Küresel ısınma etkisiyle kavrulan dünyada ve ülkemizde yaÅŸanan kuraklık, tüm doÄŸal hayatı etkiliyor. Åžehirlerde bizimle yaÅŸayan dostlarımızın da bir yudum suya ihtiyacı var. Onları unutmayalım. Balkonlarımızı pencerelerimizi süslediÄŸimiz saksılarımızın yanına birer kap su bırakalım.
Serçenin öyküsünü bilir misiniz?
Kaza
mıdır, kundaklama mıdır bilinmez; doÄŸanın çiçek açtığı, insanın,
hayvanın soluk aldığı, börtü böceÄŸin yurdu ormanda yangın çıkar.
Çevredeki göletten ormana gidip gelmekte olan serçe:
Evet,
birçoÄŸumuz yaÅŸadığımız ülke için elimizden geleni yapıyoruz. Tarih
boyunca ulus olarak da yaptık. Bizler, yani şairler, yazarlar,
gazeteciler -istisnalar kaideyi bozmaz- olarak okuyucularımızı
aydınlatmak için elimizden geleni yapmaya devam ediyoruz. Halkın ve
haklının yanında olduÄŸumuzu herkes iyi bilir. Bunu bildikleri için
bazıları bizi sevmezler. Fakirlik edebiyatı, doğu batı ayrımı
yaptığımızı söyleyerek, cahilliklerini açığa vururlar. Düzenin
oluÅŸturduÄŸu çarkın diÅŸlileri olmadığımız bir gerçek. Bu çarkın kimleri
ezdiÄŸi gün gibi ortada…
Bizi öyle bir duruma getirdiler ki,
çevremizi görecek halimiz kalmadı. Günden güne yozlaÅŸmaya, bencil
olmaya itiliyoruz. Bazı deÄŸerlerimiz yok olmak üzere. Eski dostluklar,
arkadaÅŸlıklar, yardımlaÅŸmalar artık yok. Dini bayramlarda büyükleri,
hasta insanları ziyaret etmekten çekinir olduk. Mutlu günlerinde
yanlarında olmamız gereken insanları yalnız bırakıyoruz. O sıcak
sarılmaların, o tatlı sohbetlerin, özlem gidermelerin yerini ahizede
uÄŸuldayan duygusuz, renksiz, korkusuz bir ses aldı. Bir telefonla gönül
alacağımızı zannedip, büyük bir iÅŸ yapmış gibi böbürleniyoruz. Ama
kaybetmeye başladığımız değerler aklımıza bile gelmiyor.
"Ben
insanım insan... Telefondaki yapmacık kahkahana, yarım yamalak
öÄŸrendiÄŸin, çoÄŸu yabancı kelimelere ihtiyacım yok. Ben sarılmak,
koklamak, tenine dokunmak istiyorum. Gözlerine bakmak, yüzünün ÅŸeklini
beynime kazımak istiyorum. Ne kadar yaşayacağım belli değil. Belki
sizleri bir daha hiç göremeyeceÄŸim. Ey sevdiklerim, ey dostlarım, dost
bildiklerim, beni hatırlayın ve kapımı çalın. Biz büyüklerimizden
gördüklerimizi, yaÅŸadıklarımızı unuttuk mu? Bize bunlar öÄŸretilmedi.
Bize enjekte edilmeye çalışılan batının soÄŸuk, samimiyetsiz, yapmacık
ve yüzeysel davranışları hak etmiyoruz."
Dememek için yaÅŸlıları,
dostları kucaklamanın, yardımlarına koşmanın zamanıdır. İnsanlığımızı,
yüreÄŸimizdeki sevgiyi, gözlerimizdeki pırıltıyı, sesimizdeki okÅŸayıcı
yumuÅŸaklığı kaybetmeden bunu yapalım. Yürek gözümüzün, gönül kapımızın
kapanmasına seyirci kalmayalım. Yanınızda yörenizde sizin her türlü
yardımınıza muhtaç insanlar mutlaka vardı. Hem de çok yakınınızda...
Bir düÅŸünün... YaÅŸlılarımızın buruÅŸuk yüzlerinden gözyaşı
yuvarlanmadan, gün görmemiÅŸ körpecik çocuklar açlıktan aÄŸlamadan
yanlarında olalım. Onlara yalnız olmadıklarını hissettirelim.
PaylaÅŸalım, çoÄŸalalım...
Dünyadaki hiçbir ÅŸey için bir çocuÄŸu
aÄŸlatmaya deÄŸmez, hiçbir ÅŸey onlardan deÄŸerli deÄŸildir. Elimizden
geldiÄŸince, gücümüz yettiÄŸince birbirimize destek olalım, arka çıkalım.
İçimizdeki bu duyguyu öldürmeye kimselerin, hiçbir teknolojinin gücü
yetmez.
Gelin hepimiz birer serçe olalım ve elimizden geleni
yapılım. Henüz geç kalmış sayılmayız. SöndüreceÄŸimiz bir yangın, birçok
can kurtaracaktır.
Serçenin aÄŸlayınca öldüÄŸünü biliyor muydunuz?
Åžair Atilla Erdemli’nin yaÅŸanılası güzellikte ÅŸu dizeleriyle son verelim yazımıza:
daÄŸlar da düz olur bir gün
* Serçe öyküsü, Gazeteci-yazar OKAN YÜKSEL'in "3F" adlı kitabından alınmıştır..
- Ne yapsam?
- Umarsızlığına tutsak insanoğlunun
- Nereye kaçsak?
- YüreksizliÄŸinde yitip giden hayvan oÄŸlunun gözünden kaçmaz; bir ağız olup sorarlar:
- Sen ne yaptığını sanıyorsun? Söylesene...
Serçe sakin, ağırbaÅŸlı, yaptığının bilincinde olmanın onuruyla yanıtlar:
- Gagamla su taşıyıp, alevlerin üstüne boÅŸaltıyorum...
- Gagadan taşınan suyla ÅŸu koca yangın söner mi hiç? ÅžaÅŸkın kuÅŸ! kıkırdamalarına serçenin yanıtı tokat gibi iner:
- Ben elimden geleni yapıyorum ya!
O zaman aÄŸlamamak için övünülecek, gurur duyulacak ÅŸeyler yapalım ki, yaÅŸam anlamlı olsun.
bilgiler eskir, gençlik kocar, güzellikler gider
her şey bittikten sonra ne kalır sanıyorsun;
ne parıldar, ne coşar;
yalnızca iyi olan
yalnızca içimizdeki insan.
Küçük
KuÅŸlar İçin Kutu Yuvalar.
Kaynak: RSPB
Çeviren: Hüseyin Karslı*
Bahçenize yuvalar asıp bu yuvaları kullanan kuÅŸları izlemek çok keyifli bir uÄŸraÅŸ olabilir. Özellikle bunlar kuÅŸlar için uygun yapılmış yuvalar olursa. Özellikle baÅŸtankaralar bu yuvaları kullanırlar.
Kutu yuvalar yaÅŸlı aÄŸaçlarda bulunan deliklerin mükemmel alternatifleridir. Çevremizde kuÅŸların yuvalayabileceÄŸi oyuklar olan yaÅŸlı aÄŸaçlar genelde bulunmaz. Bahçeler ve parklarda kuÅŸlar için çok miktarda yiyecek bulunur, fakat hiç yuva bulunmaz.
Hangi kuşlar kutu yuvaları kullanırlar?
60 tan fazla türün kutu yuvaları kullandığı biliniyor. Bunlar arasında ÅŸüphesiz mavi ve büyük baÅŸtankaralar da vardır.
DiÄŸer kuÅŸlar arasında, çam baÅŸtankarası, sıvacı, ev serçeleri ve aÄŸaç serçeleri, sığırcıklar, benekli sinekkapanlar, kızılgerdanlar, ev kırlangıçları, kerkenezler ve peçeli baykuÅŸlar kutu yuvaları kullanan kuÅŸlardandır.
Kutu yuvaları asmak için en uygun zaman sonbahardır. Pek çok kuÅŸ beslenmek ve tünemek amacıyla sonbahar ve kış ayları boyunca bu yuvalara girip çıkacak ve yuvaların farkına varacaktır.
Kutu yuva nasıl yapılır?
DoÄŸal yuva delikleri standart ölçülerde deÄŸillerdir. Bu nedenle aÅŸağıda verilen ölçüleri sadece referans olarak alın. 150 mm eninde ve 15 mm kalınlıkta tahtalar kullanın. Her bölümün ölçüsü resimde gösterilen ölçüde kesilmelidir. Kutunun iç kısmı 100mm kare ve giriÅŸ deliÄŸi tabandan 125 mm yukarıda olmalıdır. EÄŸer daha az olursa yavrular yuvadan düÅŸebilir ya da kediler tarafından avlanabilirler.
Galvanizli vidalar ve çiviler kullanın. İç kısmın ön yüzü kuÅŸların tırmanmaları için pürüzlü olmalıdır. Tabana mutlaka drenaj (su boÅŸaltma) delikleri açılmalıdır.
Yuvaların giriÅŸ delikleri her kuÅŸ türü için deÄŸiÅŸir ve aÅŸağıdaki gibidir:
- 25 mm çam baÅŸtankarası ve mavi baÅŸtankara için.
- 28 mm büyük baÅŸtankaralar ve aÄŸaç serçeleri için.
- 32 mm sıvacılar ve ev serçeleri için.
- 45 mm sığırcıklar için ve kutu yuvaları boyutları % 25-30 daha büyük olmalıdır.
- 50 mm orman aÄŸaçkakanları için.
Kapak menteÅŸesini kutuya lastik bir ÅŸeritle monte edin (BİR BİSİKLET Ä°Ç LASTİĞİ BUNUN İÇİN UYGUNDUR). Kapağı kutuya çivilemeyin. Kapağı sabitlemek için iyi bir mandal kullanın. Kutuyu sonbaharda temizleyin.
Aynı kutunun üst yarısı açık olursa yani ön kısmın üst yarısı kesilip açık yapılırsa, bu kutu yuva kızılgerdan, ak kuyruksallayan ya da çıtkuÅŸları için çekici bir yuva olur. Benekli sinekkapanlar önü tamamen açık bir kutu yuvayı dahi tercih edebilirler.
Yuva yapımında su kontraplağı kullanabilirsiniz. YumuÅŸak kutular su bazlı koruyucularla iÅŸlemden geçirilebilir. Su bazlı koruyucularla kutunun sadece dış yüzeyini iÅŸlemden geçirin. Fakat giriÅŸ deliÄŸinin çevresine bunu sakın uygulamayın. İşlem için ne kullanırsanız kullanın mutlaka kutuyu kurutun ve içini kutuyu yerleÅŸtirmeden önce havalandırın.
KUTULAR NEREYE ASILMALMALI
BaÅŸtankaralar, serçeler ve kırlangıçlar için kutular aÄŸaç ve bina gibi sürekli korunak saÄŸlayan yerler yoksa, aÄŸaca ya da duvara 2 ila 5 metre yükseÄŸe, kedilerin eriÅŸemeyeceÄŸi, meraklı insanların ilgisini çekmeyeceÄŸi noktalara asılmalıdır. Kutuların yönü kuzey ve doÄŸu arasında bir noktaya bakmalı. Bu, kutunun güçlü güneÅŸ ışıklarına ve nemli rüzgarlara maruz kalmasını önler. Kutuyu hafifçe öne doÄŸru meyilli oturtun. Bu yaÄŸmur sularının çatıdan süzülüp gitmesini saÄŸlar. Ev serçeleri ve sığırcıklar, saçakların altına konmuÅŸ yuvaları hemen kullanırlar. Bu aynı zamanda bu kuÅŸları damınıza yuva yapmaktan caydırır. Fakat bu yuvaları ev kırlangıçlarının yuva yaptığı yerlerden uzak tutun. Kızılgerdanlar ve çıtkuÅŸları için yapılan önü açık kutular çok daha aÅŸağıya konmalı ve çevresinde bitkiler olmalıdır.
Kutu yuvanızı aÄŸaca çivi ile çakmak aÄŸacı yaralayabilir. Kutuyu aÄŸaç gövdesine bir telle monte etmek en iyi yöntemdir. TELİ BİR HORTUM İÇİNDEN GEÇİRİRSENİZ YA DA ALTINA ESKİ BİR ARAÇ LASTİĞİ KOYARSANIZ AÄžACIN YARALANMASINI ÖNLERSİNİZ. Unutmayın ki aÄŸaçların boyları kadar gövdeleri de büyür ve geniÅŸler. Bu nedenle bu kutu yuvalarının montaj noktalarını 2 -3 yılda bir kontrol edin.
Åžayet bölgede çok miktarda doÄŸal yiyecek varsa, aynı tip iki kutu yuva yan yana olsalar dahi kuÅŸlar tarafından kullanılırlar. Ancak baÅŸtankaralar çok saldırgan kuÅŸlardır ve 1 dönüm alana 2 yada 3 çiftten daha fazla yoÄŸunlukta yuvalarda barınmazlar. Farklı kutu yuvalar konuÅŸlandırmakla farklı türleri yuvalara çekebilirsiniz.
Kutu yuvanın bakımı
KuÅŸ yuvaları, pireler ve parazitleri barındırırlar. Bu parazitler bir sonraki kuluçka döneminde yumurtadan çıkacak yavruları enfekte ederler. Size eski kutu yuvaların Ekim ve Kasım aylarında yerlerinden sökülmelerini tavsiye ederiz. Kalan artık parazitleri yok etmek için kaynar su kullanın. Böcek ilacı yada pire tozu kesinlikle kullanmayın.
Yuva temizlendikten sonra içine bir miktar talaÅŸ ya da kuru ot atılırsa (saman deÄŸil) kış mevsiminde küçük memeliler ve kuÅŸlar tarafından kış uykusu için ya da tünek olarak kullanılır.
Genel
Sorular
Burada aklınıza gelebilecek ve daha önce sorulmuÅŸ bazı soruların
cevaplarını bulabilirsiniz.
Kutu
yuvalarda neden ölü yavrular ve çatlamamış yumurtalar bulunur?
Bazı
yumurtaların çatlamaması ve yavruların bir kısmının ölmesi çok normal
bir durumdur. Mavi ve büyük baÅŸtankaralar bu türden kayıplardan
dolayı yuvaya 14 kadar yumurta bırakırlar. Soğuk havalar ve yiyecek
miktarının azlığı bu durumun nedenlerinden biridir ve ayrıca yavruların
sadece güçlü olanları hayatta kalırlar. Anne babaların ölümü ve
bazı insanlar da bu durumun sorumlularıdır.
Kutunun
içinde olanları izleyebilir miyim?
Kullanılan
kutu yuvalarının rahatsız edilmemesini öneririz. En iyisi onları
belli bir mesafeden izlemektir. Buna alternatif olarak, yuvalar
için yapılmış olan kameralar kullanılabilir. Bu kameralar televizyonunuza
baÄŸlanabilir ve kameralar yuvanın içinde ön kısmına yerleÅŸtirilebilir.
Yuvayı
yağmacılardan nasıl korurum?
Yuva
yağmacılarının başlıcaları şunlardır: kediler, sincaplar, fareler,
sıçanlar, gelincikler, aÄŸaçkakanlar ve karga familyasının üyeleridir.
Bu yağmacılar genellikle sabahın erken saatlerinde avlanırlar ve
insanların çoÄŸu onların varlıklarından habersizdirler. DeliÄŸin çevresine
yerleÅŸtirilen metal bir plaka aÄŸaçkakan ve sincapların giriÅŸini
önler. Kutunun altına ve üstüne dikenli tel ve katırtırnağı yerleÅŸtirmek
memelilerin çoÄŸunun yuvaya giriÅŸini engeller. Ayrıca ticari olarak
satılan bazı özel korkuluklarda size yardımcı olabilir.
Türler
arasındaki anlaşmazlıklar (kavgalar).
Sığırcıklar
ve serçe gibi kuÅŸlar sık sık baÅŸtankaralar tarafından kullanan yuvalara
el koyarlar. Baştankaralar genelde yuvalarını iyi savunurlar ve
yağmacıların girmesine izin vermezler. 25 mm lik bir delik daha
büyük türlerin yuvaya giriÅŸini önler. Yuvanın önüne kesinlikle tünek
ya da sırık koymayın, zira bu yağmacıları cesaretlendirir. Baştankaraların
tüneÄŸe ihtiyacı yoktur. Unutmayın ki serçeler ve sığırcıklar arsında
ciddi kavgalar vardır ve onların baştankaralardan daha fazla yardımınıza
ihtiyacı vardır. Serçe kutu yuvalarını diÄŸer kuÅŸların kutu yuvalarından
daha uzak bir yere yerleÅŸtirin.
BaÅŸtankaralar
neden yuva deliklerini yontarlar?
Bu, erkeÄŸin deliÄŸi büyütmesinden ziyade diÅŸisine karşı bir gösteriden
ibarettir. Daha sonra aile deliÄŸi zaman zaman gagalamaya devam edecektir.
Zaten doÄŸal yuvalarının etrafına göz attığınızda yontmadan dolayı
oluÅŸmuÅŸ aÄŸaç kabuÄŸu kırıntıları görürsünüz. BaÅŸtankaraların deliÄŸi
gagalamasının nedeni, tahtanın sertlik derecesini ölçmek ve yavruları
için orasının emniyetli olup olmadığını tayin etmektir. Mavi ve
büyük baÅŸtankaralar da yuvanın iç kısımlarını ya da deliÄŸini yontarlar.
Nedeni ise yine gösteriden ibarettir.
BaÅŸtankaralar
neden yuvaları sonbahar ve kışın kullanırlar?
Bunun nedeni uyumak için uygun bir yer bulmak ve beslenmektir. Tünek
yuvalar da sık sık yuva amaçlı kullanılır. BaÅŸtankaralar, Åžubat
ya da Mart ayına kadar ciddi olarak potansiyel yuva alanlarının
keÅŸfine çıkmazlar.
Böcek
istilasını nasıl önlerim?
Bal arıları, eÅŸek arıları ve kulaÄŸakaçan böceÄŸi zaman zaman yuvayı
istila eden böceklerdir. Bunları yuvadan uzak tutmak için sprey
kullanmak olası bir yöntem deÄŸildir. Böceklerin çoÄŸu kuÅŸlar için
faydalı olduÄŸu için onlara dokunmamanız da fayda vardır. Böceklerin
çoÄŸu, kuÅŸlar yuvayı inÅŸa ettikten hemen sonra yuvayı talan ederler.
Yuvada bulunan ölü yavruların ölüm nedeni doÄŸal nedenlerdir. Yuva
temizlendikten sonra, aynı yıl aynı tür böceklerin yuvaya tekrar
geldikleri pek görülen bir durum deÄŸildir. Dolayısıyla yuvayı olduÄŸu
yerde bırakın ve diÄŸer yuvayı birkaç metre öteye yerleÅŸtirin. Böcek
istilasından dolayı bir yuvayı kaybetmek pek olası bir durum değildir.
DoÄŸa DerneÄŸi üyesi ve gönüllüsü olan Hüseyin Karslı'ya katkılarından dolayı teÅŸekkür ederiz.
http://www.kustr.org
Kuş Sarayları
KuÅŸ Evleri, Serçe Saraylar tarihi bina ve mimari eserlerde yer alırken,
günümüze gelen ince bir zevkin göstergesi olarak yapıları süslüyor.
Geleneksel mimarinin öÄŸeleri arasında dikkat çeken kuÅŸ sarayları
veya kuÅŸ evleri baÅŸta serçe, saka, kırlangıç gibi kuÅŸlara barınak
olması için yapılmış zarif mimarileri ile göz okÅŸuyor. İnce bir zevkin
yansıtıldığı minyatür yapılardaki KuÅŸ evleri kullanım amacı ve yerinin
düÅŸünülerek seçilmesi bu tür yapılara verilen önemi de yansıtıyor.
GeçmiÅŸi 16. yüzyıla kadar uzanan kuÅŸ ev ve saraylarına genellikle
camii, medrese, han, ev, köprü, kütüphane, türbe gibi taÅŸ ve tuÄŸla
kullanılarak yapılmış büyük eserlerde rastlanıyor. İnsan elinin
ulaÅŸamayacağı ve kuÅŸların kendilerini güvende hissedebilecekleri uygun
yerlere yapılan bir tür estetik yuvalar, sert esen rüzgarlardan
korunaklı yapıların güneÅŸ alan dış cephe yüzlerine konarak cephe
estetiÄŸinin yanı sıra kuÅŸların yaÅŸantılarına da uygunluÄŸu düÅŸünülmüÅŸ.
Osmanlı İmparatorluÄŸu'nun sınırları içinde yer alan eserlerde görülen
kuÅŸ evlerine İstanbul baÅŸta olmak üzere Edirne den DoÄŸu Beyazıt'a kadar
bir çok yerdeki yapılarda rastlanıyor. Örnekleri Filibe ve Tırnovada da
görülen öÄŸeler sade olanlar ile daha gösteriÅŸli yapılanlar nedeniyle
iki grupta toplanıyor.
Birkaç delikten meydana gelen bu tür sade kuÅŸ evlerine Süleymaniye,
Yeni Cami ve Sokulu Mehmet PaÅŸa Köprüsü gibi İstanbul'da bulunan
eserlerde görülürken daha süslü ve gösteriÅŸli olanlara yine İstanbul'da
ki önemli eserlerden biri olan Topkapı Sarayının dış avlusu eski
Darpane'nin iç avlusunda yer alan binanın dış duvar yüzünde
rastlanıyor. Özenle yapılmış ince ve usta bir iÅŸçiliÄŸin sergilendiÄŸi
kuÅŸ sarayında serçelerin korunacağı, içinde dolaÅŸabileceÄŸi, inip
çıkabileceÄŸi yollar, gözler estetik bütünlük içinde sergilenmiÅŸ. Bir
çok yapıda farklılıklar gösteren kuÅŸ evleri ve serçe saraylarında
konsollar üzerine kurulmuÅŸ cumba biçimli çıkıntılar, balkonlar sütun
kabartmalarla yükselirken, ön yüzleri kemerli pencerelerle tamamlanıp,
çatılarla, kubbelerle kapatılmış. Türklerin hayvan, özellikle kuÅŸlara
verdikleri deÄŸerin ve sevginin bir ifadesi olarak da yorumlanabilen kuÅŸ
saraylarının ve içinde barınan kuÅŸların bazı inançları da beraberinde
taşıdığına inanılıyor. Türkler kumruların sevdalıları koruduÄŸuna,
kırlangıçlar yuva yaptıkları evleri yangından muhafaza ettiklerine,
leylek, deniz kırlangıcı gibi göçmen kuÅŸların kutsal alanlara
gittikleri düÅŸünüp, onları himaye ederek beslemiÅŸler. KentleÅŸmenin
aşırı yapılaÅŸmanın artış göstermesine raÄŸmen günümüzde kent kuÅŸları
hala İstanbul da tüm olumsuzluklara raÄŸmen yaÅŸamlarına devam ediyorlar.
Cami ve medreselerde görülenlerin dışında 18 ve 19. yy lar da bazı ev
ve köÅŸklerde kuÅŸ evleri görmek mümkün oluyor, bazı yapılara ise
restorasyon ve tamirat çalışmaları sırasında sonradan ilave oluyor.
İstanbul Taksimde bulunan şehir suyunun kente taksim edildiği Taksim
Maksemi'nde sonradan eklenmiÅŸ bir çift kuÅŸ evi örneÄŸine
rastlanabiliyor.
Özenli iÅŸçiliÄŸi ile dikkat çeken kuÅŸ köÅŸklerinden bir baÅŸkası da
Üsküdar Selimiye de bulunan Selimiye Camisi dış yüzeyinde görülüyor. 19
yy da taÅŸtan oyularak yapılmış kuÅŸ köÅŸklerinin iki yanına konulmuÅŸ olan
minareleri ile adeta küçük bir cami maketini andırması ile dikkatleri
üzerinde topluyor. Günümüzde bir çoÄŸu yağışlar dış hava etkenlerinin
yaratmış olduÄŸu etki ile tahrip olan kuÅŸ evleri, serçe saraylar
ilgisizlik ve biriken gübrelerin temizlenmeme bakımsızlık gibi
nedenlerle su giderlerinin tıkanması sonucu çatlamalarla kırılma ve
dökülmelerle karşı karşıya kalıyorlar. Yıllar önce ahÅŸap malzeme
kullanılarak yapılanların izlerine ise hiç rastlanmıyor.
Üzerlerinde kuÅŸ evi ve sarayları barındıran mimari eserler
İstanbul: Süleymaniye, Bali PaÅŸa, Yeni Cami, Nuruosmaniye, Fatih,
Laleli, Üsküdar, Ayazma, Selimiye camileri, B. Çekmece Sokulu Mehmet
PaÅŸa Köprüsü, Kara Mustafa PaÅŸa, Amcazade Hüseyin PaÅŸa, Seyyid Hasan
PaÅŸa, Feyzullah Efendi Medreseleri, Ragıp PaÅŸa, Amcazade Hüseyin PaÅŸa,
I. Mahmut, Şebsefa Hatun, Şah Sultan Sıbyan Mektepleri, I. Mahmut
kütüphanesi, 3. Mustafa Türbesi, Büyük Yeni han, ÇukurçeÅŸme Hanı, Hasan
Paşa Hanı, Eski darpane, Taksim Maskemi, Balat Ahrida Sinegogu, Yahudi
Gasilanesi. Tokat ve Antakya da Ulu Cami, Niğde Kığılı Camisi, Amasya
Sultan Beyazıt camisi, Doğu Beyazıt İshak Paşa Sarayı Camisi, Hayrabolu
Çorumi Mustafa Efendi Camisi, NevÅŸehir Damat İbrahim PaÅŸa Kütüphanesi,
Merzifon Kara Mustafa paÅŸa Hanı, Zile Çarşı Hamamı, Kayseri Seyh
ÇeÅŸmesi.
http://www.sihirlitur.com/belgesel/kus_saraylari/#
Çocuklar kuÅŸlara kol-kanat gerdi
![]() |
1. Dünya savaşı’nın sonuna kadar tüm Avrupa’ya ‘’İstanbul Kanaryaları’’ ihraç eden İstanbul’un kuÅŸlarla iliÅŸkisi hiç ÅŸüphesiz çok eskilere dayanıyor. Öyle ki bu iliÅŸki sanat tarihimiz açısından ilginç örneklerin ortaya çıktığı medeniyet eksenli bir yapı ortaya konmuÅŸtur. Özellikle Osmanlı İmparatorluÄŸu döneminde daha çok camilerde görülen kuÅŸevleri, kuÅŸlar için saray nitelemesini hak edecek bir ihtiÅŸama sahipti. Serçe, saka, kırlangıç, güvercin, kumru gibi kuÅŸların barınması maksadıyla tasarlanan kuÅŸevleri, ÅŸekline göre “serçesaray, kuÅŸ köÅŸkü, kuÅŸ takası, güvercinsaray” gibi isimler almış ve Üsküdar Valide Sultan Camii, Eminönü Yenicami, Fatih Millet Kütüphanesi gibi mekânlar kuÅŸlara yüzyıllar boyunca ev sahipliÄŸi yapmıştır. Van’dan Kavala, Selanik ve Girokastra’ya deÄŸin özgün tasarım örnekleriyle kuÅŸları davet eden bu eserler, serçe, saka, kırlangıç, güvercin ve kumru gibi ÅŸehir kuÅŸlarının barınması ve konaklamasında büyük iÅŸlev görmüÅŸlerdir.
Bu güzel âdet ÅŸimdi iki öÄŸrenci ve bir öÄŸretmenin ellerinde yeniden hayat buluyor. Åžehirde barınamayan kuÅŸlara yeni bir yaÅŸam alanı oluÅŸturmak için kolları sıvayan Özel Florya Burç Koleji sınıf öÄŸretmeni Alaaattin Çankaya ile 4. sınıf öÄŸrencileri Ömer Faruk Bingöl ve Atahan Ataman isimli öÄŸrenciler, 11 farklı kuÅŸevi tasarlayarak İstanbul’un kuÅŸlarının yalnız olmadığını gösterdiler. Belediyelerin, mimar ve mühendislerin, ÅŸehir planlamacıların ve müteahhit firmaların ihmali sonucu ÅŸehrin betonlaÅŸtığını ve kuÅŸ seslerinden uzaklaÅŸtığımızı düÅŸünen ekip, cıvıl cıvıl ÅŸehir alanlarına yeniden kavuÅŸabilir miyiz düÅŸüncesinden hareketle bir araya gelmiÅŸ. Uygun ebatta plastik kalıplara alçı hamurunun dökülmesi ve bundan çıkarılan kalıbın iÅŸlenerek boyanması esasına dayanan yapım aÅŸamasından hepsi de keyif almış. Aynı zamanda binalara ve duvarlara estetik bir yapı kazandırma niyetindeki ekip, iÅŸi sıkı tutarak tam 11 farklı kuÅŸevi tasarlamış. Florya Burç Koleji’nin sınıf öÄŸretmeni Alaattin Çankaya yapılan eserleri “postmodern kuÅŸevleri” olarak tanımlıyor. Klasik kuÅŸevlerinin modernize edilmiÅŸ halini yansıtan eserlerin en az yüz yıl dayanabileceÄŸini belirten Çankaya, “14-15 senedir Osmanlı ve Selçuklu’dan kalma mimari dokular üzerine fotoÄŸraf çekiyorum. İlkin Amasya’da bir kuÅŸevi gördüm ve çok ilgimi çekti. Neden ihtiyaç duyuldu diye merak ettim. 800 yıl önce kuÅŸlar için ev tasarlanması çok ilginç geldi. Son yüzyıldaki yanlış ÅŸehir planlamaları sonucunda kuÅŸların alanları daraldı ve yok oldu. İnsanları rahatsız etmeden kuÅŸları tekrar ÅŸehirlere davet edebilir miyiz diye düÅŸündük. Binaların kör cephelerine uygun olarak tasarladık yuvaları.” diyor.
‘KuÅŸ sesleri duymak hakkımız’
ÖÄŸretmen Alaattin Bey’in bu ilginç çalışmasına iki öÄŸrenci de destek verince geniÅŸ bir arama tarama faaliyetine giriÅŸilmiÅŸ. İstanbul’daki kuÅŸevlerini gezerek, ansiklopedileri tarayarak bilgi toplayan üçlü; iki odalı, tek odalı kuÅŸevleri yanında mevsimlik kuÅŸlar için de kuÅŸ oteli tasarlamışlar. Okulun bahçesinde yapılan ilk uygulama baÅŸarılı olunca ve hatta buraya kuÅŸlar da gelmeye baÅŸlayınca çok sevinmiÅŸler. “Kâinatta her ÅŸey bir zincir, bu zincire müdahale etmek kaçınılmaz felaketlere sürükleyebilir. Hem kuÅŸlara yeni yerleÅŸim alanları verme hem de bu iÅŸe biraz çocuksu gözle bakma amacıyla bu projeye soyunduk. Çocukların dünyalarını biraz kuÅŸ cıvıltılarıyla renklendirelim istedik.” diyen Çankaya, yuvalarının İstanbul’daki kumrular, serçeler ve güvercinler için ideal olduÄŸunu belirtiyor. Bir kuÅŸevini 20-30 YTL arasında maliyete imal eden öÄŸrenciler, seri üretime geçilmesi durumunda bunun hem hızlanacağını hem de fiyatın 3 YTL’ye kadar düÅŸebileceÄŸini söylüyorlar.
“Biz bu kuÅŸevlerini 2010 İstanbul Avrupa Kültür BaÅŸkenti çerçevesinde belediyelere sunacağız. Sponsorlukta zorlanmayız. Binalara, viyadüklere, köprü altlarına, yüksek yol duvarlarına, villa-apartman kör cephelerine monte edilebilir. Bu ÅŸekilde 15 milyon tane kuÅŸevi yapılabilir. Sadece bir viyadüÄŸe bile 2 bin tane kuÅŸevi yerleÅŸtirilebiliyor.” diyen Çankaya’ya öÄŸrenciler “KuÅŸ seslerini yaÅŸadığımız ÅŸehirde duymak bizim de hakkımız.” diye destek veriyorlar.
İleride kuÅŸevi yapacağım ve çikolata fabrikası kuracağım
Atahan Ataman:Benim evde kanaryam var. Ama o kafeslerde yaşıyor, keÅŸke özgür ortamda yaÅŸayabilse… ÖÄŸretmenime kuÅŸumdan bahsedince o da beni bu projeye seçti. DoÄŸrusu çok sevindim. Çok eÄŸlenceli bir ÅŸey kuÅŸevi yapmak. En çok kapı ve pencerelerini yapmayı seviyorum. Yaptığım evde kuÅŸların yaÅŸayacağını bilmek hoÅŸ bir duygu. Dışarıda kalmıyor ve soÄŸuktan ölmüyorlar. Okulun bahçesindeki yuvamıza kuÅŸ girince herkes çok bağırdı ve kuÅŸ korkup kaçtı. Daha önce kuÅŸevi görmüÅŸtüm. ama ÅŸimdi daha dikkatle bakmaya baÅŸladım. Eski tarihî yapılarda kuÅŸevi var mı diye bakıyorum. İleride yine kuÅŸevi de yapacağım; ama çikolata fabrikası kurmak istiyorum.
KuÅŸevi yapmak çok keyifli
Ömer Faruk Bingöl:KuÅŸevi projesine gönüllü olarak katıldım. Daha önce bir iki tane kuÅŸevi görmüÅŸtüm ve onlar da ilgimi çekmiÅŸti. KuÅŸevi, yaparken çok eÄŸlenceli ve keyifli. Kabartma yapmaktan çok hoÅŸlanıyorum. KuÅŸevi yapmamı kıskanan arkadaÅŸlar bile oldu. Ben en çok kartal, ÅŸahin ve güvercini seviyorum. Tabii büyük kuÅŸlar için ideal deÄŸil yaptığımız evler; ama ÅŸehirde yaÅŸayan kuÅŸlar için harika bir barınma ortamı sunabilir. Onların o yuvalara gireceÄŸi günü sabırsızlıkla bekliyorum. Bu dünyanın en güzel mutluluklarından birisi. Lütfen kuÅŸlara sahip çıkalım.| Sayı: | 24 |
| Bölüm: | Aktüel |
[ZAMAN]
KuÅŸlar köÅŸklerini Åžehirler kuÅŸlarını kaybediyor
Osmanlı
mimarisinin prestij ürünü, hayvan sevgisinin en güzel göstergesi 300
yıllık kuşevleri, şehrin kuşlarıyla birlikte yok olma tehlikesiyle
karşı karşıya. Cami ve medreselerden, kütüphane ve türbelere kadar
Osmanlı’nın birçok tarihi eserine, sokaklarına yansıttığı; mimari
estetik ve insan inceliÄŸi ürünü olan kuÅŸevleri birer birer ilgisizliÄŸe,
çetin doÄŸa ÅŸartlarına ve zamana yenik düÅŸüyor.
Osmanlı
mimarisinde hayvan sevgisinin en güzel göstergesi 300 yıllık geçmiÅŸe
sahip kuşevleri, yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Cami ve
medreselerden, kütüphane ve türbelere kadar Osmanlı’nın birçok tarihi
eserine, sokaklarına yansıttığı; mimari, estetik ve insan inceliği
ürünü kuÅŸevleri birer birer ilgisizliÄŸe, çetin doÄŸa ÅŸartlarına ve
zamana yenik düÅŸüyor. KuÅŸevlerinin zarar görmesi özellikle serçe, saka,
kırlangıç gibi korunmaya muhtaç kuÅŸların bu mekanlardaki
misafirliklerini de sona erdirmiÅŸ. Yani Osmanlı’nın sosyal hayatın ve
mimarinin içine çektiÄŸi kuÅŸlar da artık İstanbul’un tarihi eserlerinden
uzaklaşıyor.
Sadece insanları değil, her canlıyı koruma altına
alan Osmanlı vakıf ruhu 15. yüzyıldan itibaren ÅŸehrin kuÅŸları için
evler, köÅŸkler hatta saraylar yaptırmış. Halen, Mimar Sinan’ın
Süleymaniye’si, Yeni Camii, Beyazıt Camii, Eyüp Sultan Camii, Üsküdar
Yeni Valide Camii, Selimiye Camii ve Üsküdar Ayazma Camii, Laleli’de
III. Mustafa ve III. Selim türbeleri gibi İstanbul’daki bir çok tarihi
eseri süsleyen onlarca kuÅŸevi ve kuÅŸ sarayı var. Ancak küfeki taşından
oyma yuvalar veya mimari maketler halinde yapılara sonradan monte
edilen bu kuÅŸevlerinin çoÄŸu ÅŸu anda bakımsızlığın kurbanı.
İstanbul’da
yaşayan hemen herkesin hafızasına kazınmış ortak mekanlar vardır;
önünde güvercinlerle fotoÄŸraf çektirilen Yeni Camii gibi. Åžehre bir
kereliÄŸine bile olsa gelenler Eminönü veya Beyazıt meydanlarında
soluklanıp, İstanbul’un güvercinlerine yem atmıştır. Güvercinler kadar,
serçeler, sakalar, kırlangıçlar, leylekler, martılar tarihin
derinliklerinden sıyrılıp yanı başımıza gelen Åžehr–i İstanbul’un
yüzyıllardır misafiridir; tıpkı insanlar gibi. Åžehrin konukseverliÄŸinin
ve hayvan sevgisinin bir kültür haline geliÅŸinin en güzel göstergesi
300 yıllık kuÅŸevleri, bugün İstanbul’un simgesi kuÅŸlarıyla birlikte yok
olma tehlikesiyle karşı karşıya.
ÖrneÄŸin her gün binlerce
insanı ağırlayan Eyüp Sultan Camii’nin 1800’lü yıllarda inÅŸa edilen
giriş kapısının hemen sağında bulunan iki katlı kuşevi işlemeleri
tamamen dökülmüÅŸ, taÅŸları erimiÅŸ. Ama kuÅŸevini hâlâ iki saka kuÅŸu ve
serçeler yuva olarak kullanıyor. Üsküdar Yeni Valide Camii’nde ise
sadece 6 kuÅŸevi kalmış. Bunlardan 3’ü saÄŸlam diÄŸerleri hasar görmüÅŸ.
Caminin üç cephesini de süsleyen küfeki taşından yapılmış kuÅŸevleri
biri ev, iki tanesi ise ikiÅŸer minareli, kubbeli cami biçiminde
tasarlanmış. Cami avlusunun denize bakan girişinde bulunan
kuşevlerinden biri tamamen yok olmuş, ikisi ise ağır hasarlı. Ama onlar
da herşeye inat sahiplerini ağırlamaya devam ediyor.
İstanbul’un
en zengin kuÅŸevleri koleksiyonuna sahip eseri 1760’ta Sultan III.
Mustafa tarafından Mimar Mehmet Tahir AÄŸa’ya yaptırılan Üsküdar’daki
Ayazma Camii. Ayazma’da avlu giriÅŸleri ve cami yapısı üzerinde tek
katlı ev, köÅŸk, çok katlı köÅŸk ve saray ÅŸeklinde yapılmış 11 kuÅŸevi
var. Caminin kıble duvarındaki bir kuÅŸsarayı kırılmış, Kuzey Kapı’daki
avlu duvarındaki iki kuşevinin ise taşları erimiş, şekilleri bozulmuş.
Dernek binası olarak kullanılan medrese kısmındaki kabartma usulü ile
yapılmış kuÅŸevlerinden biri de kırılarak tamamen hasar görmüÅŸ.
Süleymaniye
Camii’nin muhteÅŸem kubbesini destekleyen, 4 küçük kubbe de Mimar Sinan
tarafından gözetleme yeri ve güvercin odaları olarak inÅŸa edilmiÅŸ.
Yıllardır Süleymaniye Camii’nin hizmetlisi olarak görev yapan Müslüm
Yıldız, güvercinlerin 10–15 yıl önce kubbeleri yuva edindiÄŸi; ancak
eskiden olduÄŸu gibi cami avlusunda yem satanlar olmadığı için terk
ettiÄŸini söylüyor. Üsküdar Yeni Valide Camii’nin 30 yıllık hizmetlisi
Tevfik Tarım ise, mimar, sanat tarihçi ve fotoÄŸrafçılar dışında
turistlerin de kuÅŸevlerini ziyarete geldiÄŸini anlatıyor. Görenlerin
hayranlıkla karşıladığı kuÅŸevlerini Tarım, “Atalarımız imanlarını,
mimariye iÅŸlemiÅŸ.” diye deÄŸerlendiriyor.
Hasar gören
kuÅŸevlerinin birçoÄŸunun plastik onarım yöntemiyle tamir edilebileceÄŸine
dikkat çeken Mimar Sinan Üniversitesi öÄŸretim üyesi Prof. Dr. Ataman
Demir, “Sadece binaların, kubbe ve alemlerin restorasyonu ve korunması
değil, mimarinin inceliklerini sergileyen bu yapıların da korunması
gerekir. Bunu taş ustalarına bırakmamak lazım. Restorasyonu heykeltıraş
ve sanat tarihçi mimarların yapması gerekir.” diyor.
Mimarimizdeki
kuÅŸevi örnekleri az da olsa modern yapıların bazılarında da bulunuyor.
BaÄŸdat Caddesi’nde iki modern binadaki kuÅŸevleri ile Üsküdar Fethi PaÅŸa
Korusu’na çıkan yan yollardan Nacak Sokağın duvarlarındaki 3 ahÅŸap
kuÅŸevi de kuÅŸlara olan ilgi ve sevginin sürdüÄŸünün, özlemin göstergesi.
TARİHTE KUŞEVLERİ
Son dönem klasik dönem Osmanlı
mimarisinde yoÄŸunlaÅŸan kuÅŸevleri, serçe, saka, kırlangıç, güvercin gibi
kuÅŸların barınması, konaklaması amacıyla tasarlanmış küçük boyutlu
mimari maket niteliÄŸinde konutlar ya da duvara oyulmuÅŸ yuvalar olarak
inÅŸaa edilmiÅŸ. KuÅŸ köÅŸkü, güvercinlik, serçesaray isimleriyle de anılan
eski binaların cephelerini kuÅŸevleriyle süslemek XVI. yüzyıldan
itibaren görülmeye baÅŸlayan bir yeniliktir. Binaların en çok güneÅŸ
alan, sert ve soÄŸuk rüzgârlardan muhafazalı cephelerinden yapılmıştır.
KuÅŸevlerinin en güzel örnekleri İstanbul’daki abidelerinde bulunsa da,
Anadolu’da Kayseri– Erkilet KurÅŸunlu Camii, Tokat Ulu Camii, Amasya
Sultan Beyazıd Kervansarayı, İshakpaşa Sarayı gibi eserlerde
rastlanmaktadır. KuÅŸevleri, yöre halkının güvercin sevgisi nedeniyle
Tokat, Niğde, Bursa, Tekirdağ, İzmir, Kırklareli, Urfa, Mardin,
Diyarbakır gibi Anadolu ve Rumeli’nin eski taÅŸevlerinin birçoÄŸunun
mimarisine girmiÅŸtir.
Kuşsarayı da denilen ve vakıf
kuÅŸevlerinin bazıları minareleri, yüksek kenarlı kubbeleri, hilal
biçimindeki alemleriyle birer selatin camiini andırmakta ve ince
iÅŸçilikleriyle dikkat çekmektedir. Türk–İslam sentezinin mimariye
hediyesi olan kuÅŸevleri Osmanlı’yı yakından izleyen yabancı misyon
temsilcilerinde de hayranlık uyandırır. Hayvan sevgisinin mimaride
ulvileÅŸtirilmesinin bir kültür haline gelmesini yakından izleyen ve
1550’lerde görev yapan dönemin Avusturya Sefiri Busbeck, Osmanlı’daki
bu kuÅŸ sevgisini sefaret notları arasına “Türkiye’de her ÅŸey
insanileÅŸmiÅŸ, her katı yumuÅŸamıştır. Hayvanlar bile...” sözleriyle
kaydetmiÅŸtir.
FATİH UĞUR
15.06.2002 /TURKUAZ
...........................................

KUŞEVLERİ
Kimileri
‘niÅŸ’ içinde, kimileri eski ve tarihi yapılarımızın köÅŸelerini
tutuvermiÅŸ, ‘KuÅŸevleri’… Tamamen insana özgü yardımseverliÄŸin
tasarımlanmış halinin biçimlendiÄŸi, “KuÅŸevleri… Binalara amaçlandığı
iÅŸlevselliÄŸin ötesinde sahici ve kalıcı bir etkiyle hoÅŸluk katan
“KuÅŸevleri”… Onlarca renkli fotoÄŸraf ve ingilizce/türkçe metin..
Mimar/yazar Cengiz BektaÅŸ’ın yıllar süren araÅŸtırması BileÅŸim Yayınevi
tarafından kitaplaştırıldı.
(…)
İnsanın cümle yaratılmışla
Dengede,
Sevgi ilişkisinde olması
Günümüzde
Her zamankinden daha
Önemliyken,
Bunca sevgisizliÄŸe,
Bunca yalnızlığa,
Bunca yabancılaşmaya
İtilişimiz neden?
Hiçbir çıkar gözetmeksizin,
Yalnızca karşısındakini
Korumak istediÄŸinden doÄŸan
“KuÅŸ evleri” üzerinde
düÅŸünmek bize kimi
unuttuklarımızı
anımsatabilir.
KUSEVLERI
| KUŞ EVLERİ VE KUŞLAR |
|
( 2 Votes )
| < Önceki | Sonraki > |
|---|







