Geçen hafta 9 Ağustos 2010 günü Gaziantep Üniversitesi Atatürk Kültür Merkezi’nde bir etkinliğe katılmıştım. Haftanın kitabı ve yazısını bu katıldığım toplantı belirledi. Türkiye-Suriye Bölgelerarası İşbirliği Programı kapsamında Gaziantep Üniversitesi tarafından yürütülen “Halep’te Osmanlı Döneminde İnşa ve Tadil Edilen Mimari Eserlerin Envanteri” projesi sonucunda ulaşılan bilgi ve fotoğraflardan oluşan kitap ve belgesel filmin tanıtım toplantısına yetiştim. Projenin koordinatörü Akademisyen Halil İbrahim Yakar projenin ve kitabın hazırlanma sürecini, kitabın gelecekteki muhtemel fonksiyonlarından ana hatlarıyla açıklamalarda bulundu. Toplantı Protokol konuşmalarının dışında, kitabın hazırlanmasında emeği geçenlere plaket verilmesi, hazırlanan belgeselden kısa bir takdim sunulması ve toplantıya katılanlara kitap ve belgeselin hediye edilmesiyle sona erdi.






Oğuzhan Saygılı[*]
Geçtiğimiz yıllarda yayımlanan[1] eserin yazarı -gazeteci Zeynel Lüle’nin dedesi- Ali (Metin) Çavuş, 3 Temmuz 1919 yılından 1925’e kadar Mustafa Kemal Paşa’nın emir başçavuşu olarak neredeyse geceli gündüzlü, birçok tarihi olayın tanığı olarak Paşa’nın yanında bulunur. Bahse konu olan dönem itibariyle merhumun hatıraları 1962’de Yeni Gün gazetesinde Selim Kemal Keydul’un imzasıyla “Erzurum’dan Ankara’ya Adım Adım Mustafa Kemal” başlığıyla tefrika edilir. 1967’de Ziya Oranlı’nın “Atatürk’ün Şimdiye Kadar Yayınlanmamış Anıları” isimli eser olarak, 2000’li yıllarda Murat Bardakçı’nın yönetiminde çıkan Hürriyet Tarih ekinde yazı dizisi “Ali Çavuş’un Anıları” olarak yayımlanır. Daha önceki yıllarda muhtelif boyut ve içerikte yayımlanan bu hatıralar gazeteci Zeynel Lüle tarafından tekrar gözden geçirilip bazı eklemeler yapılarak 2008 yılında yayın dünyasında yerini alır.
“Dünya Nüfusunun İktisat Tarihi”, “Yelken ve Top”, “Fatihler, Korsanlar ve Tüccarlar”, “Akdeniz Dünyasında Para, Fiyatlar ve Medeniyet”, “Silahlar ve Avrupa Sömürgeciliği” gibi Türkçeye çevrilen eserleriyle tanıdığımız, dünyaca ünlü, İtalyan iktisat tarihçisi Prof. Carlo M. Cipolla’nın önemli bir eseri hakkında bir şeyler yazmak istiyorum. Türkçeye çevrilen eserlerinin çoğunluğu gibi “Zaman Makinesi: Saat ve Toplum (1300–1700)” eseri de kendisi öldükten sonra Türk okurunun karşısına çıkabilmiştir.[1]
3359
0