcı Düşünebilen Kaldırım Mühendislerine İhtiyacımız Var

Posted by KanatlıTırtıl
KanatlıTırtıl
KanatlıTırtıl has not set their biography yet
User is currently offline
on Çarşamba, 02 Nisan 2008
in Vefa LÖK ün Yazıları

kaldirim.jpgŞehirlerimiz pazardan aldığımız Çin malı ayakkabılarımız bile yıpranmadan eskiyen kaldırımlarla dolu. Fakat  fedakar kişilerce yorulmadan, yılmadan bizlere hizmete devam edilmekte. Sıksık yenilenen kaldırımlar sayesinde, artık şehirlerimiz çoğu dünya ülkesince örnek gösterilir oldu. Geçen hafta görüşmelerde bulunan Avrupa Birliği yetkililerinin ifadesi şöyleydi : "Bu olağanüstü güzellikteki mimariniz ile batıya her konuda ilham veriyorsunuz. Artık bürokratik işlemleri hızlandırıp, ülkenizi bu yıl içinde birliğimize dahil etmeliyiz."

Gözümüz daima daha iyide ve daha yükseklerdedir. Çağımızı aşan ufka sahip, yaratıcı projeleri olan çalışma arkadaşlarına ihtiyacımız var. Genç nüfusa sahip bir ülke olarak bu konuda da çok şanslıyız. Yüzbinlerce kişi yıllarca okuyup, biyolog, matematikçi, doktor, avukat gibi ünvanları kazandıktan sonra eğitim ve iş kariyerlerine birer kaldırım mühendisi olarak devam etme şansına sahip.

Genç beyinlerimizi şehircilik alanında bu son derece başarılı kişilerle birlikte çalışmaya davet ediyoruz.

Ve işte görüştüğümüz kişilerce yapılan bazı yorumlar :

Nilay (32 - Ev hanımı) : - On sekiz yılımı İngiltere'de geçirdim. Soğuk, karanlık ve yağmur vardı hep. En önemlisi, şehirlerde gezmenin ne tadı vardı ne de heyecanı. Kaldırımlar nerede başlıyor nerede bitiyor belli değil. Neyse ki sonunda ülkemize döndük. Şimdilik Eskişehir'de kalıyoruz. Ama bu şehri de pek sevmedim. Kaldırımlar hiç belli olmuyor. İstanbul gibisi yok. Yolların kenarlarını süsleyen rengarenk taşlı kaldırımları seyretmek, insanlar arasında gezmek büyük bir zevk.

Tamer (28 - Sporcu) : - Biliyorsunuz, Everest dahil bir çok tepeye defalarca tırmanmış tecrübeli bir sporcuyum. Ama İstanbul'da yaşıyor olmasaydım, tırmanış sporcusu olmaya karar verip bu başarıları elde etmem imkânsızdı. Yapılan yeni kaldırımların hep daha yüksek olması mutluluk verici oluyor. Öncekilerde var olan rampaların iptal edilmesi çok iyi fikir. Çünkü bu sayede bisiklet sporcularımız da engebeli arazi şartlarına uygun olarak antrenman  yapıyorlar. Daracık kaldırımların ortasındaki ağaç ve direkler sayesinde koşucular da manevra yeteneği kazanmaktalar. Böyle bir şehirde yaşadığımız için çok şanslıyız. Fakat yazık ki bunun farkına varan çok az insan var. Şimdi arkadaşla bir semte doğru gidiyorduk. Oradaki kaldırımların genişliğini tam olarak kaplayan modern çöp kutuları koyulmuş. Bu yeniliği sporcu olarak nasıl değerlendireceğimize bakacağız. Bence atlayıp zıplayan kaykaycılar çok sevecek bunu.

Hulusi (79 - Sakatları Koruyalım Vakfı Başkanı) : - Düşebileceğiniz kaldırımlar inşa etmek dahice bir iş. Yıllardır şehrimle gurur duyuyorum. Bu harika tasarımlar, kaldırım ve yol arasında olağanüstü bir fark yaratan kontrasta sahipler. Buna rağmen dikkatsizce yürüyüp, kaldırımları veya yolu farketmeyen çok kişi çeşitli şekillerde sakatlanmaktadır. Ama biz dezavantajlarımızı avantaja dönüştürebilme tecrübesine sahibiz. Bu bakış açısıyla değerlendirirsek, insanlar, kısa süreliğine de olsa engellileri hatırlayıp bize maddi ve manevi destek olmaya koşuyorlar. Ayrıca vakıf olarak yerden aydınlatmalı kaldırım projemizi firmalara sunduk. Bu sayede ışıl ışıl şehirlerimiz olacak. Ayrıca az gören engelli vatandaşlarımızın kaldırımları fark etmesi de sağlanacak. Bu konuda parasal sorun aşılacaktır. Çünkü şahıs ve firmalarca gereken hassasiyetin gösterileceğine eminiz.

Polat (23 - Öğrenci) : - İşletme Fakültesi Master son sınıf öğrencisiyim. Fakat kariyerime kaldırım mühendisi olarak devam etmek istiyorum. Çok ses getireceğine inandığım projelerim var. Mesela, köpeklerini gezdirenler için kaldırım kenarlarına metal çitler düşünüyorum. Bu sayede köpeklerin yola kaçıp bir kazaya kurban gitmeleri engellenmiş olacaktır.


Tags: Untagged
Hits: 3812
Rate this blog entry
0 votes

23 Nisan Bütün Çocukların Bayramıdır!

Posted by KanatlıTırtıl
KanatlıTırtıl
KanatlıTırtıl has not set their biography yet
User is currently offline
on Pazartesi, 07 Nisan 2008
in Vefa LÖK ün Yazıları
cocuklar.jpg"engelli Çocukların da 23 NİSAN'ı Yaşamaya Hakkı Olmalı, Onlar da Cumhuriyetin Çocukları" ifadesi ve benzer ifadeler baştan kaybedilmiş bir psikolojiyi yansıtıyor ve topluma zarar veren yanlış algıyı körüklüyor.

Bu gibi sloganlarda kullanılan "DE - DA" ekleri, engellilerin haklarını adeta sonradan eklenmişcesine tanımlıyor.

Bu mantığın vardığı son nokta şudur : "Biz insanız, engelliler DE insan". Ki zaten bu cümle dahi kimilerince aynen kullanılmıştır.

Peki buradaki "Biz" kim?

Bu sloganları yaratanlara soruyorum: "Dediğinize bakarsak, sadece sağlamlar mı -Biz- oluyor?"

Hadi bazı dernek, vakıf vb. gruplar sakatlığı ve sakatları sermaye ederek kazanabiliyor. Ya bu sloganlara eşlik eden diğerleri? Böyle davranarak, engelliler ve toplum arasındaki ayrımcılığı körüklediğinizin farkında mısınız?

Ne yazık ki değilsiniz! Sadece iki harfin bile herşeyi değiştirebildiğinin farkında değilsiniz!

"23 Nisan Bütün Çocukların Bayramıdır!"
Tags: Untagged
Hits: 4281
Rate this blog entry
0 votes

Kurbağa Prens

Posted by KanatlıTırtıl
KanatlıTırtıl
KanatlıTırtıl has not set their biography yet
User is currently offline
on Perşembe, 28 Şubat 2008
in Vefa LÖK ün Yazıları
Sanki yavaş yavaş büyüyor pencerem.  Belki yaşlanıyorumdur. Sahi, yaşlıların manzarası daha mı dar yoksa daha mı geniş? Canımı yakan çok dert var, evet, var! Ama kim mutlu ki şu gezegende? Yüz binlerce hücrem ölüyor her saniye... Karışıklık ve kırışıklar artıyor her uçan düşünceyle beraber.
Tags: Untagged
Hits: 3945
Rate this blog entry
0 votes

Unutmak Ne Güzel Kokuyor

Posted by KanatlıTırtıl
KanatlıTırtıl
KanatlıTırtıl has not set their biography yet
User is currently offline
on Salı, 13 Kasım 2007
in Vefa LÖK ün Yazıları

Kim Google'a yetişecek, alt edecek derken, Facebook çok ciddi bir devrim oldu bu alemde.

Yüce bilge Google'da bilmediklerimizi arayıp buluyoruz ve anında boşaltıyoruz beynimizi bu -gereksiz- bilgiden. Çünkü düşünmeye hiç gerek yok, zaman da yok ve nasıl olsa o bilgi orada bir yerde duruyor, arar buluruz yine.  Ne gerek var kafatasımızdaki şu pembe kütleyi yormaya değil mi?

Arasıra saçma bir düşünce geçerdi zihnimden : "Acaba hatıralarımın içinde de arama yapan bir teknoloji geliştirebilir mi?" diye.

Ve hemen cevaplardım : "Haha! Bak buna imkân yok işte! Google ne kadar gelişirse gelişsin, beynimin içine nasıl girecek ki?"


Tags: Untagged
Hits: 4569
Rate this blog entry
0 votes

Mutluluğumun İki Büyük Işığı

Posted by KanatlıTırtıl
KanatlıTırtıl
KanatlıTırtıl has not set their biography yet
User is currently offline
on Cumartesi, 08 Eylül 2007
in Vefa LÖK ün Yazıları

ImageHAYATA BİRAZ ERKEN BAŞLAMIŞTIM... 26 Ocak 1972 de Erzincan'da, 6.5 aylık prematüre bebek olarak erken doğmuşum. Civarlarda erkendoğan ünitesi olan kuvöz bulunmadığı için, oksijen yetersizliğinden beyindeki hareket kontrol merkezi tam olarak gelişememiş. Böylece tıbbi adı SP serebral palsi (CP Cerebral Palsy) olan bir rahatsızlığa sahip olmuşum.

SP yi kısaca tanımlarsam, spastik bozukluk (Serebral Palsi - Cerebral Palsy), vücut hareketlerinin kontrol edilmesini etkileyen bir grup hastalığa verilen ortak addır. Serebral 'beynin iki yarımküresi ile ilgili olan' anlamındadır; palsi ise vücutta bulunan kas ya da eklemlerin kontrolündeki aksaklığı anlatan bir terimdir. Eğer bir kişide serebral palsi varsa, bu o kişinin beynindeki bir hasara bağlı olarak (bu, serebral denmesinin nedenidir) vücudundaki bazı kaslarını normal olarak Imagekullanamadığını göstermektedir (bu da palsi denmesinin nedenidir). Serebral palsisi olan çocuklar; yürüme, konuşma, yemek yeme ya da oyun oynama gibi etkinlikleri, sağlıklı çocuklar gibi yapamayabilirler. Serebral palsi bulaşıcı değildir. Hayatın ilk yıllarında ortaya çıkar. Hastalık genellikle zaman içerisinde değişmez, daha kötüye gitmez. Ancak hastalık kalıcıdır; serebral palsili çocuk, bu hastalığı ömrü boyunca taşıyacaktır.


Tags: Untagged
Hits: 5410
Rate this blog entry
0 votes

Tıkır Tıkır Atıyor Kalbim

Posted by KanatlıTırtıl
KanatlıTırtıl
KanatlıTırtıl has not set their biography yet
User is currently offline
on Salı, 03 Nisan 2007
in Vefa LÖK ün Yazıları
Değişmeyen tek şey değişimdir der eski düşünürler.

Yıl 2007... Bizler daha bir mevsim bile değişmeden dünyamızı değiştirebileceğimizi sanıyoruz... Umuyoruz... Veya  bir sabah uyanıp, her şeyin değiştiğini fark ederek dehşete kapılıyoruz.

Değişimin bu kadar hızlı olması bizi nereye götürür, hangi duvara toslarız bilmiyorum.

Tags: Untagged
Hits: 7386
Rate this blog entry
0 votes

Ya Gördüklerimize İnandık veya..

Posted by KanatlıTırtıl
KanatlıTırtıl
KanatlıTırtıl has not set their biography yet
User is currently offline
on Cuma, 02 Mart 2007
in Vefa LÖK ün Yazıları

Ya Gördüklerimize İnandık Ya İnandıklarımızı Gördük

Hilenin sırrını arıyorsunuz, ama bulamazsınız.
Çünkü dikkatli bakmıyorsunuz.
Siz sırrı bilmek değil, kandırılmak istiyorsunuz.
(
Film : The Prestige - 2006)

Hepimiz defalarca emin olduğumuz konularda hata yapmışızdır.
Mutlaka hepimiz bir çok şeyi olduğundan farklı sanmış ve şanslıysak daha sonra gerçeği görebilmişizdir.
Nedense ve neredeyse hepimiz benzerliklere değil farklılıklara yoğunlaşmayı seçeriz.
Hep dolu kısmı değil, boş olanı; sağlam olanı değil, eksikleri ve kusurları görmekteyiz önce.


Tags: Untagged
Hits: 6529
Rate this blog entry
0 votes

Ektiğin Dikeni Gül Bahçesinde Arama

Posted by KanatlıTırtıl
KanatlıTırtıl
KanatlıTırtıl has not set their biography yet
User is currently offline
on Salı, 27 Şubat 2007
in Vefa LÖK ün Yazıları
"Ektiğin dikeni gül bahçesinde arama" Mevlâna

Hiç kimsenin, hiç kimseye düşüncesini, hayallerini, planlarını zoraki şekilde dayatmaya hakkı yoktur.

Hiç kimsenin, sekiz milyon insan adına bir takım tanımlamalar yapmaya da hakkı yoktur. Hiç kimsenin, sekiz milyon insan için düşünüp, karar verip hatta eyleme geçilmesi gerektiğini söylemeye hiç hakkı yoktur. Bunu yapan kişi ve gruplarla, dilencilerin temelde pek farkı yoktur. Çünkü her ikisi de engelliği veya engellileri kendi çıkarları uğruna kullanmaktadırlar.
Tags: Untagged
Hits: 5161
Rate this blog entry
0 votes

Engellenmişlik, Engelli ve Bir Vikipedia Yorumu

Posted by KanatlıTırtıl
KanatlıTırtıl
KanatlıTırtıl has not set their biography yet
User is currently offline
on Salı, 20 Şubat 2007
in Vefa LÖK ün Yazıları

Bu yazıda, aşağıdaki terim başlığı olan "engelli" sözcüğü ve tanım içeriği arasındaki uyuşmazlığın nedenlerini göstermek için ayrıntılı bir çözümleme  yapıyoruz. Böylece bu gayriresmi tanımı deneyerek, "engelli kimdir, engellilik ve engellenmişlik nedir, engelli öbeğine kimler girer" gibi konuları ele alacağız. 

VikiPedia'da Engelli : [20/01/2007 itibarıyle]

Engelli, ?? 1-) Engelle karşılaşan 2-) Doğuştan veya sonradan meydana gelen hastalıklar, sakatlıklar (vücudun görsel/işlevsel/zihinsel/ruhsal farklılıkları) öne sürülerek, toplumsal/yönetsel tutum ve tercihler sonucu yaşamın birçok alanında kısıtlanan, engellerle karşılaşan kişi. ???


Tags: Untagged
Hits: 12670
Rate this blog entry
0 votes

3 Aralık DİLENCİLER Bayramı

Posted by KanatlıTırtıl
KanatlıTırtıl
KanatlıTırtıl has not set their biography yet
User is currently offline
on Pazar, 03 Aralık 2006
in Vefa LÖK ün Yazıları

zzzzz TV Deki "cccccc vakfı" nın PARA TOPLAMA kampanyasına İLİŞTİ gözüm 3 Aralık Pazar günü.

Sinir katsayımız arttı..

Sadaka topluyorlardı.. BAŞINIZIN GÖZÜNÜZÜN SADAKASI..!!!!!

Bin yıl gerek, bın yıl bu kafaları düzeltmek için.

Yahu bütün tanıdık ünlü yüzler orada. "koca koca" adamlar, koca koca yaygara yapma güçlerine sahip imkanları kullanırken..... Vızıltı gibi gelir bazı şeyler.

Bin yıl gerek, bın yıl bu kafaları düzeltmek için
Veya O BİN YILIN ETKİSİNİ YARATABİLECEK ŞOK TECRÜBE VE BİLGİLER GEREK.

Umut tükenmez..

Biz avuç avuç atalım gemimizden suları..

Varsın onlar koca koca delikler açsınlar!

Batarsak beraber batacağız.

Ben 34 yıldır sakatım! Bu derneklerin azcık dişe dokunur faydası olsaydı, azcık ilerlemiş olsaydı peynir gemisi, BENİM YEDİ YILIM İŞSİZ GEÇMEMİŞ OLURDU, BİR İKİ YIL SONRA EMEKLİ OLURDUM...

Olmadı, daha bin yıl geçse olmaz da böyle!

Ne eksiğim vardı yahu benim! Sene 1991, ve BEN BİR BİLGİSAYAR PROGRAMCISIYDIM. İş aramak için doldurduğum formlar belki de HINDISTAN'a ulaştı.. ... O yıllar için Hesap verecek kimse yok... YOK.

Bari BU PARALARIN HESABINI VERSİNLER...

YAŞAM MERKEZİ KURACAKLARMIŞ.. OHOO.. ÇOK GÖRDÜK BUNLARI...

:)) Biz zaten yaşıyoruz be! ENGEL olunmasın yeter...


Tags: Untagged
Hits: 5177
Rate this blog entry
0 votes

Boş Çuval Ayakta Durmazmış

Posted by KanatlıTırtıl
KanatlıTırtıl
KanatlıTırtıl has not set their biography yet
User is currently offline
on Salı, 22 Ağustos 2006
in Vefa LÖK ün Yazıları
"Gel, gel, her ne olursan ol, yine gel!" diye davet eden Hz.Mevlânâ'nın okyanusları barındıran mısralarına, bir yudumluk akılla talip olan ben! Ey süt dökmüş kedi gibi etrafına şaşkın şaşkın bakmakta olan ben! Kalk, az dolan da gel! Az dolan etrafımda bazen.
Tags: Untagged
Hits: 5021
Rate this blog entry
0 votes

Yadigâr 'a Tutunarak

Posted by KanatlıTırtıl
KanatlıTırtıl
KanatlıTırtıl has not set their biography yet
User is currently offline
on Salı, 22 Ağustos 2006
in Vefa LÖK ün Yazıları

“Unutma delikanlı, hatıralarından hızlı koşamazsın, yetişir ve geçerler seni.”

Yavaşlar, yavaşlar, yavaşlarsın ve
Ardından anılar tek tek dolar eve
Bacakların ağır olur da demirden
Hatıraların girer koluna birden
Ah ihtiyarlık ah dersin inleyerek
Bir mezar bulup girmem gerek...

 


Tags: Untagged
Hits: 4732
Rate this blog entry
0 votes

Eğri Dünyaya Çakılı Kazıklar

Posted by KanatlıTırtıl
KanatlıTırtıl
KanatlıTırtıl has not set their biography yet
User is currently offline
on Salı, 22 Ağustos 2006
in Vefa LÖK ün Yazıları
Mart serinliği otomobilimin dışında, benden uzaktaydı.. Sıradan bir iş günü sabahı. Gök gri, bulutlu ve şehir sessizdi. Ehliyet alıp, tek başıma işe gidip gelmeye başlayalı henüz üç hafta olmuştu. İstanbul'un Anadolu yakasında araç trafiği karşı tarafa nazaran daha rahattır. Ayrıca şirketin verdiği son model otomobil benim için bulunmaz nimetti. Sağladığı gelişmiş konforuyla bana huzur ve güven veriyor, acemiliğimi atmama yardımcı oluyordu.
Tags: Untagged
Hits: 4193
Rate this blog entry
0 votes

Ya İçindesindir Çemberin

Posted by KanatlıTırtıl
KanatlıTırtıl
KanatlıTırtıl has not set their biography yet
User is currently offline
on Salı, 22 Ağustos 2006
in Vefa LÖK ün Yazıları
<< ...çemberdeki sır şuydu ki; Hayatım boyunca, çoğu zaman üzerime yapışan etiketlerle dolaştım; "Sakat Vefa", "Özürlü Vefa", "spastik Vefa", "Zeki Vefa", "Çalışkan Vefa", "Yakışıklı Vefa"... Vesaire Vefa! Bunlar yakın etrafımdakilerin etiketleriydi. Yani beni tanıyan veya bu iddianın ötesinde hiç değilse adımı bilen kişilere aitti.

Bir de diğer türden tanımlar oldu, oluyor ve kuşkusuz hep olacak. Bu etiketlerde "Vefa" yoktu! Bu etiketlerde beni teselli edecek sıfatlar da yoktu. "Sakat çocuk", "Özürlü çocuk", "Rahatsız genç", "Zavallı", "Sorunlu genç", "Şüpheli genç", "engelli adam", "Garabet", "Titreyen adam", "Geri zekalı"... Ve benzerleri.


Tags: Untagged
Hits: 3802
Rate this blog entry
0 votes

Çemberin Etkisine Dair

Posted by KanatlıTırtıl
KanatlıTırtıl
KanatlıTırtıl has not set their biography yet
User is currently offline
on Salı, 22 Ağustos 2006
in Vefa LÖK ün Yazıları
Yazmak; Çırpınmaya benziyor satırlar arasında. Veya kılıcını savurarak ormanda yol açmak...

Ne bileyim, bunu tarife devam etmeye kalksam uzar işimiz.


Tags: Untagged
Hits: 3625
Rate this blog entry
0 votes

Kuklacılar Ustası Yelkovan

Posted by KanatlıTırtıl
KanatlıTırtıl
KanatlıTırtıl has not set their biography yet
User is currently offline
on Salı, 22 Ağustos 2006
in Vefa LÖK ün Yazıları

Her şeyi söylersin
Her şeyi tadar
Her şeyi tüketirsin
Her şey dümdüz olur

Yanar,
            Söner,
                        Geçer...

Ve...


Tags: Untagged
Hits: 4015
Rate this blog entry
0 votes

Gönlünce Karala Sayfaları

Posted by KanatlıTırtıl
KanatlıTırtıl
KanatlıTırtıl has not set their biography yet
User is currently offline
on Salı, 22 Ağustos 2006
in Vefa LÖK ün Yazıları
« Kalemin ucu dokunup
İlk çizgi belirmeye başladığında
Sayfa fark edilmenin tadını yaşar »

Tags: Untagged
Hits: 3796
Rate this blog entry
0 votes

Gerçekler Daima Güzeldir

Posted by KanatlıTırtıl
KanatlıTırtıl
KanatlıTırtıl has not set their biography yet
User is currently offline
on Salı, 22 Ağustos 2006
in Vefa LÖK ün Yazıları
"Gerçekler daima güzeldir." Bana yazdığın bir mektuptaki cümleydi bu. Belki o anda aklına geldiği gibi yazdın. Belki o çok sevdiğm bilgi birikiminin üzerinde tutmuş kaymaktı bu. Belki de bilerek, özellikle söyledin bu üç kelimecik cümleyi. Bilmiyorum Sanem, en doğrusunu sen bilirsin.
Tags: Untagged
Hits: 3707
Rate this blog entry
0 votes

Büyük Basitlik

Posted by KanatlıTırtıl
KanatlıTırtıl
KanatlıTırtıl has not set their biography yet
User is currently offline
on Salı, 22 Ağustos 2006
in Vefa LÖK ün Yazıları
  • Gözlerini her açışında yeniden yaratılır evren. Bütün o yeryüzü, canlılık, milyarlarca yıllık oluşum, uzaklıklar, yakınlıklar, bildiklerin, bilmediklerin... Her zerresiyle tamam olur. Hayatını yine bildiğin o şekliyle bulur ve kaldığın yerden devam edersin oynamaya. Ve bir an bakarsın ki, göz açıp kapayana dek uçmuş ömrün. Hayat boyunca aslında hep o anı yaşadığını anlarsın. On binlerce rüya sığar içine, son kapanışında gözlerinin.


Tags: Untagged
Hits: 4947
Rate this blog entry
0 votes

Beş Dakikada Beşiktaş

Posted by KanatlıTırtıl
KanatlıTırtıl
KanatlıTırtıl has not set their biography yet
User is currently offline
on Salı, 22 Ağustos 2006
in Vefa LÖK ün Yazıları
Sen hızla geçtin ya şehrin içinden
Hem İstanbul'u seyrettim, hem seni ben
Söyle mavi martı, sen ne görebildin?


Tags: Untagged
Hits: 3734
Rate this blog entry
0 votes

Hayata dahiliz biz!

Posted by KanatlıTırtıl
KanatlıTırtıl
KanatlıTırtıl has not set their biography yet
User is currently offline
on Pazartesi, 07 Ağustos 2006
in Vefa LÖK ün Yazıları

Bir anne kuşun şefkatiyle besleyeceğiz bu sayfaları. Usta bir mimar uzmanlığıyla, herkesin rahatça gezebileceği şekilde tasarlayacağız. Cümleleri ve sözleri sanatçı titizliğiyle seçeceğiz.

Onun, bunun, şunun terazisi veya küfesi değil derdimiz. Her şeyden bahsetmek, her telden çalmak gibi bir derdimiz olmayacak. Herkesin, her zaman bu siteye bağlı olmasını da hayal etmeyeceğiz asla. Çünkü hayat, hiç bir pencereye sığacak darlıkta değil!

Sanal dünyada bir kervansaray açtık. Şarkılar, renkler, kokular, tatlar ve dokunuşlar denizindeki yansıma ve pırıltılarız hepimiz. Bir uğrak yeri burası. Sesin de sessizliğin de buluştuğu bir yerdeyiz. Dışarıda karıncaların yürüdüğünü, çimenlerin boy attığını ve ay ışığının serinliğini unutturmayacağız asla size.

Kimin kimi hangi kümeye ekleyip çıkardığı hayatın umrunda değil ki zaten...

Hayata dahiliz biz!
Tags: Untagged
Hits: 5743
Rate this blog entry
0 votes

Yirmi Dokuzda Üç

Posted by KanatlıTırtıl
KanatlıTırtıl
KanatlıTırtıl has not set their biography yet
User is currently offline
on Cuma, 18 Ağustos 2006
in Vefa LÖK ün Yazıları

Diyelim ki; Yirmi dokuz harften üçü kayboldu. Veya diyelim ki yirmi dokuz harften üçünü kullanamıyoruz. Veya kullanmak istemiyoruz. Ne olurdu o zaman...?

harfler_hdb_www"H" çıkmış olsa alfabeden, "herkes" i nasıl yazabilecektik?  "D" nin olmadığı satırlarda nasıl bahsedebilirdik "deniz"den, "dalgalar"dan... "B" harfini kaybettiğimizde, nasıl açacaktık konuları "Bir"den, "Birlik"ten veya "Ben"den başlayarak?

Bu üç harf olmasa nasıl "Hayata Dahiliz Biz!" diye yazabilirdik satırlara hı?

Hayatı bu yirmi dokuz harfle ifade ediyoruz satırlarda. Tüm dertlerimizi, öykülerimizi, mektuplarımızı, isimlerimizi... Sadece bu yirmi dokuz harfle yazıyoruz. H, D, ve B.. Yirmi dokuz harften üçü.. Yani bu üç harf alfabemizde yüzde 10.3 lük bir yer kaplıyor. Bu oran ve yüzde 12.29 luk oran çok yakın değil mi?

Yüzde 12.29 luk oran da ne diyeceksiniz... Türkiye nüfusunun yüzde 12.29 oranında bölümü engelli bireylerden oluşuyor. Bu da yaklaşık sekiz küsür milyon insan demek oluyor. (Bu ağızlara sakız olan 8 milyon ifadesini daha sonra deşeceğim)

Ben de alfabedeki o üç harften biriyim. Diğer yirmi sekiz harften ne bir üstünlüğüm var, ne de eksiğim.

Saklanmadım ben asla. Saklanmamalıyız da zaten! Toplumdan ayrı bireylermiş gibi yaşar veya yaşatılırsak bundan herkes zarar görür. Her kapıda şu anlamsız ve tabelayı görürüz : "_ayata _ahiliz _iz"

Evet, doğru, özel bireyleriz. Elbette farklı olduğumuz inkâr edilemez. Ama göze soka soka, işaret ederek veya edilerek "(H)ayata (D)ahiliz (B)iz" dersek ilgiden çok yargılanmaya, birlikten çok ayrılığa yatkın oluruz. Çünkü herkes en az herkes kadar özel ve güzeldir.

Gruplar oluşturup, birer bayrak açarak kime karşı ve nereye gidilebilir? Beraberlik denen şey her yerde yanyana görünmek midir? Bu şekilde ne kadar "HDBayata HDBahiliz HDBiz" dersek diyelim, istediğimizle ve ifade ettiklerimiz hep farklı olacaktır.

Yazık ki, çoğumuz birbirimize olan ihtiyacımızdan habersiziz. Birbirimizi nasıl tamamladığımızı göremiyoruz...

Anlamlı şeylerden bahsedebilmek için yirmi dokuz harfi de kullanmak mecburiyetindeyiz! 


Tags: Untagged
Hits: 4638
Rate this blog entry
0 votes

Kayıp Gün

Posted by KanatlıTırtıl
KanatlıTırtıl
KanatlıTırtıl has not set their biography yet
User is currently offline
on Perşembe, 03 Ağustos 2006
in Vefa LÖK ün Yazıları

07:00 – UYANIŞ

 

mutluluğumu

bir şatoya saklarım hep

yol kenarındaki zirvesine

iskambil kağıtlarının

 

ordularınızın rüzgârından

yıkılıverir birden

hiçbir zaman uzun sürmez

sayısız imparatorluklarım


Tags: Untagged
Hits: 4753
Rate this blog entry
0 votes

Yine Söylendim...

Posted by KanatlıTırtıl
KanatlıTırtıl
KanatlıTırtıl has not set their biography yet
User is currently offline
on Cuma, 04 Ağustos 2006
in Vefa LÖK ün Yazıları

Gülmek; görünmektir komik kız! Ötesi, maskeli bir yığın yüz. Gülerken insanın içi belirir. Gülen bir yüz düşünüyorum şimdi ben. 


Tags: Untagged
Hits: 3616
Rate this blog entry
0 votes

Tıktık! Orada mısın?

Posted by KanatlıTırtıl
KanatlıTırtıl
KanatlıTırtıl has not set their biography yet
User is currently offline
on Çarşamba, 02 Ağustos 2006
in Vefa LÖK ün Yazıları

Tıktık! Orada mısın? Tıktıktık... Farkında mısın? Kafatasının, kafatasının!

Bir an olur ki, kafatasının içinde gezdirdiğin o pembe kütle, hamburgerin arasındaki etin itibarını bile kıskanır! Yoksa o saniyeyi geçtik mi? Geçtik mi? Tıktık.. Bilgisayarının artık bilgisağar olduğunun farkında mısın?


Tags: Untagged
Hits: 4194
Rate this blog entry
0 votes

ISSIZLIK ÖMRÜMDEN UZUN

Posted by KanatlıTırtıl
KanatlıTırtıl
KanatlıTırtıl has not set their biography yet
User is currently offline
on Perşembe, 03 Ağustos 2006
in Vefa LÖK ün Yazıları

Yaşamak zor.. İşsiz olup yaşamak daha zor.. Yıllarca okullarda -sürünüp- sonunda -diplomalı bir işsiz- olmak ise tam bir işkence..  Ve.. Ve bütün bunların üstüne bir de özürlü(?) bir insansanız... O zaman hissettiklerinizi hiç bir zaman tam olarak anlatamazsınız!       



Tags: Untagged
Hits: 4181
Rate this blog entry
0 votes

Gel Dostum

Posted by KanatlıTırtıl
KanatlıTırtıl
KanatlıTırtıl has not set their biography yet
User is currently offline
on Perşembe, 03 Ağustos 2006
in Vefa LÖK ün Yazıları
Gel dostum, otur şu tahterevallinin karşı tarafına, hem dinlenelim biraz, hem muhabbet edelim.. Mola vermiş say kendini bu divanenin gezindiği parkta.  Hem de şu eğri büğrü dünyamda iki kişi denge kursun bir an için.

Tags: Untagged
Hits: 3520
Rate this blog entry
0 votes